YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5159
KARAR NO : 2021/5366
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/452-2019/507 sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 16.05.2002 tarihli protokol ile taraflar arasında akaryakıt istasyonu bayilik ilişkisi tesis edildiğini, protokolün 8.maddesinde de düzenlendiği gibi davalıya 400.000,00 TL borç verildiğini, buna göre taşınmaz üzerinde davacı lehine intifa hakkı ve ipotek tesis edildiğini, davalı gerçek kişi olarak bayilik faaliyetini sürdürürken davalının … Akaryakıt İnş.ve Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı bir şirket kurduğunu ve bu şirketle 28.06.2007 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin 22.06.2012 tarihli ihtarname ile 28.06.2012 tarihinde sonlandırıldığını, davalı yanın talebi üzerine intifanın terkini için vekaletname verildiğini, intifanın 01.08.2012’de sonlandırıldığını, protokolün “Feshin Sonuçları”başlıklı 14.maddesinin dd bendi gereğince müvekkilinin verdiği borcun 06.08.2012’de muacceliyet kesbettiğini ileri sürerek davalıya borç olarak ödenen 400.000,00 TL’nin 06.08.2012’den itibaren değişen oranlarda avans faizi ve faizin KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 1977 yılından beri devam ettiğini, iddiaya konu ödemenin hibe olarak yapıldığını, bayilik ilişkisinin Rekabet Kurulu kararı ile son bulduğunu, davacı yanın talep etmiş olduğu alacağını müvekkilinden almış olduğu 2022 vadeli bono ile güvence altına aldığını, vadeden önce talepte bulunulamayacağını, davacının olumsuz tutumu ve yasal gereklilik sonucu sözleşmenin feshedildiğini, intifa hakkının bizzat davacı tarafından terkin edildiğini, davacının dayanak yaptığı 16.05.2002 tarihli protokolün 28.06.2007 tarihli bayilik sözleşmesi ile son bulduğunu, yeni sözleşmelerde söz konusu alacaktan hiç söz edilmediğini, tüm alacakların zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen 16.05.2002 tarihli protokolün 8. maddesi başlığının açıkça ”BORÇ” başlığı altında düzenlendiği, madde metninde de ”….400.000.000.000.- TL borç vermeyi kabul ve taahhüt etmiştir…” ibaresinin yer aldığı ayrıca bayinin borcunu 15.05.2022 tarihinde nakden ve def’aten ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu hali ile verilen paranın ödünç olarak verildiğinin anlaşıldığı, her iki sözleşme incelendiğinde ilk düzenlenen bayilik sözleşmesinden sonra, onu yenileyen bir sözleşmenin yapılmış olduğunun görüldüğü, ilk sözleşme ile verilen borcun bayilik ilişkisinin sonra ermesi ile iade edileceği hususunun kararlaştırıldığı açıkça düzenlendiği, davalı tarafın ihtarı ile ikinci sözleşmenin 28.06.2012 tarihinde, intifanın ise 01.08.2012 tarihinde sonlandırıldığı, taraflar arasında düzenlenen Protokolün ”Feshin sonuçları” başlıklı 14. maddesinin a-dd bendi uyarınca sözleşmenin feshi halinde fesih tarihinden itibaren 2 iş gün içinde dava konusu bedelin muaccel olacağı kararlaştırılmış olmakla 400.000.- TL’nin 06.08.2012 tarihi itibari ile muaccel olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20.493,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 24.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.