Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5499 E. 2021/2195 K. 09.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5499
KARAR NO : 2021/2195
KARAR TARİHİ : 09.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2014 tarih ve 2009/637-2014/494 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının şoförlük yaptığını, davalı ile hiçbir iş ilişkisi ve alışverişi olmadığını, 14.12.2008 tarihinde davalının yaklaşık on kişi ile gelerek dava konusu 110.000,00 TL bedelli bono ile aslının kendisinde bulunduğu 10 dönüm tarla karşılığı protokolün davalı ve yanındaki kişilerce zorla imzalattırıldığını, korku ve oyalama sonucunda olayın C.Başsavcılığına geç intikal ettiğini, davalı tarafından alınan bu bonoya istinaden hakkında icra takibi başlatıldığını belirterek bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sahibi bulunduğu İstanbul ili … ilçesi … Köyü hudutları dahilindeki 301 parsel sayılı taşınmazı 10.05.2004 tarihinde Gaziosmanpaşa 1. Noterliğinin 16810 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı … isimli şahsa sattığını ve bedelini peşin olarak aldığını, bu satış sonrası … isimli şahsın söz konusu arsayı davalıya satış ve devir ettiğini, bedelini de peşin olarak aldığını ancak davacı tarafından tapuda devredilmemesi üzerine söz konusu arsanın davacı tarafça 3. şahsa daha satıldığını öğrendiğini, bunun üzerine davacının sıkışık olduğunu ekonomik sorunlar yaşadığından böyle şey yaptığını daha sonra başka arsalar vereceğini taahhüt ettiğini, zararını karşılamak amacıyla dava konusu senedin davacı tarafça davalıya verildiğini ayrıca bu hususu 14.12.2008 tarihinde yazı altına aldıklarını, davacının hiçbir edimini yerine getirmemesi üzerine hakkında takip başlatıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dosyada mevcut 14.12.2008 tarihli taraflarca şahitler önünde imzalanan harici taahhüt sözleşmesi de değerlendirilerek davaya konu senedin davacıdan zorla alındığı, hile yapılarak kandırıldığı, davalı tarafından tehdit edildiği yönünde somut ve olaylara dayalı delil bulunmadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.