Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4809 E. 2021/3058 K. 30.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4809
KARAR NO : 2021/3058
KARAR TARİHİ : 30.03.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.10.2019 tarih ve 2015/1128-2019/888 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacıdan aldığı 200.000.-TL’lik ve 400.000.-TL’lik ödünç karşılığında SGK’dan olan alacaklarını temlik ettiğini, temliklerin noterden yapılmış olmasına rağmen davalının temliklere itiraz ederek ödemeleri durdurduğunu, alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının öncelikle temliklere dayanan alacağının sebebini açıklaması gerektiğini, Atabay Şirketler Grubu’nun finans bölümü çalışanlarından olan …’un davalının SGK’dan olan alacaklarını sahte noter temliknameleri ile üçüncü kişilere temlik ettiğini, şirket yetkilisi olmadığı halde şirket kaşesini kullanarak şirket adına sahte bonolar düzenlediğini, yapılan suç duyurusu üzerine …’un tutuklandığını, noter hakkında da ceza davası açıldığını, davalının davacıdan para almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, önceki kararın davayla ilgili ceza yargılamasının beklenmesi gerektiği yönüyle bozulduğu, ceza yargılamasının beklenmesine dair karar verilmiş ise de davaya konu temliknamelere ilişkin isnatlar yönünden beraat kararının bozularak dava zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verildiği, ceza yargılamasının beklenmesi ara kararından dönüldüğü, davalı şirket kayıtlarında ne borç paraya ilişkin ne de temliknamelere ilişkin kayıtların bulunmadığının belirlendiği, elden borç para verdiğini mevcut dosya kapsamındaki delilleriyle ispat edememiş olan davacı yönünden dava dilekçesinde sair deliller olarak yer vermesi ve dava tarihi olan 14.07.2005 yılı itibariyle HUMK.’un yürürlükte olması dikkate alınarak davacı vekiline 600.000.-TL borç alınmasına ilişkin yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunun sorulduğu, davacı tarafça HMK. 226/1-c maddesi gereğince yemine konu olamayacak vakıalardan olduğundan bahisle yemin deliline başvurmadıklarının
belirtildiği, davacının, 600.000.-TL tutarında davalı tarafa borç verdiğini ispat edemediği, davacının takibinde kötüniyetli olduğuna ilişkin bir kanaat de oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.