Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4946 E. 2021/2314 K. 11.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4946
KARAR NO : 2021/2314
KARAR TARİHİ : 11.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28.03.2019 tarih ve 2018/239 E. – 2019/164 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Karaman 1. İcra Dairesi’nin 2008/2528 esas numaralı dosyasında 12 adet faturaya dayalı olarak davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının toplam tutarı 158.878,35 TL olan 7 adet fatura yönünden akdi ilişkiyi inkar ederek, 29.308,50 TL miktarlı faturanın çekle ödendiğini belirterek, diğer faturalar yönünden ise 38.016,00 TL miktarlı fiyat farkı faturası düzenlendiğini savunup kendilerinin alacaklı olduğundan bahisle takas mahsup iddiasında bulunarak takibe itiraz ettiğini iddia ederek davalının itirazının iptaline ve % 40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 7 adet faturaya konu emtianın teslim edilmediğini, bu faturalar yönünden davacı ile aralarında akdi ilişki de kurulmadığını, 29.308,50 TL tutarındaki fatura bedelinin mevcut cari hesaba bağlı olarak müşteri çekleri ile ödendiğini, 4 adet fatura bedelinin ise kendilerinin mukabil olarak gönderdikleri 38.016,00 TL bedelli fiyat farkı faturası bedeline mahsup edildiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yargılama aşamasında alınan 14.07.2009 tarihli bilirkişi raporunun davacı tarafın ticari defterleri üzerinde, 13.08.2009 tarihli raporun ise davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak oluşturulduğu, bunların dışında diğer raporların dosya üzerinden tanzim edildiği, bu sebeple defter üzerinde yapılan inceleme ile tanzim edilen iki rapor esas alınarak kanaat oluşturulduğu, bununla birlikte raporların hiçbirisinin tek başına hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ancak faturaların ve ödemelerin tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı konusunda mevcut raporlardan faydalanıldığı, buna göre takip konusu 17.01.2008 tarihli, 10.174,68 TL miktarlı, 23.01.2008 tarihli 40.608,00 TL miktarlı, 28.01.2008 tarihli, 9.720,00 TL miktarlı, 01.02.2008 tarihli, 48.114,00 TL miktarlı, 01.02.2008 tarihli, 50,63 TL miktarlı, 04.02.2008 tarihli, 28.409,40 TL miktarlı ve 09.02.2008 tarihli, 21.801,64 TL miktarlı 7 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, 25.12.2007 tarihli 29.308,50 TL miktarlı, 11.01.2008 tarihli, 2.497,62 TL miktarlı, 21.01.2008 tarihli, 3.333,00 TL miktarlı, 24.01.2008 tarihli, 1.404,00 TL miktarlı ve 25.01.2008 tarihli, 1.355,23 TL miktarlı faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 05.02.2008 tarihli ve 38.016,00 TL bedelli fiyat farkı faturasının davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu durumda davacının kendi defterlerinde yer alan ancak davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 7 adet fatura ile ilgili emtianın teslim edildiğini HMK’nın 200. maddesi uyarınca kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, bu faturalarla ilgili davalı tarafın imzasını taşıyan sevk irsaliyesi düzenlenmemesi karşısında davacı tarafından delil olarak dayanılan sipariş formları, nakliye fişleri, taşıma senetleri ve nakliye faturalarının teslim işlemini ispat için yeterli olmadığı, davalının takibe ve davaya konu bu 7 adet faturadan dolayı borçlu olmadığı, davalı tarafından düzenlenen 05.02.2008 tarihli, 38.016,00 TL bedelli fiyat farkı faturasının hukuki dayanağının olmaması ve davacı tarafından iade edilmiş olması karşısında davalının bu fatura ile ilgili takas-mahsup iddiasının yerinde görülmediği, buna göre davacının her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan 5 adet faturadan dolayı davalıdan 37.898,35 TL alacağı bulunduğu, davalının ödeme iddiasının değerlendirilmesinde ise davalı tarafından bu 5 faturaya istinaden bire bir çek düzenlemediği, ancak davalının defterlerindeki kayıtlara göre davacı tarafından düzenlenen 5 adet faturadan hemen önce 08.12.2007 tarihi itibariyle davacıya 121.051,47 TL borçlu olduğu bundan sonra ise takip tarihine kadar 5 adet faturadan dolayı 37.898,35 TL ve takip konusu yapılmayan 04.01.2008 tarih ve 198.24 TL miktarlı faturadan olmak üzere toplam 159.148,06 TL borcunun olduğu, 08.12.2007 tarihinden takip tarihine kadar davalı tarafından davacıya çeklerle 140.988,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemeden 5 adet faturadan önceki borç miktarı olan 121.051,47 TL ve takip konusu yapılmayan 198,24 TL miktarlı fatura bedeli ödendikten sonra kalan 19.738,29 TL’nin 25.12.2007 tarihli 29.308,50 TL miktarlı faturaya mahsuben yapıldığının kabulü gerektiği, buna göre davacının davalıdan 25.12.2007 tarihli 29.308,50 TL miktarlı faturadan kaynaklanan bakiye 9.570,21 TL, 11.01.2008 tarihli faturadan kaynaklanan 2.497,62 TL, 21.01.2008 tarihli faturadan kaynaklanan 3.333,00 TL, 24.01.2008 tarihli faturan kaynaklanan 1.404,00 TL ve 25.01.2008 tarihli faturadan kaynaklanan 1.355,23 TL olmak üzere toplam 18.160,06 TL alacağı bulunduğu, davalının takipten önce temerrüde düşmediği, alacağın yargılamayı gerektirdiği, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Karaman 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/2558 esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın 18.160,06 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdiren 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 929,51 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 3.040,70 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.