YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4597
KARAR NO : 2020/3583
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2013 tarih ve 2013/84-2013/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının icra takibine yaptığı yetki itirazını kabul etmediklerini, takip konusu senetlerde ve çeke konu olan faturada Torbalı İcra Dairesi ve Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının alacaklısı dava dışı … olan 09.10.2010 ve 24.10.2010 vade tarihli iki adet senedi kefil sıfatıyla ödemek zorunda kaldığını, ayrıca 09.07.2010 tarihli davacıya ait Yaras Metal isimli firmadan aldığı oturma grubu ve değişik mobilyalar için kesilen 109157 sıra nolu faturadaki bedelin ödenmediğini, Torbalı’da gerçekleşen ilgili alışverişin alınamayan bedelinin de takip konusu yapıldığını belirterek takibe itirazın iptaline, takip konusu alacağın % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili icra dairesinin ikamet adresi olan Silifke olduğunu, davacıya borcu olmadığını, …’e olan borcunu ödediğini, dava dışı …’in işyerinde çalışan …’nın hesabına senet ve çeke karşılık olan borcunu gönderdiğini, senet ile çekin kendisine gönderilmesi için dava dışı …’in abisi… tarafından davacıya teslim edildiğini fakat davacının bunu art niyetli kullanıp tahsile koyduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve icra takip dosyasına göre 6100 sayılı HMK gereğince yetki sözleşmesinin sadece tacirler arasında yapılabildiği, usul hükümlerinin derhal uygulanacağı, 6100 sayılı HMK’nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim mahkemesi olduğunun düzenlendiği, davalının yerleşim yerinin Silifke olduğu, yetkili mahkemenin Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2012/10304 esas 2012/14129 karar sayılı 02.10.2012 tarihli ilamı ile “ davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması nedeniyle mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisi konusunda karar verilmesi gerekirken mahkemenin yetkisizliğine karar vermesi bozmayı gerektirmiştir” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 6100 sayılı HMK gereğince yetki sözleşmesinin sadece tacirler arasında yapılabildiği, usul hükümlerinin derhal uygulanacağı, İİK’nun 50. maddesi gereğince takip hususunda 6100 sayılı HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağı, HMK’nın 6. maddesi gereğince genel yetkili icra dairesinin davalının yerleşim yerininin bulunduğu icra dairesi olduğu, davalın yerleşim yerinin Silifke olduğu, dolayısıyla yetkili icra dairesinin Silifke İcra Dairesi olduğu gerekçesiyle yetkiye yapılan itirazın kabulü ile Torbalı İcra Dairesi’nin yetkisiz olduğuna, Silifke İcra Dairesi’nin yetkili olduğuna dair karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK. 67/1 maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibine konu alacak bir miktar para borcuna ilişkin olup, icra takibi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 73. maddesine göre borç bir miktar paradan ibaret ise para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğinden söz konusu madde uyarınca alacaklının ikametgahı mahkemesinin yetkili olması sebebiyle mahkemece davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının reddine karar verilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.