YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5294
KARAR NO : 2020/3491
KARAR TARİHİ : 08.09.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/04/2018 tarih ve 2016/1102 E- 2018/386 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 10/12/2019 tarih ve 2018/3007 E- 2019/2718 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08/09/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av…. ile davalı vekilleri Av. … ile Av. …, davacı asıl … ile davalı asıl … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davaya konu icra takibinin dayanağı bonoda alacaklı görünen davalı …’ın kayınpederi olan… ile davacının ATS …. Ltd. Şti.’nin ortağı olduğunu, bu ortaklığın karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiğini, şirketin diğer borçları ile birlikte vergi borçlarının da karşılıklı anlaşma ile şirket ortakları arasında paylaşıldığını, şirketin vergi borçları nedeniyle 8.300.-TL meblağlı 13 adet bononun davacı tarafından düzenlenerek davalı …’ın kayınpederi… ’a yapılan anlaşma çerçevesinde teslim edildiğini, bu bonolardan 11 adedinin davacı tarafından ödendiğini, son olarak 25.10.2016 ve 25.11.2016 vade tarihli bonoların kaldığını, 25.10.2016 vade tarihli 8.300.-TL bedelli bononun alacaklı olarak görünen davalı … tarafından 8’in önüne “7” ve “1” rakamları yazılarak 718.300.-TL olarak tahrifat yapılmak suretiyle icra takibine konu edildiğini ileri sürerek, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/34246 esas sayılı dosyasına konu 8.300.-TL dışında kalan borca ve tüm fer’ilerine itirazlarının kabulü, takibin iptali ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının senette tahrifat yapıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı, davalının kardeşi ve davalının kayınpederi ile davacı arasında ATS …. Tic. A.Ş. ve Set Blok … A.Ş. isimli şirketlere ilişkin ortaklık ilişkisi bulunduğunu, söz konusu ortaklık ilişkisinin 2015 yılı sonu itibari ile sona erdiğini ve ortaklığın sonlandırılması sürecinde çeşitli kayıt ve protokoller imzalandığını, davaya konu senedin ortaklık ilişkisi sonucu davacı … tarafından imzalanarak, davalı …’a teslim edildiğini, davacının edimlerini yerine getirmediğini, borcunu ödemediğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin raporuna göre, icra takibine konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/34246 esas sayılı dosyasına konu 30.01.2016 tanzim, 25.10.2016 ödeme günlü alacaklısı …, borçlusu … olan 718.300.-TL bedelli senedin 8.300.-TL’lik kısmı dışında kalan 710.000.-TL’lik kısmı için davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekili senette tahrifat yapılmadığını ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuşsa da, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin raporu ile “7” ve “1” rakamlarının bulundukları konuma sonradan ilave edilmiş oldukları tespit edildiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde, “icra takibine konu edilen senetteki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı” ve “şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine” karar verildiği, ancak kararın hüküm kısmında kötüniyet tazminatına ilişkin hüküm kurulmadığı, davanın tahrifat iddiasına dayalı olduğu, davacının imza inkarının bulunmadığı, dosyada alınan bilirkişi raporunda tahrifatın tespitine yönelik olduğu, kararın gerekçesinin dosya ile uyumlu olmadığı, kısa kararda sadece davanın kabul edildiğinin açıklandığı, H.M.K.’nun 297/2 maddesine uygun şekilde “taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” kuralına uyulmadığı, davacı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinde haklı olduğu, davalının takibe konu senette lehtar olduğu, tahrifat yapılan senedi takibe koymakta kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2016/34246 esas sayılı dosyasına konu 30.01.2016 tanzim, 25.10.2016 ödeme günlü alacaklısı …, borçlusu … olan 718.300.-TL bedelli senedin, 8.300.-TL’lik kısmı dışında kalan 710.000.-TL’lik kısmı için davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 2.540.-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı bakiye 36.449,19 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.