YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4997
KARAR NO : 2021/3201
KARAR TARİHİ : 01.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11.10.2017 tarih ve 2014/921 E. – 2017/1038 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.05.2019 tarih ve 2018/661 E. – 2019/327 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 03.08.2013 tarihli mal alım sözleşmesi yapıldığını, davacının sözleşmeye istinaden davalıya bir adet araç devrettiğini, davalı için dava dışı banka lehine ipotek tesis edildiğini, iki adet 80.000 TL bedelli çek verilip ödendiğini, sekiz adet 25.000’er TL bedelli sıralı çek verilip vadesi gelen çeklerin ödendiğini, davalının ise üzerine düşen edimi yerine getirmeyip davacıya mal teslim etmediğini ileri sürerek, davalıya ödenen çeklerin, davalıya devrolunan araç ve davalı için tesis edilen ipotek bedelinin davalıdan tahsilini, ödenmeyen çekler yönünden borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, ödemeye yönelik teslim edilen çeklerin avans olarak verildiğinin davacı tarafça yazılı olarak ispatlanması gerektiği, taraflar arsındaki sözleşmede ipotek tesisine yönelik hüküm bulunmadığı, sözleşmeye göre devredildiği iddia edilen aracın davalıya değil dava dışı …’e satıldığı, bu kişinin davalı ile ilgisinin tespit edilemediği, davacı defterlerinin davacı aleyhine delil teşkil ettiği, davacı tarafça davalıya hangi malın teslimi için ne zaman başvuruda bulunulduğunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında demir ve beton alım sözleşmesi düzenlendiği; bu sözleşmede araç tesliminin sonra yapılacağının, iki adet dairenin teslim edileceğinin ve sekiz adet keşide tarihleri yazılı çekler ile ödeme yapılacağının düzenlendiği, aracın davalıya devredilmediği, iki adet toplam 80.000,00 TL ödemenin sözleşme tarihinden sonra yapıldığı, çeklerin avans olarak verildiğinin yazılı delille ispatlanamadığı, dava konusu çeklerin sözleşmenin kurulduğu anında verildiğinin ispatlanamadığı, çeklerin ödemeye yönelik olarak verildiğinin kabulü gerektiği, iki taşınmaz için ipotek tesis edilmesi nedeniyle bedelin iadesine yönelik talebinden vazgeçildiği, davalı tarafça bu istem yönünden davanın takip edilmediği, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, bakiye ipotek bedelinin tahsiline ilişkin talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer alacak kalemlerine ve menfi tespit istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari alım satım sözleşmesinden dolayı avans olarak verilen çekler ile avans araç bedelinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat talebine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 03.08.2013 tarihli sözleşmenin “Not:2” başlıklı kısmında “Malzeme istenildiğinde sevk edilecektir.” hükmünün yer aldığı görülmekle, araç devrinin ve çeklerin avans mahiyetinde verildiği anlaşılmaktadır. Mevcut halde aracın davalı talimatıyla üçüncü kişiye devredildiğini ispat yükü davacı üzerinde ise de alınan avanslara mahsuben mal teslimatının yapıldığının ispat yükü davalıda olup Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ yapılan davalının hiçbir aşamada malı teslim ettiği savunmasında bulunmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesi davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.