YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5277
KARAR NO : 2021/1939
KARAR TARİHİ : 03.03.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.11.2017 tarih ve 2015/834 E- 2017/636 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.02.2019 tarih ve 2018/1050 E- 2019/257 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar … vekili ve … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı … tarafından davacı aleyhine başlatılan takibe konu bononun diğer davalı şirket ortağı … tarafından bonoların düzenlenme tarihi olan 10.01.2012 tarihinde şirketi temsil ve ilzama tek başına yetkili olmadığı halde imzaladığını, zira bu davalının şirket ortaklarının yurt dışında olduğu 07.01.2012 tarihinde sahte imzalar ile yapılan genel kurul ile kendisine şirketi tek başına temsil etme yetkisi verdiğini ancak Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/80 E.- 2016/245 K. sayılı kararı ile bu genel kurul kararının iptaline ve davalı …’nın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilip, kararın kesinleştiğini, şirketin çift imza ile temsil edilebilecek olması nedeniyle bonoda şirket adına atılı tek imzalı kefaletin geçersiz olduğunu, şirket ana sözleşmesinde kefalet verme hakkının tanınmadığını belirterek başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacının işletme ruhsatına sahip olduğu maden sahası için rödovans sözleşmesi imzalandığını, sözleşme nedeniyle davacı şirkete ve davalı …’ya 200.000,00 TL ayrı ayrı ödeme yapıldığını, davalı …’nın işletme ruhsatının alınamayacağını bildirmesi üzerine yapılan ödemeler karşılığında dava konusu senetleri imzalayıp verdiğini, senetlerin düzenlenme tarihinde …’nın şirketi temsile yetkili olduğunu, bu kişinin açılan soruşturma dosyasında ve şirketin taraf olduğu başka dosyalarda imzaların aidiyetini kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız olduğunu, davalının, diğer davalı …’den alacağı nedeniyle senetlerin ciro edildiğini, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının borçlarını ödemekten kaçınmak için kötüniyetle davalar açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … süresinde davaya cevap vermemiş, 23.05.2016 tarihli dilekçesi ile ortağı olduğu davacı şirketin davalılar … ve …’e borcunun bulunmadığını, akraba olan davalıların aralarında anlaşarak dolandırıcılık yaptıklarını, davalıların ileri sürdüğü ödemelerin doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, takibe konu senedin tanzim tarihinde davalı …’nın 06.01.2012 tarih 2012/1 sayılı şirket müdürü olarak yetkilendirilmesine yönelik davacı şirketin ortaklar kurulu kararı gereği imzaya yetkili tek kişi olduğu, her ne kadar bahsedilen bu ortaklar kurulu kararı Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/80 E.- 2016/245 K. sayılı 19.07.2016 kesinleşme tarihli kararıyla kaldırılmış ise de senedin tanzim ve ciro tarihleri itibariyle kefil konumundaki davacı şirketin ortaklar kurulu kararına bakarak işlem yapan bono lehtarı ve ciranta olan diğer davalıların iyi niyetli 3. kişi kabul edilmesi gerektiği, davalıların, davalı …’nın kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanarak şirket sözleşmesini değiştirdiğini bilebilecek konumda olmadıklarını, davalı …’nın ise Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/80 E.- 2016/245 K. sayılı kararı ile ortağı ve temsilcisi olduğu davacı şirketi, kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanarak kendisini diğer ortakların bulunmadığı ortaklar kurulu kararıyla tek yetkili temsilci yaptığı ve bu karara dayanak işlemler yaptığı dava konusu senetleri de bu kötü niyetle şirket adına imzaladığı sabit olduğu gerekçesiyle davacının takibe konu senetlerden dolayı davalı …’ya borçlu olmadığının tespiti ile diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, icra takibine konu bonolarda davacı şirket adına aval veren sıfatıyla şirket kaşesi ile birlikte yalnız …’nın imzasının bulunduğu, oysa bu kişinin şirketi tek başına borçlandırma ehliyetinin bulunmadığı,ehliyetsizlik iddiasının iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek olması nedeniyle davanın tüm davalılar yönünden kabulü gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile … dışındaki davalıların iyiniyetli üçüncü kişi olduklarından söz edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulüne, mahkemenin bu hatasının yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemesi nedeniyle duruşma açılmaksızın İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ile davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı … ve … vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı … ve … vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 37.111,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar … ve …’den alınmasına, 03.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.