YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5804
KARAR NO : 2021/1996
KARAR TARİHİ : 04.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.10.2017 gün ve 2007/527 E. – 2017/409 K. sayılı kararı bozan Daire’nin 14.11.2019 gün ve 2018/2167 E. – 2019/7208 K. sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı … vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin bir aile şirketi olduğunu ve aile fertlerinin yurt dışında (Hollanda) ikamet ettiklerini, davalı …’ın diğer ortakların bilgisi ve onayı dışında onların imzalarını taklit ederek genel kurul yaptığını ve kendisini tam yetkili yönetim kurulu başkanı olarak gösterdiği ve kendisini tam yetkili kıldığını, şirket yönetim kurulu başkanı sıfatı ile de kendi imzası ile şirketi kendisine borçlandırdığını, buna göre borçlunun da kendisi, alacaklının da kendisi olduğunu, davalı … tarafından tanzim edilen bonoların diğer davalı …’a ciro edildiğini, diğer davalı …’ın da Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2001/4788 Esas sayılı dosyası ile bu senetleri takibe koyduğunu ve takibe konulan bu senetlerden dolayı davacı şirketin Kemer Beldibi Beldesi’nde bulunan …isimli otelin satışı için Kemer İcra Müdürlüğü’ne 2007/59 sayılı dosyada kayıtlı talimat yollandığını, bunun üzerine otelin 03.08.2007 tarihinde satılacağını, bu satış nedeniyle davacı şirketin telafisi mümkün olmayacak şekilde haksız yere zarara uğrayacağını ileri sürerek, senetlerin geçersizliğine karar verilmesini, dava neticesine kadar icranın tehirini, yapılacak satış işleminin dava sonuna kadar tehirini, davalılarca ileride ortaya çıkabilecek sahte senetler hakkında menfi tespit davası açma haklarının saklı tutulmasını ve davalıların % 40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı şirketin bir aile şirketi olduğunu ve aile fertlerinin yurt dışında (Hollanda) ikamet ettiklerini, dava dışı …’ın genel kurullarda sahtelik yaparak kendisini şirket temsilcisi ataması üzerine davalı …’ın ağır baskıları neticesi davalı …’ın şirket ortağı olması ve temsil yetkisinin mahkeme kararı ile kaldırıldığı halde 01.09.2007 tanzim tarihli, 150.000 USD’lik, 01.09.2004 tanzim tarihli 250.000 USD’lik 2 adet bonoyu davalı …’a verdiğini, davalı …’ın şirketi temsil yetkisi bulunmadığı için müvekkilin sorumluluk altına girmeyeceğini, yine toplam değeri 250.000 USD olan 3 ayrı senedin de aynı şekilde …’a ciro edildiğini, müvekkili şirketin davalı …’ya borcu bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu 5 adet senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, asıl ve birleşen davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile davacının Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2001/4787, 2001/4788, 2001/18827, 2002/7177, 2002/7178, 2002/7179, 2004/4098 sayılı dosyalarından davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, bu dosyalara ilişkin davacı ödeme yapmışsa bu tutarların davalılardan alınarak davacıya verilmesine, toplam alacak tutarının % 40’ı oranında davalıların icra inkar tazminatını davacıya ödemelerine, birleşen davada keşidecisi Özbay Tur. A.Ş. olan 01.09.2004 düzenleme tarihli 150.000 $’lık 10.09.2004 ödeme tarihli bono, keşidecisi Özbay Tur. A.Ş. olan 10.06.1998 düzenleme tarihli 100.000 $’lık 10.06.2001 ödeme tarihli bono, keşidecisi Özbay Tur. A.Ş. olan 10.06.1998 düzenleme tarihli 50.000.- TL’lik 10.09.2001 ödeme tarihli bono, keşidecisi Özbay Tur. A.Ş. olan 10.06.1998 düzenleme tarihli 100.000 $’lık 10.07.2001 ödeme tarihli bono, keşidecisi Özbay Tur. A.Ş. olan 01.09.2004 düzenleme tarihli 250.000 $’lık 10.09.2004 ödeme tarihli bonolar açısından davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, bu bonolara ilişkin davacı tarafından yapılmış ödemeler varsa davalılardan alınarak davacıya verilmesine, toplam alacak tutarının % 20’si oranında davalıların icra inkar tazminatını davacıya ödemelerine, tashihle asıl ve birleşen davada … taraf olarak eklenmesine dair verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ile davalı … vekilince temyizi üzerine Dairemizce asıl davada verilen karar davacı yararına, birleşen davada verilen karar davalı … yararına bozulmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı … vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre asıl ve birleşen davada davalı … vekilinin tüm, Dairemiz bozma ilamında birleşen davada bozma sebep ve şekline göre uyuşmazlığın esasına ve inkar tazminatına ilişkin temyiz nedenleri incelenmediğinden asıl ve birleşen davada davacı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dairemiz bozma ilamının 3 nolu bendinde birleşen davada, mahkemece iş mahkemesi sıfatıyla verilen ilk kararın, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2013/3636 Esas 2013/9922 Karar sayılı ilamı ile, ticaret mahkemesinin görevli olduğu, görev yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, dava dilekçesinin reddine karar verilmeyerek davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılarak karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davada mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de dosya kapsamında yapılan incelemede mahkemece Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasına ve davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesinden sonraki 13.05.2014 tarihli celsede davacı vekilinin dosyanın mahkemenin 2007/527 E. sayılı dosyası ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, bu nedenle davaların birleştirilmesi gerektiğine yönelik talepte bulunduğu, davacı vekilinin bu talebi üzerine mahkemece, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle dosyanın Kemer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/527 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Kemer ilçesi yargı çevresi içinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması nedeniyle usul ekonomisi açısından da mahkemece davaların birleştirilerek görülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Davacı vekili, birleşen davada, dava konusu 5 adet bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu bu 5 adet bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, bu bonolara ilişkin davacı tarafından “yapılmış ödemeler varsa” davalılardan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Menfi tespit davasının icra takibinden önce sonuçlanmaması ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle borç alacaklıya ödenmiş olursa, menfi tespit davasına artık istirdat davası olarak devam edilir (İİK 72/6 md). Bu durumda ödenen miktarların tek tek açıkça belirtilmesi suretiyle istirdadına karar verilir. Mahkemece, “… yapılmış ödemeler varsa…” şeklinde şartlı hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, alacaklıya ödenen miktarlar belirtilmeksizin infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm tesisi de doğru görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davaya yönelik hükmün bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekirken yukarıda açıklandığı şekilde Dairemizin 14.11.2019 tarih 2018/2167 E. 2019/7208 K. sayılı ilamının 3 nolu bendinde yazılı gerekçelerle bozulduğundan, birleşen davada davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.11.2019 tarih 2018/2167 E. 2019/7208 K. sayılı ilamının 3 nolu bendinin kaldırılarak birleşen davadaki hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı … vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davacı şirket vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin anılan yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.11.2019 tarih 2018/2167 E. 2019/7208 K. sayılı ilamının 3 nolu bendinin kaldırılarak birleşen davadaki hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,30 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen davada davalı …’dan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 04.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.