Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5067 E. 2021/3206 K. 01.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5067
KARAR NO : 2021/3206
KARAR TARİHİ : 01.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.06.2018 tarih ve 2011/462 E- 2018/538 K. sayılı kararın asıl ve birleşen-davada davacılar vekili ve asıl ve birleşen- davada davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.10.2019 tarih ve 2019/756 E. – 2019/1304 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen-davada davacılar vekili ve asıl ve birleşen-davada davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacıların murisi … vekili; dava dışı … Müşavirlik Müh. Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirketin taşınmazı üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, menkul rehinleri alındığını, ayrıca teminat amaçlı olarak davalı bankaya kambiyo senedi verildiğini, muris …’un kambiyo senedinde aval veren olduğunu, davalı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi, rehnin paraya çevrilmesi ve kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takip başlattığını, icra takibi sırasında davalı bankanın dava dışı kredi borçlusu şirketin alacaklı sıfatıyla başladığı 2006/10141 sayılı icra takip dosyasındaki alacağa 2008/10854 sayılı kambiyo takibi dosyasından iştirak haczi uygulanmışken daha sonra davalı bankanın bahsi geçen alacak haczini fek ettiğini, 2006/10141 sayılı takip borçlusu tarafından takip için ödenen paranın aynı gün davalı bankaya yatırıldığını, kambiyo takibi borçlusu …’un 2006/10141 esas sayılı takipteki iştirak haczinin kaldırılması nedeniyle haciz uygulanan bedel yönünden kefalet borcunun azalmasının önünde geçildiğini, banka tarafından yapılan haczin fekki işleminin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerden tahsil edilen satış bedellerinin de 2008/10854 sayılı takibe bildirilmemesi nedeniyle …’un sorumlu tutulduğu miktarın azaltılmadığını, davalı bankanın icra dosyalarındaki alacaklarının tamamını diğer davalıya temlik ettiğini, ödemeler nedeniyle davalılar arasında geçerli bir temlik sözleşmesi ve davalı bankanın alacağının bulunmadığını ileri sürerek alacağın temliki sözleşmesinin hükümsüzlük nedeniyle iptalini, davacının 2008/10854 sayılı takip nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitini, davalılar aleyhine tazminata hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili; asıl davada ileri sürdüğü iddiaları tekrarla, asıl davada alınan bilirkişi raporu ile temlik tarihi itibarıyla tespit edilen banka alacak miktarı ile dava konusu icra takip dosyasında talep edilen alacak miktarı arasında 3.557.021,92 TL fark bulunduğunu, asıl davada 2.448.441,86 TL yönünden borçlu olunmadığının tespiti davası açıldığını, anılan bedeller arasındaki fark bedel olan 1.108.580,06 TL yönünden de davacıların borçlu olmadığını ileri sürerek davacıların icra takibi nedeniyle davalıya 1.108.580,06 TL daha borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı …Ş. vekili; dava konusu 2008/10854 sayılı icra takibi başlatıldıktan sonra dava dışı borçlu şirketin yapılandırma talebi doğrultusunda davalı bankaya haricen kredi geri ödemesi yaptığını, yeni yapılan ödeme planı doğrultusunda işlerine devam etmesi amacıyla 2006/10141 sayılı takipteki iştirak haczinin fek edildiğini, ödemenin icra dairesine yapılan ödeme niteliğinde olmadığını, alacağın temlikinde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, başlatılan takiplerin tahsilde tekerrür olmamak kaydını içerdiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı … vekili; davalının, diğer davalı banka ile anlaşarak bankanın tüm alacaklarını temlik aldığını, alacağın temliki sözleşmesi doğrultusunda alacağını tahsil etmeye çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacı banka ile dava dışı Seçkin Ltd. Şti arasında tanzim edilen genel kredi sözleşmesinin davacıların murisi …’un müteselsil kefil olarak imzaladığı, ayrıca kredi sözleşmelerinin teminatı olarak tanzim edilen dava konusu bononun da aval sıfatıyla imzalandığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından asıl borçlu ile kefiller aleyhine dava konusu bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi, ipoteğin ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla olmak üzere üç ayrı takip yapıldığı, bunlardan bir kısım tahsilat yapıldığı; asıl borçlunun alacaklı olarak dava dışı 3. şahıs hakkında yaptığı 2006/10141 sayılı takipten dolayı yapılan tahsilatların masraflar düşüldükten sonra Seçkin .. Ltd.Şti. tarafından tahsil edildiği, bu aşamada davalı bankanın temlik sözleşmesi ile 2008/10854 sayılı takip dosyası ile birlikte dava dışı diğer iki icra takibindeki tüm alacaklarını davalı …’e temlik ettiği ve bu davalı tarafından takiplere devam edildiği, yapılan temliknamenin yasal şekil şartlarına uygun olması nedeniyle davacıların temliknamenin geçersiz olduğu ve iptaline yönelik taleplerinin yerinde olmadığı, dava tarihi itibariyle tüm takip dosyaları için yapılan tahsilatlar çıkarıldığında davacıların toplam 322.515,17 TL dava konusu takipten dolayı borçlarının bulunduğu, borçlu olunmadığı talep edilen miktardan borçlu olunan miktar çıkarıldığında bakiye kalan kısım yönünden davanın kabulü gerektiği, davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı, birleşen davada diğer davalı … yönünden yönünden ise menfi tespit davası devam ederken icra müdürlüğünce yapılan yeni tarihli kapak hesabına göre davalı … aleyhine tekrar dava açılmasında davacıların hukuki menfaati bulunmadığı, asıl ve birleşen davada davadan önce alacağın davalı …’e temlik edilmesi nedeniyle davalı bankanın davada taraf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı banka aleyhine açılan davanın usulden reddine, davalı … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacıların davalıya 2.125.926,69 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı aleyhine talep edilen tazminat isteminin reddine, birleşen davada davalı banka aleyhine açılan davanın usulden reddine, davalı … aleyhine açılan davanın hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine, davacılar aleyhine talep edilen tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, muris …’un dava açıldıktan sonra vefat ettiği, davaya mirası reddetmeyen mirasçılar tarafından devam edildiği, …’un davalı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefil ve bankaya verilen bonoda avalist olduğu, kredi borcundan doğan alacağın banka tarafından üç farklı takip yolu ile tahsiline başlandığı, daha sonra alacağın davalı …’e temlik edildiği, menfi tespit talep edilen 2008/10854 sayılı takipte davalı bankanın alacaklı sıfatının kalmadığı, asıl ve birleşen davada davalı banka yönünden sıfat yokluğu nedeniyle davanın usulden reddinin yerinde olduğu, davalı bankanın takibi kötü niyetli olarak başlattığının ispatlanamadığı, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede asıl davadaki menfi tespit talebi nedeniyle yargılama sırasında borçlu olunmayan miktarın ortaya çıkacağı, yargılama devam ederken yapılan icra dosyası kapak hesabına göre açılan birleşen davanın açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığı, davalı … vekilinin faiz oranı yönünden yaptığı istinaf isteminin incelenmesinde, dava konusu kambiyo senedine dayalı takipte %27 temerrüt faizi talep edildiği, takip dayanağı bononun genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak tanzim edilmesinin kabulü neticesinde takip talebini aşar mahiyette %66 oranın faiz hesaplaması yapılması isteminin hukuki olmadığı, kabul edilen kısma yönelik istinaf itirazında, alacağı temlik eden bankanın 2006/10141 esas sayılı takibe iştirak haczini kaldırması nedeniyle dava konusu 2008/10854 sayılı takip dosyasında eksik tahsilat yapıldığı, davacıların kefalet sorumluluğunun ağırlaştırıldığı, buna göre davacıların sorumlu oldukları miktar hesaplanırken 2006/10141 sayılı takipteki tahsilattan vekalet ücreti ve cezaevleri harcının mahsubu sonrasında kalan miktarın borçtan mahsup edilmesinin ve dava tarihi itibariyle davacıların borçlu olmadıkları kısmın tespiti sırasında icra takibine ilişkin harç ve masraflarının mahsup edilmemesinin yerinde olduğu, davalının vekalet ücretinin tahsilat gibi borçtan mahsup edilemeyeceği itirazının yerinde olmadığı, asıl ve birleşen davalarda hükmolunan vekalet ücretleri aleyhine yapılan istinaf isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf isteminin esastan reddine, davalı … vekilinin asıl ve birleşen davalarda davalı yararına hükmolunan vekalet ücreti yönünden istinaf istemlerinin ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davada davalı banka aleyhine açılan davanın usulden reddine, davalı … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacıların davalıya 2.125.926,69 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalılar aleyhine talep edilen tazminat isteminin reddine, birleşen davada davalı banka aleyhine açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine, davalı … aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacılar aleyhine talep edilen tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı … vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 108.916,55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı …’den alınmasına, 01.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.