YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4945
KARAR NO : 2021/3117
KARAR TARİHİ : 31.03.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 11/01/2019 tarih ve 2017/638- 2019/22 sayılı karar davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmiş, 21.05.2019 tarihli ek karar ile davacı vekilinin süre yönünden temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile tekstil malzemesi alım konusunda anlaşmaya varıldığını, davacı tarafından peşinat olarak 22.03.2007 tarihinde 62.100,00 Euro ve 25.04.2007 tarihinde 125.000,00 Euro olmak üzere toplam 187.100,00 Euro bedel ödendiğini, ilk teslimatın bunun üzerine yapılarak davalı tarafından davacıya 27.04.2007 tarihli 176.696,00 Euro bedelli faturanın düzenlendiğini, bu faturadaki malların 02.05.2007 tarihinde teslim alınarak müvekkili tarafından İtalya’daki müşterisine satıldığını,satın alınan 15.744 adet Fred Perry marka t-shortün taklit olduğunun davacıya bildirildiğini, durumun davalıya telefonla ve elektronik posta ile bildirilerek ayıp ihbarında bulunduğunu, davalı şirket temsilcisinin adı geçen ürünleri geri alabileceğini ve bedellerini iade etmeye hazır olduğunu beyan ettiğini, bu arada davacının davalıdan alarak müşterisi olan İtalyan firmasına sattığı mallara İtalyan makamları tarafından sahte marka oldukları gerekçesi ile el konulduğunu, davalıya bu malların iadesinin fiilen imkansız hale geldiğini, davalının sahte t-short nedeniyle zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek 15.744 adet t-short için davalıya ödenen bedelden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Euro’nun davalıdan istirdadına, ayrıca peşinat olarak ödenen ve karşılığında mal alınmayan sebepsiz olarak davalının uhdesinde kalan 10.404,00 Euro’nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte iadesine, davacının elde edeceği kardan yoksun kaldığı kısım için şimdilik 5.000,00 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı 10.04.2008 tarihli talep açıklama dilekçesi ile el konulan malların bedeli olarak davalıya ödenen 187.100,00 Euro’nun 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 Euro’sunun, yoksun kalınan kar olarak tane başı 6,00 Euro’dan İtalyan müşteriye sattığı toplam ürün bedeli olan 94.464,00 Euro’nun 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 Euro’sunun tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacı ile aralarında ticari bir ilişki olmadığını, davacıya hiç mal satmadığını ve ödeme almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı şirketin şu an ve fatura tarihinde ki yetkili temsilcilerinin isticvap edilerek beyanlarının alındığını, fatura üzerinde atılı imzanın kendilerine ait olmadığını ve davacıdan mal almadıklarını beyan ettiklerini, davacı, davalıdan satın alınan malların ayıplı olduğundan bahisle zararının tazminini talep etmiş daha sonrasında ise sebebsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 187.100 Euro’nun davalıdan tahsilini talep etmiş (aradan yaklaşık 10 yılın geçmesi kimin tarafından imzalandığı belli olmayan, tespiti artık mümkün olmayan fatura sebebiyle, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde) ise de, davalının aradaki satım ilişkisinin kabul etmediği, buna göre davacının aradaki akdi ilişkiyi kanıtlayamadığı, zira ihracat ve gümrük belgelerinin sunulamadığı, aradaki satım ilişkisinin ispatlanamadığı, o tarihteki şirket temsilcisinin faturadaki imzanın kendisine ait olmadığı, faturanın içeriği konusunda herhangi bir bilgisinin olmadığı şeklinde beyanları da gözönüne alındığında davacının akdi ilişkiyi ispatlayacak başkaca herhangi bir yazılı belge de sunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 21.05.2019 tarihinde ek kararla davacının süresinde temyiz isteminde bulunmadığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez verilen ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece verilen karar davacı vekiline 16.4.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, yasal sürenin sonu resmi tatil olan 01.05.2019 tarihine tekabül ettiğinden, son gün 02.05.2019 tarihi olacaktır. Davacıda temyiz dilekçesini 02.05.2019 da vermiş olduğundan davacının temyizini süresinde yapmış olduğu kabul edilmeden davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen ek kararın bozularak, davacı vekilinin karara karşı yaptığı temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir
2- Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece uyulan önceki bozma kararlarında proforma fatura altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı yönünde inceleme yapılması gerektiğine işaret edilmesine rağmen mahkemece farklı gerekçe oluşturmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemece verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın bozularak temyiz isteminin incelenmesine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.