Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5628 E. 2021/3671 K. 14.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5628
KARAR NO : 2021/3671
KARAR TARİHİ : 14.04.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.02.2020 tarih ve 2019/409 E. – 2020/69 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya mal sattığını, davalının borcu karşılığında 30.000,00 TL bedelli çek gönderdiğini, ancak çeke dayalı yapılan icra takibinde davalının imzaya itiraz ettiğini, davalı tarafın malları teslim almasına karşın bedelini ödemediğini ileri sürerek, 30.000 TL’nin 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; faturaların tek başlarına delil olamayacağı, çekin müvekkili tarafından gönderilmediği, imzanın müvekkiline ait olmadığını beyanla, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulü ile 30.000,00 TL nin 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, satış bedelinin ödenmesi amacıyla verilen çekteki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle, temel ilişkiye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa’nın 141. maddesinin 3.fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Mahkemece, “Mahkememiz usul ve yasaya uygun, hüküm kurmaya elverişli Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/13217 Esas 2017/6142 Karar sayılı 14/11/2017 tarihli ilamı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde gerekçe yazılmıştır. Ancak bozma ilamında malların teslim edildiğine dair kargo şirketince gönderilen belgelerin ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mevcut gerekçe Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme yapıldığını gösteren bir gerekçe değildir. Bu hali ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kabul yönünde hiçbir gerekçe gösterilmemiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK’nın 297. ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun bir karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.