YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4637
KARAR NO : 2020/4140
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.04.2019 tarih ve 2019/108- 2019/131 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davalı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Alacağını temlik eden davacı banka vekili, davalının bankadan aldığı kredi kartının kullanılmasından doğan borçların ödenmediğini, hesabın kat edildiğini bildiren ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, bankaya borcun ödenmesine rağmen kendisine ibraname verilmediğini savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulü kararı, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının birikmiş kredi kartı borcunun yapılandırılması için sözleşme yapıldığı, borcun ödenmediği, bankanın takip ile talep edilen miktarda alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kredi kartı alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu alacakla ilgili olarak taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca icra takibinden önce davalının kredi kartları borcunun yeniden yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu banka kayıtları yerinde incelenmeksizin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi yetersizdir. Mahkemece bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile banka kayıt ve defterleri yerinde incelettirilmek suretiyle, davalının yapılandırma sözleşmesine uyup uymadığı tesbit edilerek şayet davalı yapılandırma sözleşmesine uymadığı tesbit edilir ise bu durumda, 5464 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek, borç miktarı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.