YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4392
KARAR NO : 2021/7281
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.12.2016 tarih ve 2015/116 E- 2016/959 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.11.2019 tarih ve 2017/2530 E- 2019/2455 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 3 adet çeke dayalı olarak 12/03/2012 tarihinde başlattığı icra takibi üzerine tarafların 01/05/2012 tarihli protokol müvekkilinin…Devlet Hastanesi laboratuvar hizmeti alımı işini davalıya temlik edeceği, temlike karşılık olarak da müvekkilinin davalı ve davalıyla organik bağı olan bazı şirketlere vadesi gelen ve gelecek tüm borçlarını sona erdirmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin hizmet alım işini davalıya devrettiğini ve devirle birlikte müvekkilinin borçlarının sona ermesine rağmen davalının icra takibine devam ettiğini, icra dosyasından 138.642,32 TL tahsilat yaptığını ileri sürerek müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibe konu çeklerin müvekkiline iadesine, tahsil edilen tutarların tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan istirdadına ve asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız menfaat teminine yönelik olduğunu, protokolün takip konusu borcun sona erdirilmesine yönelik olarak düzenlenmediğini, icra dosyasına sadece takibe konu çeklerin bedeli olan 138.642,34 TL tahsilat yapıldığını, davacının protokolün yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen 01/05/2012 tarihli protokole göre ihale ile alınan işin davalıya devredildiği, bu devir karşılığında açık cari hesapta bulunan borçlar, ödenmemiş çekler ve vadesi gelmemiş çeklerin tahsile konulmayacağı, devrin gerçekleştiğinin de tarafların kabulünde olduğu, protokolün ifa yerine edim niteliğinde bulunduğu, protokol içindeki yan edimlerin bir kısmının yerine getirilmemesinin ayrı bir talep konusu olduğu, ana borç olan ihalenin devrinin gerçekleştirildiğini, protokole göre iadesi gereken çeklere dayalı takip yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 138.642,34 TL’nin davalıdan istirdadına, takibin kötüniyetli yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle de davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davacı tarafça davalının takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davacının istinaf istemlerinin reddine, davacının protokole konu sözleşme işini davalıya temlik ettiği anlaşıldığından ve mahkemece protokolün ifa yerine edim niteliği taşıdığı belirtilmek suretiyle uzman görüşünün zımnen benimsenmediğinden davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talebi yerinde olmadığı, ancak davacı taraf dava dilekçesinde protokolün c bendinde yer alan 36.000,00 TL’lik temlikle ilgili olarak icra dosyasında yapılan tahsilatlarla bu edimi yerine getirdiklerini ileri sürmüş, ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; söz konusu 36.000,00 TL kısım haricinde davacı tarafından yapılan ödemelerin iadesi gerektiği belirtilmiş olup, 36.000,00 TL’lik kısımla ilgili istirdat hükmünün kurulmasının yerinde olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin ise bu yönden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ile; 102.642,34 TL’nin davalı yandan istirdatı ile davacı yana iade edilmesine, bu miktarın 3.990,44 TL’lik kısma 19/11/2012 tarihinden itibaren, 2.527,12 TL’lik kısma 31/12/2012 tarihinden itibaren, 9.131,30 TL’lik kısma 26/02/2013 tarihinden itibaren, 27.393,90 TL’lik kısma 18/04/2013 tarihinden itibaren, 13.696,95 TL’lik kısma 28/06/2013 tarihinden itibaren, 33.427,34 TL’lik kısma 19/07/2013 tarihinden itibaren, 4.098,00 TL’lik kısma 24/10/2013 tarihinden itibaren, 4.014,79 TL’lik kısma 03/01/2014 tarihinden itibaren ve 4.362,50 TL’lik kısma 09/07/2014 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, takip kötü niyetli olmadığından % 20 kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, icra takibinden sonra yapılan ödemenin istirdat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı tarafından kendisi aleyhine başlatılan icra takibinden sonra yapılan sözleşme nedeniyle öngörülen borcunu davalıya ifa ettiğini ileri sürerek icra dosyasında kendisinden haksız tahsil edilen bedelin istirdatını talep etmiş, davalı ise, davacının sözleşme kapsamındaki diğer edimlerini yerine getirmediğini savunmuş olup, mahkemece davacının sözleşme kapsamında asli edimini yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince, davacının sözleşme kapsamında asli edimini yerine getirildiği gerekçesi isabetli görülmüş ancak davacının sözleşme kapsamında davalıya temlik etmesi gereken 36.000.- TL’lik bedelin ifa edilmemesi nedeniyle icra dosyasında ödenen miktardan düşülmesi gerektiği gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında bağıtlanan 01.05.2012 tarihli ”Protokol” başlıklı sözleşmenin a maddesindeki, davacının dava dışı devlet hastanesi cihazı bakım işine ait almış olduğu ihalenin davalıya temlik edilmesi edimi yerine getirilmiş ancak sözleşmenin c maddesindeki; davacı tarafından davalıya 36.000.- TL temlik edilmesi ve d maddesindeki; davacı tarafından davalıya 150.000.- TL’lik fatura verilmesi edimleri ifa edilmemiştir. Her ne kadar; sözleşmenin c ve d maddelerindeki edimler sözleşmenin a maddesindeki edim ile birlikte ifa edilmemiş ise de, sözleşmenin ağırlıklı asli edimini oluşturan a maddesindeki davacının dava dışı devlet hastanesi cihazları bakım işi ihalesini davalıya temlik edilmesi borcunun ifası karşısında, c maddesinde belirtilen 36.000.- TL’lik ikinci bir temlikin davalıya yapılmamasına rağmen, davalının temlik edilmesi gereken bu miktarın protokol kapsamında sona erdirilmesi gereken icra dosyasında davacının ödemiş olduğu miktardan indirilmesi de mümkündür. Bu durumda, henüz ifa edilmemiş olan sözleşmenin d bendindeki davacı tarafından 150.000.- TL’lik fatura düzenlenip davalıya verilmesi şeklindeki edimin, 6098 sayılı TBK’nın 97. maddesinde yerini buluna birlikte ifa kuralı göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve hatta davacının fatura düzenlenerek davalıya verilmesi borcunu ifa etmeyeceğinin anlaşılması durumunda da, düzenlenmeyen bu faturadan dolayı davalının herhangi bir zararı bulunup bulunmadığı tespit edilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4398 takip sayılı icra dosyasından dolayı borçsuzluğun tespiti ve tahsil edilen tutarların davalıdan istirdatına ilişkindir.
Davalı şirket tarafından davacı ve dava dışı şirket aleyhine üç ayrı çeke dayanılarak 15.03.2012 tarihinde toplam 147.324,49 TL bedel üzerinden kambiyo senetlere özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Takip devam ederken taraflar arasında, taraflara karşılıklı yükümlülükler yükleyen 01.05.2012 tarihli devir sözleşmesi protokolü imzalanmıştır. Protokolün (a), (b), (c) ve (d) maddelerinde düzenlenen yükümlülüklerden bir kısmı davacı tarafından yerine getirilmiştir. Ancak (c) maddesi uyarınca davalıya verilmesi gereken 36.000.- TL karşılığı temlik verilmemiş ve yine (d) maddesi uyarınca sözleşme gereği davalıya geçecek demirbaşlar için verilecek 150.000.- TL ve hastanede bulunan stoklarda dahil olmak üzere açık bulunan cari hesapları kapatmak için faturalar düzenlenip teslim edilmemiştir.
Protokolün (f) maddesinde a, b, c ve d maddelerinde belirtilen şartların aynı anda tümüyle gerçekleşmesinden sonra davalı şirketin, davacı ve dava dışı şirket adına başlatmış olduğu icra takibinden, haciz işlemlerinin tamamını kaldıracağı, işlem yapılan çeklerin iade edileceği hüküm altına alınmıştır.
Davacının da kabulünde olduğu üzere 36.000.- TL’lik temlik davalıya yapılmadığı gibi protokolün (d) maddesindeki yükümlülükte davacı tarafından yerine getirilmemiştir.
Tarafların protokolün yapılması sırasındaki iradesi protokolün yapılmasına yansıtılmış olup, tüm şartların aynı anda ve tamamen gerçekleşmesinden sonra takibin ve hacizlerin kaldırılıp ve çeklerin verileceğine ilişkindir. Davacının borcunu ifa etmesinden sonra takibin kaldırılacağı açıktır. Protokolde belirtilen bir kısım yükümlülükler davacı tarafından yerine getirilmeyince davaya konu icra takibine devam edilerek dosyaya çeşitli tarihlerde hacizler nedeniyle ödemeler girmiştir. Bu ödemelerin protokol kapsamındaki ödeme sayılması yerinde değildir. Bu nedenle serbest iradesiyle kararlaştırdığı yükümlülükleri yerine getirmeyen davalının açtığı davanın reddi gerekir. Zira karşılıklı yükümlülükler yükleyen sözleşmelerde bir tarafın diğerini ifaya zorlayabilmesi için kendi borcunu ifa etmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi yönünde kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın Çoğunluğun bozma kararına muhalifim.