Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4824 E. 2020/5025 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4824
KARAR NO : 2020/5025
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/06/2017 tarih ve 2016/480 E- 2017/339 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine – esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 15/10/2018 tarih ve 2018/122 E- 2018/1555 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalıya satılan 160 paket glifosat OPA emtiasının, Şangay’dan yüklendiğini, davalıya teslim edildiğini, bedelinin ödenmediğini, 29.12.2015 tarihli ihtarın sonuçsuz kaldığını, Mersin 5. İcra Müdürlüğü’nün 2015/566 esas sayılı dosyasında başlatılan takibe itiraz üzerine takibin durduğunu iddia ederek, davalının itirazının iptaliyle takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin yabancı olup takip ve dava için teminat yatırması gerektiğini, takip alacağı belgelerin tercümelerinin ödeme emrine eklenmediğini savunarak takibe itirazları doğrultusunda davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 14.03.2015 ve 28.03.2016 tarihli konişmentolar ile Şangay Limanı’ndan yüklediği glifosat OPA’yı Mersin Limanı’nda borçluya teslim ederek iki adet fatura düzenlediği, faturaların davalı defterlerinde yer aldığı, ancak teslim ispatlanmış olmasına rağmen davalının fatura bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, Çin Menşei ülkeler arasında karşılıklı teminat aranmayacağı ve ifa yeri Mersin Mahkemeleri’nin yetkili olduğundan davalının teminat ve yetki itirazlarının yersiz olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle, itirazın iptali isteminin kabulüne, alacak faturaya dayanıp likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, (1) bilirkişi raporuyla takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun, bu durumda fatura içeriğinin davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, kaldı ki davalının faturaların defterlerinde kayıtlı olmadığı ya da muhteviyatını almadıklarına ilişkin herhangi bir savunmasının da bulunmadığı, ancak ödeme olgusunu ispat edemediği, davalının icra takibinde icra müdürlüğünün yetkisine de itiraz ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ifa yerinin Mersin olduğu, bu sebeple davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafın icra takibinde alacaklı olan şirketin teminat vermek zorunda olduğunu ve bu şirketin alacağını Çin ülkesindeki diğer bir şirkete temlik etmiş olmasının teminattan muafiyeti gerektirmediğini, davacı tarafa borcu olmadığını savunduğu, icra takibini Yaunker Chemical Ltd. Şti.’nin başlattığı, daha sonra 23.05.2016 tarihinde alacağın Çin ülkesinde bulunan davacı şirkete temlik edildiği, Çin ülkesi ile aramızdaki hukuki, ticari ve cezai konularda adli yardımlaşma anlaşmasının 28.09.1992 tarihinde imzalandığı, her ne kadar icra takibi başlatan şirketin bulunduğu ülke itibariyle adli yardımlaşma anlaşması imzalanmamış ise de, takip konusu alacağın temliki nedeniyle temlik alan şirketin tabii olduğu Çin ülkesi ile ülkemiz arasında adli yardımlaşma anlaşması olduğundan davacı alacaklının anlaşmanın 16. maddesi uyarınca dava masrafları için ayrıca teminat vermekle yükümlü olmayacağı gibi yargı masrafını da ülkemiz vatandaşlarıyla aynı şartlar ve kapsamda ödeyeceği, bu hükümlerin hükmi şahıslar hakkında da uygulanacağı, bu durumda temlik alan ve Çin ülkesine tabii şirketin gerek icra takibinde gerekse eldeki itirazın iptali davası açması sırasında teminat yatırmasına gerek olmadığı, öte yandan davalının icra takibinde ödeme emrinin iptali için Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/50 esas sayılı dosyasında dava açtığı, ancak dava tarihi itibariyle icra takibinin ayakta olduğu, İcra Hukuk Mahkemesi’nce yargılama sonunda ödeme emrinin iptaline karar verilse dahi sadece yeniden ödeme emri tebliği gerekeceği, takibin geçerliliğini etkilemeyeceği, bu sebeple İcra Hukuk Mahkemesi’ne açılan davanın sonucunun beklenmesi gerekmediği, davalının bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, (2) davacının dava dilekçesinde, takip konusu asıl alacak olan 90.000,00 USD’nin dava tarihindeki döviz kuru üzerinden değeri olan 276.066,00 TL’yi harca esas değer olarak gösterdiği, faize ve ferilere yönelik itirazın iptalinin istenmediği, ilk derece mahkemesince taleple bağlılık nazara alınarak davalının icra takip dosyasındaki asıl alacağa yönelik itirazının iptaline karar vermek gerekirken talep aşılarak faiz ve ferileri de kapsama alınmak suretiyle itirazın iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulünün gerektiği, sonuç olarak yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle resen ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile hükmün (1) numaralı bendinin kaldırılarak yerine “davanın kabulüne, davalının Mersin 5. İcra Müdürlüğü’nün 2016/566 esas sayılı takip dosyasında asıl alacak miktarı olan 90.000,00 USD’nin takip tarihindeki TL kuru üzerinden 272.142,00 TL’lik kısmına vaki itirazın iptaline, icra takibinin bu miktarda asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD cinsinden mevduata uygulanan yıllık faiz ve alacağın fiili ödeme gününde Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı ile icra giderleri, vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek tarzda devamına,” ibaresinin yazılması gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, resen ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/480 esas ve 2017/339 karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının Mersin 5. İcra Müdürlüğü’nün 2016/566 esas sayılı takip dosyasında asıl alacak miktarı olan 90.000 USD’nin takip tarihindeki TL kuru üzerinden 272.142,00 TL’lik kısmına vaki itirazın iptaline, icra takibinin bu miktarda asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarınca USD cinsinden mevduata uygulanan yıllık faiz ve alacağın fiili ödeme gününde Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı ile icra giderleri, vekalet ücreti ile birlikte tahsiline imkan verecek tarzda devamına, asıl alacağın takip tarihindeki TL kur karşılığı olan 272.142,00 TL’nin % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacı yandan yabancılık unsuru nedeniyle teminat alınmasının gerekmediğine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin, bu yöne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davası, İİK’nun 67. maddesinde düzenlenmiş kendine özgü bir dava türü olup, icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçluya gönderilen ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edilmesi bu dava için özel bir dava şartı olarak öngörülmüştür. Eldeki itirazın iptali davasının konusunu oluşturan Mersin 5. İcra Müdürlüğü’nün 2015/566 esas sayılı takip dosyasında gönderilen ödeme emri, Mersin 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/379 esas ve 2018/518 karar sayılı ve 13.09.2018 tarihli kararı ile iptal edilmiş, İcra Hukuk Mahkemesi’nce verilen işbu karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 04.03.2019 tarihinde onandığı gibi karar düzeltme istemi de 24.06.2019 tarihinde red edilmiştir. Bu durumda usulüne uygun bir ödeme emri ve itiraz bulunmamakta olup, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek İcra Hukuk Mahkemesi’nde dava konusu icra takibine ilişkin yürütülen davanın sonucu beklenilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkeme sonucu beklenmeksizin yeniden ödeme emri düzenlenebileceği yönünde farazi gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2 maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.