Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5820 E. 2020/4200 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5820
KARAR NO : 2020/4200
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.09.2017 tarih ve 2017/223 E- 2017/549 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.07.2019 tarih ve 2017/1843 E- 2019/1120 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili …’nun, hamileliğinin 16. ve 24. haftalarında ihbar olunan doktordan tıbbi yardım aldığını, daha sonraki takiplerinin ise başka bir hastahanede yapıldığını ve 25.09.2009 tarihinde küçük Adahan’ın dünyaya geldiğini, doğumdan kısa bir süre sonra Adahan’ın Down Sendromu olarak bilenen hastalıktan muzdarip olduğunun tespit edildiğini, oysa, hamileliğin ihbar olunan doktor tarafından takip edildiği dönemde yapılması gereken bazı rütin testlerle doğacak olan çocukta bu hastalığın mevcut olup olmadığının tespitinin mümkün olduğunu, bu tip durumlarda ise ebeveynlere hamileliği kürtaj yaptırmak suretiyle sona erdirme hakkı tanındığını, ihbar olunan doktorun ihmali ve bilgi verme ve aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranışı sebebiyle bu haktan mahrum kaldıklarını, küçük çocuğun bu hastalık sebebiyle bir çok sağlık problemi yaşadığını ve ebeveynleri olan diğer davacıların da maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, ihbar olunan doktorun mesleki faaliyetlerinden kaynaklanan zararları tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle teminat alan davalının söz konusu zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili … için 75.000,00 TL, … için 75.000,00 TL, … için 75.000,00 TL. olmak üzere toplam 225.000,00 TL. manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının A.1 maddesine göre, poliçeyle, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içindeki mesleki faaliyetlerin güvence altına alındığı ancak yine aynı maddede, on yıllık dönemin başlangıç tarihinin 30 Temmuz 2009 tarihini geçemeyeceğinin belirtildiğini, davacı …’nun ihbar olunan doktora en son 06.07.2009 tarihinde tedavi olduğunu, bu nedenle söz konusu mesleki faaliyetin zaman bakımından sigorta poliçesi kapsamında kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, doktorla hasta arasındaki ilişkiye vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, bu sözleşme bakımından TBK’ca öngörülen zamanaşımı süresinin ise 5 yıl olduğu, doğumun meydana geldiği tarih ve davanın açılma tarihi gözetildiğinde 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı ancak Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Sigortanın Konusu” başlıklı A.1 maddesinin, “Bu sigorta sözleşmesi, 1219 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi çerçevesinde, serbest ya da kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların (Değişik ibare:RG-26/7/2014-29072) poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlar. Ancak on yıllık dönemin başlangıcı 30 Temmuz 2009’u geçemez.” hükmünü haiz olduğu, anılan hükümle, poliçenin teminat altına aldığı sürenin sınırlandığı ve zarara neden olan mesleki faaliyetin açıklanan süre içerisinde ifa edilmiş olmasının şart koşulduğu, somut olayda, davalı nezdindeki sigorta poliçesinin 22.10.2015/2016 vade tarihli olduğu, buna göre sigorta poliçesinin ihbar olunan doktorun, 30.07.2009 tarihi ve sonrasındaki mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararları kapsamına aldığı, oysa ihbar olunan doktorun davacı …’nun hamileliğine ilişkin olarak 27.04.2009-06.07.2009 tarihleri arasında mesleki faaliyet ifa ettiği, söz konusu mesleki faaliyetin zaman bakımından poliçe koruması kapsamında kalmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 19.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.