YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5767
KARAR NO : 2021/4843
KARAR TARİHİ : 07.06.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 02.07.2015 tarih ve 2009/575-2015/1137 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … ve davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka tarafından, davalı …’a 25.08.1998 tarihli tüketici kredi sözleşmesi ile 1.000.-TL bedelli ve 13.10.1998 tarihli kredili mevduat sözleşmesi ile 1.500.-TL bedelli kredi kullandırıldığını, davalı …’in her iki sözleşmeyi, diğer davalıların yalnızca tüketici kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, hesapların kat edildiğini, asıl borçlu ve kefillere gönderilen ihtarların sonuçsuz kaldığını, borçların ödenmediğini belirterek, kredili mevduat sözleşmesinden kaynaklı 2.222,04 TL anapara, 35.989,83 TL faiz ve 1.799,49 TL BSMV olmak üzere toplam 40.011,36 TL’nın … ve …’den tahsiline; tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklanan 937,24 TL anapara, 14.271,97 TL faiz ve 713,60 TL BSMV olmak üzere toplam 15.922,81 TL alacağın tüm davalılardan tahsiline, 05.10.2009 tarihinden itibaren tüketici kredisi için yıllk %120,90 ve kredili mevduat hesabı için yıllık %153 faiz ve BSMV uygulanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödendiğini, davalının ihtarnameden haberinin olmadığını ve davacıya bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …, alacağın zamanaşımına uğradığını, kredi sözleşmesini imzalamadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, aynı borca ilişkin takibe yapılan itirazın iptali davasının görüldüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre, davalı asıl borçlu … ve kefil olarak sözleşmeyi imzalayan … ile Tuğçe Gümrükleme ve Nakliyat Dış Ticaret Ltd. Şti.’ne davalı bankanın çalışanları ile birlikte hareketle sahte belgelerle krediler kullandırıldığı ve kredilerin ödenmediği, sözleşme aslındaki imzanın davalı …’a ait olduğu, bu davalılar arasındaki ilişkinin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyası ve diğer emsal dosyalarda belirlenmiş olduğu, davalılar … ve …’ün kredi ilişkisinde herhangi bir tasarruflarının bulunmadığı, kimlik bilgileri kullanılarak imzalarının kullanıldığı, bu nedenle bu davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin gerektiği belirtilerek, davalılar … ve … hakkında davaların reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne, davalı … ve Tuğçe Gümrük yönünden 2.222,04 TL asıl alacak olmak üzere 37.251,66 TL, davalı … yönünden 1.500,00 TL asıl alacak olmak üzere 25.206,94 TL’den sorumlu olmak üzere bu davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile davacı bankaya ödenmesine, asıl alacaklara dava tarihinden itibaren yıllık %111,80 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, iki ayrı kredi sözleşmesine dayalı olarak ödenmeyen banka alacağının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan … bakımından İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içeriğine ve mahkemenin başkaca dava dosyalarına dayalı olarak banka görevlileri ile el ve işbirliği içinde hareket etmek suretiyle sahte belgelere dayalı olarak kredi kullandırıldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, mahkemece bu yolda kurulan hükme esas teşkil eden İstanbul 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 e. sayılı dava dosyasında işbu davaya konu kredi sözleşmelerinin konu edilmediği, keza davalı …’a yönelik açılmış bir davanın bulunmadığı gözetildiğinde, davalı hakkında mahkemece verilen hükmün dayanakları yetersiz olduğu gibi, yine mahkemece yaptırılan imza incelemesinde dava konusu kredilerin kullandırıldığına dair 2 adet banka dekontu ile vekaletnamelerin aslı getirtilmeden fotokopi belgeler üzerinden inceleme yapılması doğru olmadığı, ayrıca anılan davalının tatbik imzaları olarak ele alınan banka dekontlarındaki … adına atılmış imzaların anılan davalıya ait olup olmadığının belirlenmesi bakımından davalı isticvap edilmeden uygulamaya esas kılınarak rapor alınması ve bu rapor benimsenmek suretiyle anılan davalının açılan kredilerin asıl borçlusu olduğunun kabulüyle davalı … ve buna bağlı olarak bu sözleşmelerde kefil sıfatıyla imzası bulunan … aleyhine hüküm kurulması HMK’nın 211 vd. maddelerine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan bozma sebep ve şekline göre davalı …’in sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar … ve …’in temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün anılan davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’a iadesine, 07.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.