YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4964
KARAR NO : 2021/2348
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.10.2016 tarih ve 2014/365 E. – 2016/755 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 10.05.2019 tarih ve 2017/2964 E. – 2019/1037 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı ile davalı arasında mal alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğunu, cari hesap üzerinden faturalandırıldığını, davalının vadesi geçmiş ve muaccel olan borçlarını ödemediğini, bu nedenle icra takibi başlattığını, davalının 25.027,12 TL borcu kabul edip kalan kısma itiraz ettiğini, davacının davalı borçludan 271.798,27 TL alacağının bulunduğunu belirterek ihtar tebliğinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; açılan davanın dayanaksız olduğunu, davalının sözleşmeye uygun olarak düzenleyip davalıya gönderdiği faturaları davacının ticari defterlerine işlemediğini, bu nedenle kendisini alacaklı çıkardığını, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği faturaların dayanağı olan belgeleri ibraz etmesi gerektiğini, belirterek davanın reddi ile %40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı taraf bir kısım faturaları sözleşme gereğince düzenlediğini bildirmiş ise de bu faturaların imzalanan sözleşme kapsamında olmadığı, ticari teamüller gereğince bu fatura bedellerinin davacıdan istenemeyeceği, davalının düzenlediği faturalardan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak değerlendirilen ve iptal edilmesi gerekenlerin toplamının 160.236,49 TL olduğunun tespit edildiği, bu miktardan davalının yaptığı 4.929,19 TL ödeme düşüldüğünde davacı alacağının 155.307,30 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, cari hesap bakiyesinin 269.992,23 TL olarak hesaplandığı, bu miktardan davacı tarafın ihtarnamelerle itiraz ederek iade ettiği davalı faturaları toplamı (ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında kabul edilmesi gerektiği şeklinde açıklama bulunan) 49.753,60 TL ile icra dosyasına ödenen, ancak davacı kayıtlarına eksik olarak işlendiği tespit edilen 4.929,19 TL’nin mahsubundan sonra davacının alacağının 215.309,40 TL olarak hesaplandığı gözönüne alınarak bu miktar üzerinde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekirken, mahkemenin hataya düşerek davalı tarafın iptali gereken faturalarından, bu miktarları düştükten sonra sonuca ulaşması yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 215.309,40 TL alacağın 27.12.2011 tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 11.030,84 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 949,79 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 11.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.