YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4556
KARAR NO : 2021/7325
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.06.2018 tarih ve 2014/391 E. – 2018/724 K. sayılı kararın asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1380 E. – 2020/73 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketle davalı şirket arasında süregelen ticari alışveriş neticesi müvekkili şirket nezdinde davalı şirket aleyhine 382.089,56 TL cari hesap bakiyesi oluştuğunu, ihtarnameye rağmen borç ödenmeyince borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirket mezkur icra takibiyle talep edilen bedelin 293.967,34TL’yi dosyaya yatırdığını, bakiye 88.122,22TL’ye ise itiraz ettiğini, bu itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, icra takibinin konusu taraflar arasında devam edegelen ticaretin 16/09/2011 tarihine kadarki bakiyesi olan 382.089,56 TL olduğunu, icra takibine konu edilen meblağın bundan ibaret olduğunu, davalının 17/09/2011 tarihinden sonraki dönem için de müvekkiline cari hesap borcu bulunmakta olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip dosyasına itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; birleşen dava yönünden ise yetki itirazlarının olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesine atıf yapılan faturaların taraflarına tebliğ edilmediğini, taraflar arasındaki 01.01.2010 tarihli ticari şartlar anlaşmasında yer alan ciro primine ilişkin hesaplamanın bir önceki yıla göre asgari %10 oranına göre gerçekleşen ve bu oranı geçen ciro artışı tutarının %1’i oranında ciro priminin tahakkuk ettirilmesi biçiminde anlaşılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı 2009 yılının son dört ayında yapılmış cironun 2010 yılının tamamında, yani on iki ay süre ile yapılmış ciro ile mukayese edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, ”mağaza açılış bedeli” konulu 31.12.2010 tarihli faturanın Metro Yeni Mağazalar Açılış Anlaşmasına dayalı olarak düzenlendiğini, yani sözleşmenin imzalanmasından sonra ve sözleşmenin devamı süresince açılacak mağazalar için kararlaştırılan bir bedel olduğunu, sonuç olarak karşı tarafın faturalarda belirtilen mağazaların sözleşmenin imza tarihi olan 23.11.2010’dan sonra açıldığını ispat etmesi gerektiğini, karşı tarafın kullanılmayan wkz bedelini müvekkiline fatura edebilmesi için müvekkilinden kaynaklanan bir sebeple reklam bütçesinin kullanılmadığını ispatlaması gerektiğini, aradaki sözleşme yükümlerine aykırı olarak düzenlenen faturalar nedeniyle karşı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmeye çalıştığını savunarak birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-birleşen davada davacı vekili,müvekkili şirketin davacıya her hangi bir borcu bulunmadığını, davacının kendi kayıtlarına göre alacaklı görünmesinin nedeninin taraflar arasında imzalanan sözleşme/ sözleşmeler nedeniyle müvekkili şirket tarafından kesilen faturaların kendi hesaplarına kötü niyetli olarak işlememesinden ve ihtarname ile müvekkiline iade etmesinden kaynaklandığını, ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin alacağının bir kısmı taraflar arasındaki sözleşmeler gereği açılış bedelinin, reklam bedeli/bütçesi ve ciro primine ilişkin 2010 yılı sonunda kesilen faturalara dayandığını, müvekkili şirketin haklı alacağını taraflar arasında imzalanan “Satınalma Anlaşması” gereğince Tiryaki’nin kendinden olan alacaklarından re’sen takas mahsup etme hakkına sahip olduğunu, ancak Tiryaki tarafından açılan ikinci icra takibine, cebri icra baskısı altında, ödeme yapılmak zorunda kalındığından alacaklı olduğu bu miktarı dosyaya ödemek zorunda kaldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini ve kötüniyetli davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiş, birleşen dava yönünden ise; taraflar arasında önceden imzalanmış bulunan muhtelif sözleşmeler, mal alışverişleri, iade konusu mallar ve bu kapsamda kesilen faturalar çerçevesinde ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin karşı taraftan açılış bedeli alacağı bulunduğunu, bu alacağın dayanağının 23.11.2010 tarihli mağazalar açılış anlaşması olduğunu, davacı şirketin 2010 yılında yılda bir kez senelik ciro üzerinden %50 tutarında ödeme yapması konusunda tarafların anlaşmış olduklarını, karşı tarafın 2010 yılında … Market Mağazaları üzerinden 3.430.371,00 TL ciro yapmış olduğunu, taraflar arasında 01.01.2010 tarihli ”Ticari Şartlar” anlaşması gereğince senelik marketing bütçesi olarak 7.000 Euro kararlaştırıldığını, sözleşmede wkz olarak kararlaştırılmış bulunan bütçe ile ilgili 2010 yılı içinde harcama olmadığı taktirde harcanmayan tutarın satıcıya fatura edileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, o sene için 4.500 Euro harcandığından geriye kalan 2.500 Euro’nun KDV ile birlikte hesaplanan 6.073,71 TL’nin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ticari şartlar anlaşmasının 5.sayfa ilk cümlesinde ”2010 yılı ciro priminin %10 ciro artışına, %1 dinamik ” olacağı hususunun kararlaştırıldığını, bu bağlamda karşı tarafın 2009 ile 2010 ciro artışı tutarı olan 3.301.393,00 TL’nin %10’u üzerinden ciro primi ödemek durumda olduğunu, müvekkilinin diğer bir alacağının ise iade konusu mal bedeline dayandığını, müvekkili tarafından gönderilen mallar karşı tarafın iade almaktan imtina ettiğini, ancak iade hususunun taraflar arasında satın alma anlaşması ve ticari anlaşma gereğince açıkça kararlaştırılmış olduğunu, sonuç olarak müvekkilinin bahsi geçen bu alacaklarının taraflar arasındaki cari hesaptan düşülmesi durumunda müvekkili şirketin karşı taraftan alacaklı olduğunun görüleceğini ileri sürerek davalı tarafından başlatılan Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2012/14526 esas sayılı dosyasına yapılan 404.256,23 TL ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan delilleri bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı ile davalı arasında, davacının gıda maddesi satışına dayalı bir ticari ilişkinin olduğu ve taraflar arasında çeşitli sözleşmelerin imzalandığı, davacının üç adet faturadan kaynaklı bakiye cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine cari hesap alacağını dayanak göstererek, davalı aleyhine icra takibine geçtiği, davacı ile
davalının birbirlerine karşılıklı faturalar kestikleri, davalının sözleşmelerde belirtilen usulde ‘Açılış Bedeli’ alacağı, ‘Reklam (WKZ) Bedeli’ alacağı, ‘Ciro Primi’ adı altında faturalar düzenlendiği, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davalı tarafından düzenlenen ciro pirimi isimli faturaların hesap yönteminden kaynaklandığı, davalı dinamik ciro pirimi esasına göre faturaları düzenlediği ve buna göre yüksek miktarda fatura alacağının meydana geldiği, dinamik ciro pirimi üzerinden hesaplama yapıldığında davalının alacaklı konuma geçtiği, sitatik ciro pirimi esasında ise davacının alacaklı olduğu, sektör bilirkişisinin de görüşünde belirttiği gibi davalı sözleşmede dinamik ciro piriminin uygulanacağını belirtmiş ise de, bu hususun daha önceki benzer sözleşmelerde olduğu gibi davalı tarafından grafikler ile açıklanmadığı, davacının böyle bir pirimin ne şekilde hesaplanacağına ilişkin bir bilgisinin bulunmadığı, böyle bir uygulamayı kabul ettiğine dair bir belgenin de davalı tarafından dosyaya sunulmadığı dolayısıyla davalının dinamik ciro pirim esasına dayalı olarak hesaplama yaparak fatura düzenlemesinin doğru olmadığı, bu faturaların statik ciro pirimi esasına göre düzenlendiğinde davacının, davalıdan ¨52.060,78 alacaklı olduğu, davalı alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 16. İcra Müdürlüğü’nün 2012/11563 esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın ¨52.060,78 asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, davalı 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117’nci maddesine uygun olarak takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve belirli bir vade de olmadığından, takip tarihi itibariyle davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığından, işlemiş faiz talebinin reddine, birleşen davada davacı alacağının bulunmadığı dolayısıyla istirdadı gereken bir meblağın da bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine, asıl davada davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20’si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalının, davacının icra takibine kötü niyetle giriştiği hususu ispat edilemediğinden davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, istinaf hususlarından birincisinin 31.12.2010 tarihli ”hedefe bağlı ciro primi” faturası olduğu, Metro Gros Market.. Şti. fatura miktarınca ciro prim bedelini hak ettiğini ispat etmesi gerektiği, mahkemece sektör bilirkişi de dahil edilerek alınan 13.12.2017 tarihli kök rapor ile 20.03.2018 tarihli ek rapor ve farklı bilirkişi heyetinden alınan 21.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda da ciro prim alacağının talep edilebileceği şeklinde görüş bildirildiği, Ticari Şartlar Anlaşması incelendiğinde; anlaşmanın 22.04.2012 tarihli olduğu, Tiryaki Agro Gıda…A.Ş.’nin satıcı olarak, Metro Gros Market … Şti.’nin MCC olarak tanımlandığı, sözleşmenin 5. sayfasında “Açıklamalar” ibaresi altında geçerlilik başlangıcının 01.01.2010 olarak belirtildiği ve ”2010 yılı ciro primi %10 ciro artışına %1 dinamiktir” şeklinde ibarenin bulunduğu, yine aynı taraflar arasındaki Satınalma Anlaşması’nın 5.8. maddesinde yer alan düzenlemeye göre katılım bedeli, açılış katkı payı, reklam katkı payı, aktivite bedeli, wkz listeleme bedeli, ciro prim bedeli, satış teşviki vb. adı altındaki ödemelerin satıcının cari hesabında Metro tarafından resen mahsup edilmesini tarafların kabul ve taahhüt edeceğinin kararlaştırıldığı, 16.02.2014 tarihli bilirkişi raporu ile Metro Gros Market…Şti.’nin ticari defter incelemesi sonucunda dava tarihi itibariyle Metro… Şti.’nin Tiryaki Agro… A.Ş.’ye 31.854,37 TL tutarında borçlu olduğuna ilişkin görüş bildirildiği, 25.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda, Tiryaki Agro…A.Ş.’nin ticari defterlerinin incelendiği ve Tiryaki Agro…A.Ş.’de … Market…Ltd. Şti.’nden 91.050,85 TL alacaklı olduğu şeklinde görüş bildirildiği,
26.10.2015 tarihli üçlü bilirkişi heyeti raporunda ise her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle alınmış bulunan az yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları kül olarak değerlendirilerek hazırlandığı, söz konusu bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre, ciro artış primi hesaplanmış ve sonuç olarak 31.989,13 TL ciro prim alacağı bulunduğuna yönelik tespit yapıldığı, taraflar arasında 19.04.2010 tarihinde yürürlüğe giren satın alma anlaşmasının, 22.04.2012 tarihli ticari şartlar anlaşmasının ve 23.11.2011 tarihli Metro yeni mağazalar açılış anlaşmasının mevcut hükümleri değerlendirilerek Metro Gros Market … Şti. tarafından karşı yandan ciro prim alacağı talep edilebileceği sonucuna ulaşıldığı, 2009 yılında 128.978,00 TL olan satışların 2010 yılında 3.430.371,00 TL olduğu, 2009 yılındaki mağaza sayısı ile aynı nicelikte mağazanın 2010 yılı içinde baz alınması gerektiği, bu bazda %10 ciro artışı var ise 330.130,00 TL’lik ciro primi alacağının doğduğu bilirkişilerce ifade edildiği, 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporu ise sektör bilirkişinin de dahil edildiği yeni heyet tarafından hazırlandığı, bu raporda istinafa konu edilen 354.000,00 TL bedelli ”hedefe bağlı ciro primi” açıklamalı faturaya ilişkin irdeleme yapıldığı, taraflarca kararlaştırılmış olan bir önceki yıla göre cironun her %10 artışına %1 ciro primi verileceği şeklinde anlaşılması gerektiğinin vurgulandığı, yine bu raporda, Metro Gros Market… Şti.’nin ciro prim alacağı olarak 354.000,00 TL’ye nasıl ulaştığı hususunun anlaşılamadığı, talep edilen bu oranın sektör uygulamalarına ters olduğunun bildirildiği, 20.03.2018 tarihli ek raporda, itiraz dilekçesinde yer alan dava konusu prim alacağı faturası ile mukayeseye yarayacak 03.01.2012 tarihli 9.363,36 TL miktarlı faturanın dönem bilgisi, toplam ciro rakamı, mağaza bazında ciro rakamı gibi bilgilerinin yer almadığını, dolayısıyla dinamik usulde tanzim edilmiş ciro priminin ispat eder nitelikte bilgi içermediğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi çerçevesinde her seferinde dinamik ciro primi hesaplanmasına yol açacak şekilde bir teamül oluştuğunun söylenemeyeceği, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin bu husustaki kararının yerinde bulunduğu, 20.203,82 TL bedelli 624147-48-48 seri numaralı mağaza açılış bedeli açıklamalı faturanın irdelenmesinde; taraflar arasında 23.11.2011 tarihinde ”Yeni Mağazalar Açılış Anlaşmasının” akdedilmiş olduğu, söz konusu anlaşma hükümlerinin sözleşme süresince açılacak tüm mağazalar için olduğuna ilişkin ibarenin anlaşmada yer aldığı, sözleşme süresince açılacak mağazaların kapsamı içerisine sözleşmeden açık olan mağazanın girmemesi gerektiği, bu bağlamda 13.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, Metro… Şti.’nin ancak mağaza açılış bedeli açıklamalı faturaya İstanbul/Merter ve İzmir/ Çiğili için tanzim edilen tutarları konu edebileceği ve bu kapsamda Metro … Şti.’nin keşide edebileceği mağaza açılış bedeli açıklamalı faturanın toplamının 324.90 TL olacağına ilişkin değerlendirme yapıldığı, ”yeni mağaza açılış faturası” adı altında sözleşmenin düzenlenmesinden önceki tarihi kapsayacak nitelikte ücret tahakkuk ettirilebileceğinin kabulünün ancak bu hususun sözleşmede özellikle kaleme alınması durumunda mümkün olacağı bu nedenle asıl dava davalısı-birleşen dava davacısının bu hususlardaki istinaf başvurusunun da yerinde görülmediği, diğer istinaf istemlerinden biri de 6.073,71 TL bedelli, 624150 seri numaralı, ”WKZ” bütçesi açıklamalı fatura olduğu, 2.04.2010 tarihinde akdedilmiş ”Ticari Şartlar Anlaşması”nın 6. sayfasında, satıcıdan kaynaklanan sebeplerle sene başında üzerinde anlaşılan ”WKZ” bütçesinin harcanmaması durumunda üzerinde anlaşılan ”WKZ bütçesi satıcıya fatura edilecektir” şeklinde düzenleme bulunduğu, sözleşmenin bahsi geçen metninden anlaşılacağı üzere; …… Şti.’nin satıcı Tiryaki … A.Ş.’nin kusurlu davranışından kaynaklı olarak söz konusu faturayı keşide etmiş olması gerektiği, Metro … Ltd. Şti.’nin 2010 yılı için üzerinde mutabakata varılmış ”WKZ” bütçesinin tamamının Tiryaki… A.Ş.’nin kusurundan kaynaklı olarak kullanılamadığını, bu sebeple kullanılamayan kısmın faturaya yansıtıldığını ispat etmesi gerektiği ancak Metro … Şti.’nin bahsi geçen hususu ispata yeterli belge ve bilgi sunmadığı, Metro …Şti.’nin herhangi bir hizmet vermeden ”WKZ” bütçesinin kalanını bu şekilde faturaya yansıtması mümkün görülmediği bu nedenlerle de asıl dava davalısı-birleşen dava davacısının bu hususlardaki istinaf başvurusunun da yerinde görülmediği, taraflar arasında akdedilen sözleşme şartları kapsamında bakiye borç miktarı borçlu tarafından tespit edilebilir nitelikte olup, asıl davaya konu alacak bu anlamda likit olduğu bu sebeple davalı- birleşen davacı vekilinin esas dosya yönünden icra inkar tazminatı kapsamında yapmış olduğu istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca, davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.677,39 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınmasına, 22/12/2021tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.