Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5618 E. 2021/3562 K. 12.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5618
KARAR NO : 2021/3562
KARAR TARİHİ : 12.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.03.2018 tarih ve 2015/447 E. – 2018/143 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.02.2020 tarih ve 2018/1697 E. – 2020/118 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirket ile akdettiği taşıma sözleşmesi çerçevesinde, davalının taşıtanı olduğu yükleri deniz yolu ile Mısır ülkesinden Ambarlı limanına taşıdığını, taşınan yükün geç teslim alınması ve konteynerin geç iade edilmesi nedeniyle ek masraf ve sürestarya masrafının doğduğunu, buna dair fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi üzerine İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün 2014/12569 Esas sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibine davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşıma sözleşmesine konu ürünlerin taşıtanı olmayıp gönderileni olduğunu, karpuzların bozuk olması nedeniyle teslim alınmayacağının bildirildiğini, davacı tarafından teslim alma olarak nitelendirilen işlemin, malların bozuk olup olmadığının tespiti için numune alınmış olması olduğunu, takibe konu faturanın müvekkiline gönderilmediğini, davacı tarafından sunulan tarife ile davacının Mısır’daki yetkililerinin e-mail yazışmalarında belirtilen tarifelerin çok farklı olduğunu belirterek davanın reddine, davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının mevcut konişmentodan taşıyıcı olduğu ve demuraj bedeli talep edebileceği anlaşılmakla aktif husumet ehliyetinin bulunduğu ancak davalının taşıtan değil gönderilen olduğunun anlaşıldığı, konteyner ve gecikme ücretinden taşıtanın sorumlu olduğu, gönderilenin demurajdan sorumlu olabilmesi için yükün gönderilen tarafından teslim alınması ya da konşimento veya atıf yapılan sözleşmede söz konusu borçlardan gönderilenin sorumlu olacağının belirtilmesi şartlarına bağlı olduğu, taşımaya konu konişmentonun 16. maddesinde davalı gönderilenin demurajdan sorumlu olduğuna dair bir hüküm olmadığı, emtiadaki bozulma nedeni ile numune alınması işlemindeki amacın emtianın davalının hakimiyetine geçmesi olmadığından davalı şirketin davacı tarafından talep edilen demuraj bedelinden sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin de reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davanın konteyner demuraj alacağına ilişkin olup ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, dava konusu konişmento ve konteyner için 03/05/2013 tarihli Seçkin Yıldızhan tarafından imza edilen Yük Teslimat Formunun tek başına yükün davalı tarafından teslim alındığı anlamına gelmeyeceği, davalının eyleminin konteynerden numune alınmasına ilişkin olduğu, eşyanın teslim alınmaması durumunda demuraj ücretinden taşıtanın sorumlu olacağı gözetildiğinde, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş, davacının takipte kötü niyetli olduğunun sabit olmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı vekili (katılma yolu ile) temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 2.916,62 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 12/04/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.