Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4888 E. 2021/1098 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4888
KARAR NO : 2021/1098
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.06.2017 tarih ve 2014/470 E. – 2017/482 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı … Ltd. Şti. ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 31.10.2018 tarih ve 2017/2161 E. – 2018/1696 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalı … Ltd. Şti. ve birleşen davada davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalılardan Arsaş Petrol Ürünleri ve … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacı ile davalı … Ltd. Şti. arasında 01.08.2008 tarihli bayilik ve satış sözleşmesi akdedildiğini, davalının doğmuş borç bakiyesinin 10.05.2011 tarihi itibariyle 250.033,25 TL olarak tespit edildiğini, bu alacağın 125.000,00 TL’sinin rehinle teminat altına alınması nedeniyle 125.033,25 TL alacağın tahsili için Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2011/10326 esas sayılı takip dosyasından takibe geçildiğini ve takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptali ile % 40’dan az olmamak üzere inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacı ile imzalanan cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle ihtarname tebliğ ile alacağın muaccel olamayacağını, borç bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya konu alacağın kalan rehinle teminat altına alınan kısmı için Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2156 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini iddia ederek itirazın iptali ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
Birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime elverişli ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla davacı toplam alacağının 220.044,18 TL olarak belirlendiği, bu miktarın 125.000,00 TL’lik kısmının birleşen davaya konu olduğu, bu sebeple kalan 95.044,18 TL bakımından asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, birleşen davaya gelince, birleşen davaya konu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin dayanağının iki adet ipotek olduğu, bu ipoteklerden birincisinin davalı … tarafından verildiği ve 45.000,00 TL bedelli olduğu, diğer ipoteğin ise … tarafından verildiği ve 80.000,00 TL bedelli olduğu, davalı …’ın ipotek limiti olan 45.000,00 TL ile sorumlu bulunduğu, diğer ipotek veren …’in 2005 yılında vefat ettiği ve ancak takibin birden fazla mirasçı bulunmasına rağmen tek mirasçı … aleyhine başlatıldığı, bu şekilde takip ve dava şartının gerçekleşmediği, asıl ve birleşen davada kabul edilen alacakların likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın 95.044,18 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti. ve … yönünden 45.000,00 TL üzerinden kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı asıl ve birleşen davacı vekili ile asıl davada davalı … Ltd. Şti., birleşen davada davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti ve … vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava dosyası içeriğine göre ilk derece mahkemesi kararının esas ve usul yönünden yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davacı vekili ile asıl davada davalı … Ltd. Şti., birleşen davada davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti ve … vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı … Ltd. Şti., birleşen davada davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı … Ltd. Şti., birleşen davada davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti ve … vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin, asıl davada davalı … Ltd. Şti., birleşen davada davalılar Arsaş Petrol Ürünleri Ltd. Şti ve …’dan alınarak asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.174,81 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı … Ltd. Şti. ve birleşen davada davalı …’dan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.