YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/535
KARAR NO : 2020/4953
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2016 tarih ve 2015/8 E- 2016/519 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.10.2019 tarih ve 2019/1112 E- 2019/1040 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin, “TAÇ” esas unsurlu 16, 24, 35, 38 ve 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının 2012/64943 sayılı 16. sınıf mal ve hizmetleri kapsayan “TACTAPE” ibareli marka tescil başvurusuna, iltibas ve tanınmışlık hukuki sebeplerine dayanılarak yapılan davacı itirazının nihai olarak TPMK YİDK tarafından red edildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2014/M-15115 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekilleri, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile ile TPMK YİDK’nın 2014/M-15115 sayılı kararının “kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç)” yönünden iptaline, 2012/64943 sayılı markanın anılan emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine dair verilen kararın davacı ve davalı kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, başvurunun tescili halinde davacının tanınmış markalarının serisi olarak algılanılabileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 2014/M-15115 sayılı kararının iptlaline, 2012/64943 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Bu kararın davalı şirket vekili ve davalı kurum vekilince temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/2668 E.-2019/4366 K.ve 12.06.2019 tarihli ilamıyla davalılar yararına bozulmuş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, TPMK YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın kabulü ile 2014-M-15115 sayılı kararının iptaline, marka hükümsüzlüğüne ilişkin davanın kısmen kabulüne, 2012/64943 sayılı markanın “kağıt, karton (mukavva) ve bunlardan yapılmış ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç) ” yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, katılma yolu ile davacı vekili ve davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava TPMK YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının kısmen iptaline ve markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar davacı tarafın istinaf istemi üzerine kaldırılmış ve davanın tamamen kabulüne karar verilmiş ise de bu karar Dairemizce YİDK kararının iptali davası yönünden bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, bölge adliye mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında bozma ilamına uyularak YİDK kararının iptali davasının reddine karar vermek gerektiği yönünde ifadeye yer verildiği halde hüküm fıkrasında YİDK kararının iptaline şeklinde hüküm tesis edilmek suretiyle gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından bölge adliye mahkemesi hükmünün anılan nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.