Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4890 E. 2021/1135 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4890
KARAR NO : 2021/1135
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.11.2018 tarih ve 2018/707-2018/1089 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmakla hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı … ve oğlu küçük …’in, Şener Tur. San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortakları olduğunu, davalının 08.10.2003 tarihli protokol ile iki ayrı icra takibi yapıp, şirketten çok büyük tahsilat gerçekleştirdiğini, takibe dayanak 08.10.2003 tarihli protokoldeki sözde alacağın kabulünün mümkün olmadığını, belirterek icra takibine konu alacaktan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile tahsil edilen bedelin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 08.10.2003 tarihli protokolün şirketin nakit olarak sıkıntıya düşmesi ve davalıdan borç alınması sonucu düzenlendiğini, icra takip dosyasında yapılan işlemlerle ilgili olarak …’in bilgi sahibi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, İİK’nın 361. maddesindeki “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği, yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır” düzenlemesi gereğince borçlunun müracaatı halinde fazla tediye edilen para icra müdürlüğünce alacaklıdan geri alınacağından, borçlu yanın istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2009/18814 esas sayılı dosyasından alacaklıya fazla tediye edildiği tespit edilen 1.188.647,36 TL’nin geri alınması halinde bakiye meblağın sıra cetvelinde 2. sıraya alınan Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü’nün 2010/16072 E.
sayılı dosya alacaklısı davalı …’a ödenmesi, geriye para artması halinde ise bu meblağın da 3. sıraya alınan Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün 2009/9897 E. sayılı dosya alacaklısı dava dışı …’a ödenmesi gerektiğinden bu yönüyle de davacının istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut uyuşmazlık,
Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/18814 E. Sayılı dosyasında 554.404.00 TL asıl alacak üzerinden, davalı tarafça davacı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, kesinleşen takip sonucu davacıya ait villanın satılması suretiyle dosya borcunun 2.049.216.50 TL olarak ödenmek suretiyle tahsil edildiği, oysa takip dayanağı 08.10.2003 tarihli protokolün, davacı şirketten mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak düzenlendiği, protokole dayalı olarak davalının davacı şirketten alacağının bulunmadığı iddiasıyla davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasında tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece 28.01.2016 tarihli kararla “Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/18814 sayılı takip dosyasında davacının davalıya 574.525.97 TL borçlu olduğunun tespiti ile icra dosyasına fazladan yatırılan 1.474.690.53 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairenin (Kapatılan 19. H.D) 17.11.2016 tarihli kararı ile “Dava, icra dairesince fazla (mükerrer) tahsil edildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Bu durumda mahkemece İİK 361. Maddesi hükmü üzerinde durulup, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle diğer temyiz itirazları incelenmeksizin yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak, hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilerek yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum.
6100 sayılı HMK 114/1-h maddesinde dava şartı olarak düzenlenen hukuki yarar, madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korumaya değer bir yararının bulunmasıdır. Davacı, mahkemeye başvurup bir ilam almadan, başka bir yol ile de hakkına aynı güvenle kavuşabilmekte ise dava açmakta hukuki yararı yoktur.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
Dairenin 17.11.2016 tarihli bozma ilamında, davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin sadece İİK 361 maddesi kapsamında kalan alacak yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı bozmaya konu edilmiş, menfi tespit davası ile icra müdürlüğünün kabulünde bulunmayan istirdat bölümü yönünden Dairece bir karar verilmemiştir.
Bu halde Dairenin 17.11.2016 tarihli bozma ilamının davalı yönünden, tüm davaya yönelik olmak üzere usule ilişkin kazanılmış hak oluşturması mümkün değildir.
Nitekim, davacı takip dosyası dayanağı 08.10.2003 tarihli protokolün, davacı şirketten mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak düzenlendiğini iddia ederek bu belgeye dayalı takip yönünden menfi tespit davasını açmış olup derdest menfi tespit davasının İİK 361. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi mümkün değildir. Bu durumda menfi tespit davası açmakta, davacının elbetteki hukuki yararı bulunmaktadır. Davacının menfi tespit istemine konu talebine, ilam almadan, başka bir yol ile ulaşması mümkün değildir.
Diğer taraftan, bozma öncesi mahkemece yapılan yargılamada, davacının istirdadı gereken alacak tutarının 1.474.690.53 TL olduğu mahkemece kabul edilmiş olup, yargılama sırasında icra müdürlüğünce bu miktardan 1.000.000.00 TL’nin fazladan tahsil edildiği bildirilmekle fark 474.69.53 TL’nin iadesi icra müdürlüğünün kabulünde olmadığından istirdat davası yönünden de İİK 361. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, istirdat davası yönünden de dava açmakta davacının hukuki yararı bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının menfi tespit ve istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunması nedeniyle, Daire bozma ilamının yanılgılı değerlendirilmesi soncu davanın reddine karar veren yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yerel mahkeme kararını onayan sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.