YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4941
KARAR NO : 2021/1953
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/03/2017 tarih ve 2016/243 E- 2017/204 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 25/03/2019 tarih ve 2017/855 E- 2019/367 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Gürkon Çelik Yapı İnş. San. A.Ş. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından kefil olarak imzalandığını, kullanılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlattığı takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibine devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının dava dışı asıl borçlu şirket hisselerini devrettiğini, borçtan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kefilin tek taraflı irade beyanı ile kefaletten vazgeçemeyeceği, hisse devri ile kefalet ilişkisinin bittiğinin söylenemeyeceğini, TBK 599. maddedeki koşulların gerçekleştiğine dair dosyada bir kanıt bulunmadığı, davalının sözleşmedeki kefalet limitinin 1.250.000,00 TL olduğu, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar hesap hareket tablolarında belirtilen faiz oranının %50 fazlası alınarak bulunan orana göre hesaplanan 196.499,36 TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 1.446.499,36 TL üzerinden davalının sorumlu olduğu ve davacının davada BSMV talebi bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, itirazın bu miktar üzerinden iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 19. maddesinde davacı bankanın fiilen uyguladığı faiz oranının %50 fazlası ile temerrüt faizi talep edilebileceğinin düzenlendiği ancak davacı bankanın ticari sır gerekçesiyle fiilen uyguladığı faiz oranlarını bildirmediği, davacı bankanın faiz genelgelerine göre faiz talep edemeyeceği, bankanın bilirkişinin hesapladığından daha yüksek temerrüt faizi hesaplanması gerektiğine dair iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı banka vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 03.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.