Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5912 E. 2021/5297 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5912
KARAR NO : 2021/5297
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.01.2020 tarih ve 2019/138-2020/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıya ait “dyg şekil” markasını, davalı tarafın, davacı şirketten izin almaksızın kullandığını, bu hususun davalı şirketin Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2012/228 Esas sayılı dava dosyası kapsamındaki dava dilekçesi kapsamı ile de sabit olduğunu, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı şirketin davacının “dyg” markasına tecavüzünün men’ini, şimdilik 20.000.-TL maddi tazminat ile 100.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin unvanının baş harflerinden oluşan ve kendisi ile özdeşleşmiş “dyg” ibareli pek çok markası bulunduğunu, davalı şirketin hukukun izin verdiği çerçevede hareket ederek markasını tescil etme ve hak arama özgürlüğünü kullandığını, davacı tarafından dava konusu edilen markanın davalının tescilli markası olduğunu, zira davalının marka tescil talebinin tamamen değil, yalnızca 35. sınıfın tamamı ve 41. sınıfın ise bir kısmı için reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalının kullanımı ile davacının marka hakkına tecavüzün oluştuğu, bu nedenle markaya tecavüzün önlenmesine karar vermek gerektiği, ancak yapılan incelemede davalının marka hakkını kullanmasından kaynaklı kazancına rastlanılamadığı ve maddi tazminat hesabının yapılamadığı, bundan dolayı maddi zararın oluşmadığına kanaat edildiği, davacının marka hakkı, davalının tecavüzü ve tarafların ekonomik durumu dikkate alınarak ise manevi tazminat miktarının takdir edildiği gerekçesiyle markaya tecavüz davasının kabulüne, davalının davacının markasına yönelik tecavüzünün önlenmesine, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak marka hakkına tecavüzün tespitine, men’ine ve manevi tazminata hükmedilmesi kararı isabetli ise de, maddi tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalının, davacıya ait markanın tescilli mal ve hizmetler yönünden kullandığı tespit edilmesine göre, her ne kadar, davalının markayı kullanmasından elde ettiği net kârı tespit edilememişse de, en azından davalının markayı izinsiz kullanmak suretiyle bir takım masraf ve ödemeler yapmaktan kurtulduğu da varsayılarak TBK 50. madde çerçevesinde ihlalin niteliği, boyutu, süresi ve ihlalin yapılış şekli dikkate alınarak davacı lehine hakkaniyete uygun, makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
aşağıda yazılı bakiye 1.481,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.