YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/485
KARAR NO : 2020/4803
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.01.2018 tarih ve 2016/370 E- 2018/2 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.10.2019 tarih ve 2018/1553 E- 2019/1081 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin et ve et ürünlerinin üretim ve satışıyla iştigal eden sektörde öncü kuruluşlardan biri olduğunu, “DOYUM” asıl unsurlu tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ise “ASDOYUM” ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, yine markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-7506 sayılı kararının iptaline, tescil edilmiş ise 2014/82922 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin kurubakliyat, et ve süt ürünleri üretimi ve satışı ile uğraştığını, davaya konu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak “ASDOYUM” ibaresi olduğunu, davacının asli unsuru “PINAR” ibaresi olan markalarında kullandığı “DOYUM” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, taraf markalarının iltibas yaratacak derecede benzer olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davaya konu marka başvurusu ile davacının tescilli markaları arasında aynılık veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı, davalının “ASDOYUM” ibareli başvurusu ile davacının “PINAR DOYUM” ibareli tescilli markaları arasında 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” ile 30. sınıfta yer alan “Makarnalar, mantılar, erişteler, pastacılık ve fırıncılık mamülleri” bakımından görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markalarında “DOYUM” ibaresinin ön plana çıktığı, “PINAR” ibaresinin ise davacının çatı markası olarak yer aldığı, diğer mallar yönünden ise markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2016-M-7506 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2014/82922 başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 29. sınıftaki “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri” ile 30. sınıfta yer alan “Makarnalar, mantılar, erişteler, pastacılık ve fırıncılık mamülleri” bakımından YİDK kararının iptaline, bu mallar yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 05.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.