Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4822 E. 2020/5026 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4822
KARAR NO : 2020/5026
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10.12.2018 tarih ve 2018/448-2018/1017 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 05.05.2011 tarihli makina alımını konu alan sözleşme uyarınca makinanın 04.07.2011 tarihinde davalı borçlu şirkete teslim edildiğini, davalının 18.10.2011 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğunu, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun biçimde yapılmadığını, bu sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklarının tahsili için başlattıkları icra takibinin itiraz ile durdurulduğunu belirtip, 64.000,19 TL asıl alacak, işlemiş faiz ve diğer eklerine yönelik itirazın iptaline, asıl alacağın sözleşme gereği ödenmesi gereken 15/09/2011 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilip, alacağın % 40’ı oranında inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye konu makinanın bir çok parçadan oluştuğunu, davacının bu makinayı çalışır halde kurup davalıya teslim etmediğini, 18.10.2011 tarihli ihtar ile davacıdan sistemi çalışır hale getirilmesini istediklerini, davacının bu isteklerini yerine getirmediği için makinanın çalışır hale getirilmesi amacı ile üçüncü kişiden 25.000,00 Euro karşılığı hizmet aldıklarını, davacıya daha önce yapılan ödemeler ve makinanın çalışır hale getirilmesi için üçüncü kişiye yapılan ödeme dikkate alındığında davacıya borçları kalmadığını belirtip, davanın reddine ve alacağın % 40’ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2015/10055 E. 2016/4116 K. sayılı, 07.03.2016 tarihli kararı ile ” Taraflar arasındaki uyuşmazlığın dava konusu fatura bedelinin KDV’si ve makinanın 12 adet akış ölçer parçalarının dava dışı Enelsan firması tarafından değiştirilmesi nedeni ile ödenmek zorunda kalınan bedelden kaynaklanmaktadır. Davalı sonradan KDV bedeli icra dosyasına 07.03.2013 tarihinde ödemiş olduğundan uyuşmazlık değişen parça masrafı yönünden sürdürülmüştür. Makinanın davalıya teslim edildiği dosya içeriğinden anlaşılmakta ve makinanın 12 adet akış ölçer parçalarının dava dışı Enelsan firması tarafından değiştirilmiş olduğu ve önceki parçalara bir değer biçilerek masraftan düşüldüğü raporlar alınmıştır. Mahkemece iki kez bilirkişi raporu alınmış ve her iki rapor yönünden de ek raporlar alınmıştır. Her iki kök ve ek bilirkişi raporlarında dava konusu makinanın sözü edilen parçalarının ayıplı olduğu gerekçesi ile değiştirildiğine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamakta, aksine değiştirilen parçaların orjinal olduğu ve kullanıcının makinaya uygun solüsyon kullanmaması nedeni ile parça değişiminin gerçekleştiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporundaki bu görüşün değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı da gözetilmeksizin eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. “gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının sözleşmeye konu makinayı sözleşme hükümlerine uygun biçimde kurulumunu yaparak davalıya teslim ettiği, makinalarda ayıp ve eksiklik bulunmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davalının bedelden sayılması gerektiğini belirttiği 12 adet parça değişimine ilişkin giderin davalının uygun solüsyon kullanmamasından kaynaklandığı, bu değişim bedelinin davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, davalı tarafından yapılan ödeme toplamı ve icra takibi ile talep edildiği belirtilen asıl alacağın 61.695,00 TL olduğuna ilişkin davacı beyanı ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulu gerektiği, davacı alacağının davalı tarafından hesaplanması mümkün olup, haksız itiraz nedeni ile davacının alacağına ulaşması geciktirildiği için icra takibinin başlatıldığı tarihte yürürlükte olan İİK’nın 67. maddesindeki % 40 oranı esas alınarak hüküm altına alınan miktarın %40’ı oranında inkar tazminatının davalıdan alınması gerektiği, fazla miktar yönünden davacı icra takibi yapmakta haksız olmakla birlikte kötü niyetli olarak icra takibi yapıldığı kanıtlanamadığı için davalının koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.170,32 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.