Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4908 E. 2021/1320 K. 17.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4908
KARAR NO : 2021/1320
KARAR TARİHİ : 17.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.12.2018 tarih ve 2018/256-2018/1406 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davalı banka vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı temlik eden vekili Av…. ile davalılardan Türkiye Garanti Bankası A.Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket yetkilisince verilen 29.04.2009 tarihli vekaletnameye istinaden davalı …’ın dava dışı … ile birlikte davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesaplarından çift imza ile para çekmeye yetkili olduğunu, ancak davalı …’ın vekaletnamesindeki yetkiyi aşarak tek imza ile değişik tarih ve miktarlarda toplam 495.000.-TL’yi şirket hesabından çektiğini, çekilen bu paranın davacı şirket adına harcanmadığını, davalı bankanın gözetim görevini ihmal ederek, diğer davalı ile birlikte davacıyı zarara uğrattığını, bu zarar tutarını tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile % 40 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, dava ve takip konusu paranın davacı şirketçe verilen vekaletnameye istinaden davalı … ve dava dışı … isimli vekillerin her ikisinin birlikte şubeye gelmesi ve birlikte dekontu imzalaması üzerine ödendiğini, davalı bankanın olayda kusurunun bulunmadığını, davacının bu işlemden dolayı doğan zararından ötürü adı geçen vekillere karşı husumet yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın takip dosyasındaki alacağın 209.450,00 TL’lik kısmını temlikname ile … isimli şahsa temlik ettiği halde takip konusu yapılan alacağın tamamı üzerinden dava açtığını, oysa temlik edilen 209.450,00 TL yönünden davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davacının söz konusu işlemlere uzun süre ses çıkarmaması, itiraza konu işlemlerden sonra sayısızca işlem yapması ve bu işlemlere herhangi bir itirazının olmaması karşısında davacının yapılan işlemlere icazet verdiğinin kabulünün gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davalının, davacı şirketten alacaklı olup, davacıya borcu bulunmadığını, davalının davalı bankadan muhtelif tarihlerde yüklü miktarda para çektikten 7 ay sonra bu paranın şirket işlerinde kullanılmadığı iddiasının kötüniyetli olduğunu, çekilen bu paranın davacı şirket adına kullanıldığını savunarak davanın reddi ve % 40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı şirketten alacağın 209.450,00 TL’sini temlik alan … bakımından verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleştiği, bu davacının temlik aldığı 209.450,00 TL yönünden yeniden değerlendirme yapılmadığı, davacı şirkete ait 285.500,00 TL paranın davalı … tarafından tek imza ile işlem yapılarak davacı şirket hesabından çekildiği, bu eylemin davalı … tarafından da kabul edildiği, verilen çift imza koşullu vekaletname gereğinin yapılmadığı, bu nedenle davalı … ve işlemi yapan davalı bankanın sorumluluğunun doğduğu, paranın …tarafından davacı şirket adına kullanıldığının da ispatlanamadığı ve alacak yargılamayı gerektirdiğinden İİK 67. madde koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın 285.500,00 TL alacak üzerinden davanın kabulü ile icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Karar davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı …Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı …Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14.575,51 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı banka’dan alınmasına, 17.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, davacı şirketin davalı bankadaki hesabından para çekme için çift imza ile davalı … ve dava dışı …’ın müştereken yetkili kılınmalarına rağmen, davalı, …’ın çektiği 495.000.00 TL’nin davalılardan tahsili istemi ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
495.000,00 TL alacağın, genel haciz yolu ile davalı borçlulardan tahsili istemi ile 18.01.2010 tarihinde davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibine, davalı borçluların vaki itirazları üzerine 01.03.2010 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmış olup, dava ikamesinden sonra Beşiktaş 6. Noterliğinin 03.03.2010 tarih 10223 no’lu temliknamesi ile davacı alacaklı 495.000,00 TL alacağından 209.450,00 TL’sini …’…K. 162. maddesi gereğince temlik etmiş, Dairenin 29.05.2013 tarih 2013/5832 – 9913 sayılı bozma ilamı üzerine HMK 125. maddesi gereğince davaya iştiraki sağlanan temlik alanın davayı takip etmemesi nedeniyle yerel mahkemenin 12.02.2014 gün ve 2013/ 249 esas, 2014/ 26 karar sayılı kararı ile temlik alan … yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, … yönünden verilen karar taraflarınca temyiz edilmediğinden, karar bu yönü itibariyle kesinleşmiştir.
Davalı bankadan usulsüz çekilen davacıya ait paranın 495.000,00 TL olduğu iddiası ile icra takibi yapılmış ve vaki itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ise de, davacı usulsüz çekilen paradan 209.450,00 TL’nin …’e temlik etmiştir.
Alacağın temliki 6098 sayılı TBK 183 – 194. maddelerinde düzenlenmiş olup, alacaklının bir borç ilişkisinde doğan alacağını borçlunun rızasına gerek olmadan bir sözleşmeye dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesidir. Alacağın devri ile alacak hakkı bunu devralan üçüncü kişiye geçmektedir. Böylece devralan daha önce devredene ait olan alacak hakkını kesin olarak kazanmakta, tasarruf yetkisini elde etmektedir. Alacağı devralan, alacaklının temsilcisi değil bizzat alacaklısı olmaktadır.
Somut uyuşmazlık yönünden, dava konusu alacaktan 209.450,00 TL davacı tarafından …’e devredildiğinden bu kısım üzerinde davacının tasarruf yetkisi kalmamış, yetki temlik alan …’e geçmiştir.
Dosya içeriği ile, davalı …’ın tek başına yetkisi olmadığı halde davalı bankadan çektiği para 200.000 USD olup, davalılar bu miktardan davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Ancak davacı, yetkisiz şekilde çekilen paradan 209.450,00 TL’yi temlik ettiğinden, davalıların sorumluluğunda bulunan 200.000 USD den, temlik edilen 209.450,00 TL’nin mahsubu ile bakiyesine hükmedilmesi gerekirken, temlik olunan kısmın gözardı edilerek ve bu bölüm üzerinde davacının tasarruf yetkisinin bulunduğu kabul edilerek 200.000 USD karşılığı TL’nin tamamına hükmolunması TBK 183 vd. maddelerine aykırıdır.
Yerel mahkemece verilen kararın açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekirken, davalının bu yöndeki temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.