Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4614 E. 2020/3587 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4614
KARAR NO : 2020/3587
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.05.2014 tarih ve 2013/309-2014/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı … vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı … arasında akdedilen nakdi tarım kredi sözleşmesine davalı …’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın katedilerek davalı borçlular hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı asıl borçlu …’e ilgili kredi sözleşmesi gereğince çek karnesi verildiğini, iki adet çekin hamilleri tarafından bankaya ibraz edildiğini, 5941 sayılı Çek Yasası gereğince çek hamillerine ödenen alacaklarının bulunduğunu, ayrıca nezdinde bulunan 1 adet çek karnesi bedelinin nakdi olarak depo edilmesi gerektiğini belirterek davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, takip konusu tebligattan yalnızca ödeme emri çıktığını sözleşme ve eklerinin bulunmadığını bu nedenle borcun neden kaynaklandığını ve hangi sözleşmeye dayandığını bilmediklerini, davalının kefil konumunda olduğunu ve usulüne uygun temerrüde düşürülmeden icra takibine girişildiğini bu yüzden takibin hükümsüz olduğunu, temerrüt faizi talep edilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, bankaya asıl borçlu tarafından yapılan ödemelerin mahsup edilmediğini, asıl borçluya ait müşteri senetlerinin tahsil için bankada bulunduğunu ancak bankanın zamanında protesto işlemi yaptırmadığını ve senetleri asıl borçluya iade etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, genel kredi sözleşmesini … ile birlikte müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan …’in de kendi temerrüdünün sonuçları ile borçtan müteselsilen kefalet limiti ile sorumlu kabul edildiği, alacağın davalı …’e kullandırılan tarım kredisi tutarı ile davacı bankanın çek hamillerine ödediği iki adet çek ve iadesi sağlanamayan bir adet çekin garanti tutarlarının toplamından oluştuğu, takip tarihi olan 05/06/2013 tarihi itibariyle davacının talep edilebilir alacağının 44.075,00 TL asıl alacak, 751.47 TL akdi faiz, 2.892,40 TL, 182,19 TL BSMV, 415,08 TL masraf olmak üzere 48.315,93 TL olduğu buna ilaveten 1.045,00 TL gayri nakdi depo talep edilen çek bedeli ile birlikte 49.360,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davalı … müteselsil kefil olarak yer almaktadır.Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin,kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir”.Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısı ile yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle kefalet sözleşmesi geçersizdir.Bu nedenle davalı … hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’e iadesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.