YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5068
KARAR NO : 2021/7291
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.03.2017 tarih ve 2014/733 E- 2017/148 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 16/10/2019 tarih ve 2019/1321 E- 2019/1621 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında ”Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10’luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi” konulu 24/07/2013 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve satın alınan ürünlerin, dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullanıldığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce, projede 5 nolu yol olarak nitelendirilen bölümün 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğunu ve kapak atma olarak nitelenen hasarın meydana geldiğinin tespit edilerek, bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin davacıdan talep edilmesi üzerine davacının davalı şirkete Ankara 5. Noterliği’nden 16/09/2013 tarihli kusurlu malzeme konulu ihtarnamenin gönderildiğini, Ankara 11. Noterliği’nin 24/02/2013 tarihli ihtarnamesi ile, geçici kabulü engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp, teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesini talep ettiğini, ihtarnamenin 07/03/2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, yine Ankara 11. Noterliği aracılığıyla 17/03/2014 tarihinde davalıya hitaben ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasıyla dava konusu ayıplı malların yerinde tespitlerinin yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000.- TL zararın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/20 D.İş sayılı dosyasındaki giderlerin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme yapıldığını, sözleşmenin içeriğinin emtiaların teslimine ilişkin olup, davalının uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını, davalının tüm edimlerini ifa ettiğini, teslim edilen malların TSE standartlarında olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir OSB Müdürlüğünce de gerekli kontrol ve tesbitler yapıldıktan sonra malların ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacının davalıya ödeme yaptığını, davacı tarafın üstlendiği işin 100.000 m2 ‘lik bir iş olduğunu, davalının ise davacıya toplam işin % 10’undan az miktarda beton parke sattığını, hatalı imalatın olduğu yerde davalının sattığı beton parkenin kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/20 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitin usule aykırı olduğunu, bu raporu kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın, davalı tarafça davacıya satılan beton parkenin ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça ibraz edilen, dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’nün 12/09/2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06/09/2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16/09/2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin davalıya 11/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, ”satıcı satış konusu beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa alıcının muhatabı idare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. Satıcı bu hususta hiç bir hak talep etmeyecektir” denildiği, davacı taraf, dava dilekçesinde ”gözle görülebilir” şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazi kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığından ve yasal ihbar süresinden sonra 16/09/2013 tarihli ayıp ihbarında idarenin 06/09/2013 tarihli yazısındaki ”yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi” hususuna dayandığından, artık sözleşmenin 10. maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak malın davalıya 28.08.2013 ile 01.09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısı ile de imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 16.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3. ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin istenildiği, yine davacının 24.02.2014 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı, davanın ise 15.04.2014 tarihinde açıldığı, belirtilen yazılardan ve ihtarnamelerden satım konusu parke taşlarındaki kırık ve çatlak gibi maddi olguların çıplak gözle görülebileceğinin anlaşıldığı, TTK’nın 23/1c maddesinde ayıbın açıkça belli olması durumunda iki gün içerisinde alıcının durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği düzenlemesi karşısında, ilk ayıp
ihbarının 16.09.2013 tarihinde yapıldığı kabul edildiğinde ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davacının herhangi bir ihtirazı kayıt koymadan parkeleri kabul ettiği gerekçesiyle mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen ”Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10’luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi” konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “… SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denilmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafca davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olup, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalı sorumludur. Sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “…. yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması …”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “…. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması …” gerektiği davacıya bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.