Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4965 E. 2021/2322 K. 11.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4965
KARAR NO : 2021/2322
KARAR TARİHİ : 11.03.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.03.2017 tarih ve 2017/99 E. – 2017/269 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/1506 E. – 2019/1251 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2021 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacılar aleyhine kambiyo senetlerine dayalı takip yaptığını, takip dayanağı bononun davacıların yetkili temsilcisi oldukları lehtar kooperatif lehine miktar ve tarih haneleri açık olarak düzenlenen ve kooperatif üyeleri için teminat olarak düzenlenen senet olduğunu, bononun lehtar kooperatif temsilcilerinin cirosu ile davalıya verilmediğini, senet arka yüzündeki kooperatif kaşesi üzerindeki imzaların kooperatif temsilcisi olan davacılara ait olmadığını ileri sürerek, davacıların takip nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının ve davalı şirketin meşru hamil olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların takip dayanağı bononun keşidecisi olduklarını, davalının, senedi lehtar kooperatiften ciro yoluyla devralan meşru hamil olduğunu savunarak, davanın husumetten ve esastan reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, davacıların dava konusu bononun keşidecisi oldukları, keşideci imzalarının inkar edilmediği, lehtar dava dışı kooperatif imzasının inkar edildiği, davacıların asaleten lehtar sıfatı olan kooperatif adına menfi tespit talep edemeyecekleri, davacıların taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu bononun keşidecilerinin davacılar olduğu, keşideci imzalarının inkar edilmediği, TTK 677. maddede düzenlenen imzaların istiklali prensibi gereği lehtar imzasının geçersizliğinin davacı keşidecilerin sorumluluğunu etkilemeyeceği, dava konusu bonoda lehtar imzası sahte olsa dahi ciro zincirinde kopukluk bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davalının bonoda ciro yoluyla yetkili hamil olduğu, mahkemece davanın esastan reddi gerekirken usulden reddinin yerinde olmasa da davalı tarafın temyizinin bulunmaması nedeniyle bu hususa değinilmekle yetinildiği, davanın reddi kararının sonucu itibariyle yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle dava konusu senetle ilgili davacı iddiasının Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1510 Esas ve 2018/363 Karar sayılı dosyada yeterince incelenmiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 11.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.