YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5131
KARAR NO : 2021/4432
KARAR TARİHİ : 26.05.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.05.2018 tarih ve 2014/1216 E- 2018/539 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.09.2019 tarih ve 2018/2523 E- 2019/1835 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının alacaklı davacının borçlu olduğu ilamlı icra takibine konu borcun ödenmesine yönelik taraflar arasında düzenlenen protokolde davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmesi halinde davalının icra dosyasındaki bakiye bedeli talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının kendisine teslim edilen çeklerden bir tanesinin ödeme gününden bir gün sonra ödendiğini ve haricen tahsil edilen miktarlara yönelik tahsil harcının icra dosyasına yatırılmadığını iddia ederek protokolü feshettiğini ileri sürerek protokolün haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile davacının protokol gereği icra dosyasında bakiye bedel ve ferileri açısından davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalanan protokolün borcun yenilenmesi anlaşması olmayıp borcun ödenmesine ilişkin şarta bağlı bir protokol olduğunu, protokolün ihlal edilmesi halinde davalının icra takibine konu alacağının talep edeceği açıkça belirtildiğini, davacının 15.12.2013 tarihli 415.000 ABD Doları bedelli çeki vadesinde ödemediğini, çekin arkasının banka tarafından yazıldığını, bunun üzerine davacıya 17.12.2013 tarihli ihtarname ile çek bedelinin ve icra dosyasına konu borcun tamamının ödenmesi ihtar edilerek her türlü ödemenin ihtirazı kayıtla kabul edileceğinin bildirildiğini, protokol gereği 2.125,12 TL’lik yargılama gideri ödenmediği gibi davalı tarafından 100.000,00 TL’nin ödendiğinin icra dosyasına bildirilerek ödenen tahsil harcının da davacı tarafından davalıya ödenmeyerek protokol hükümlerinin ihlal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında, davacı tüm ödemelerini yaptığı ne var ki taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 15.12.2013 tarihli ödeme, ödeme gününün pazar gününe denk gelmesi nedeni ile o gün ödenemediği, takip eden gün davalının çeki bankaya ibraz ettiği, ancak banka yazısından da anlaşıldığı üzere, davalının çeki kasa ve servis kapanış saatinde ibraz ettiği banka tarafından davacı yararına kredi kullandırımının değerlendirilmesi olanağını ortadan kaldırdığı, davacının, çek bedelini ertesi gün şubede hazır etmesine rağmen davalının çek bedelini tahsil etmediği, takip eden gün tahsil etttiği, davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin zaman zaman gün farkı ile ödendiği, öyle ki uyuşmazlık konusu ödeme, ödeme gününden bir gün sonra hazır edilmiş iken, evvelinde davalının 10, 8, 31 gün sonraki ödemeleri kabul ettiği, her ne kadar davalı 2.125,12 TL’lik kısmın ödenmediğini iddia etmiş ise de bu miktarın ödendiği, protokolde bu kalem için herhangi bir ödeme günü belirlenmemiş olduğu, davalının ödenmeme savunmasının yerinde olmadığı, davalının tahsil harcının talep edildiği halde ödenmediğine dair bir delil sunamadığından bu yöndeki savunmasının da yerinde bulunmadığı, evvelce de davalının geç yapılan ödemeleri hiçbir ihtirazi kayıt dermeyan etmeksizin kabul ettiği, uyuşmazlık konusu ödeme nedeni ile protokolün ihlal edildiği iddiasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, yaratılan güvenle tutarlı davranış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2012/25213 sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından fesih nedeni olarak gösterilen davacının gerekli harç ve yargılama giderini ödemediği savunmasına yönelik protokolde harç ve yargılama gideri ödemelerinin vadeye bağlanmadığı, davacının yargılama gideri ödemesini yaptığı, harç ödemeleri hususunda temerrüte düştüğüne dair bir belgenin bulunmadığı, davalının 5. taksite ilişkin 415.000 ABD Doları bedelli 15.12.2013 tarihli çeki 16.12.2013 tarihinde ibraz ettiği ve 17.12.2013 tarihinde hesapta paranın hazır edilmesinden sonra 18.12.2013 tarihinde ödeme yapıldığı, davalının ihtilaf konusu 5. ödemeden önceki ödemeleri de gecikmeli olarak almasına rağmen her hangi bir tavır almadığı, davalının 5. takside ilişkin ödemenin 270.000 ABD doları ve 70.000 ABD doları tutarlı kısmi ödemeleri 16.12.2013 tarihinde ihtirazı kayıtsız kabul ettiği vadeden bir gün sonra 17.12.2013 tarihinde banka şubesinde hazır edilen 415.000,00 ABD Doları ödemeyi tahsil etmeyerek ihtar gönderdiği, bu durumda davalının çek bedelinin ödemesinin süresinde yapılmayarak protokol hükümlerinin ihlal edildiğinden icra takibine aynen devam edileceğine dair itirazının MK 2. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle davanın kabulü kararının yerinde görüldüğü gerekçesiyle istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
aşağıda yazılı bakiye 313.660,41 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.