Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/592 E. 2020/4655 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/592
KARAR NO : 2020/4655
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01/06/2017 tarih ve 2017/704 E- 2017/151 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/12/2019 tarih ve 2018/1342 E- 2019/1596 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin toptan kontör ticareti ile meşgul olduğunu, 03.07.2010 tarihinde 80.085,80 TL değerinde kontörleri İstanbul ilinde bulunan alıcı firmaya göndermek için Yurtiçi Kargo Adana Bölge Müdürlüğüne bağlı Saydam Şubesini aradığını, kargo şirketinden gelen personel …’nun gönderilecek kontörleri bizzat sayıp irsaliye faturası ile bire bir karşılaştırma yaptığını, orjinal vodafone kutusu ile ambalajlayıp kontör içeren koliyi ve irsaliye faturasını diğer arkadaşı ile birlikte teslim alarak işyerinden ayrıldığını, teslimattan iki gün sonra alıcı firma yetkilisinin, kontörlerin koliden çıkmadığını, kontörlerin yerine, kargo içerisinde Adana menşeli gazetelerin bulunduğunu ve kolinin orijinal vodafone kutusu yerine şeftali kutusu olduğunu bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma sonunda kargoyu teslim alan yurtiçi kargo çalışanları … ve Mehmet Hırlak hakkında hizmet nedeni ile emniyeti suistimal suçundan mahkumiyet kararı verildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı … şirketine teslim edilip şirket çalışanları tarafından zayi edilen kontörlerin değeri olan 80.085,80 TL tazminatın 03.07.2010’dan itibaren mevduata fiilen uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, şube personeli hakkında açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kolinin paketlendikten sonra personellerin koli içinde yüksek miktarlı kontör olduğunun belirtilmesi nedeniyle koliyi yanlarına almaktan çekindiklerini, kolinin bir süre göndericiye ait işyerinde kaldığını, daha sonra teslim alındığını, taşımaya konu kolinin alıcı tarafından ihtirazi kayıt ileri sürülmeden teslim alındığını, koli içeriğinin göndericinin işyerinde bulunduğu sırada, ya da alıcı teslim aldıktan sonraki aşamada değiştirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu, kargo teslim edilmekle müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, gönderici ile alıcı arasında kargo şirketinden tazminat talep edilmesi amacıyla danışıklı işlem yapılması mümkün olduğundan gönderici ve alıcının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, TTK’nın 882. maddesi gereğince taşıyıcının sorumluluğunun gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, göndericinin böyle bir dava açma hakkı olmadığını, davacının koli içeriğini ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 03.07.2010 tarihinde 80.085,80 TL değerindeki kontörlerin İstanbul ilinde bulunan dava dışı alıcı firmaya göndermek üzere Yurtiçi Kargo Adana Bölge Müdürlüğüne teslim edildiği, söz konusu 80.085,80 TL değerindeki kontörlerin alıcı firmaya davalı … Şirketi tarafından teslim edilmediği, onun yerine Adana menşeili gazetelerin farklı kutu içerisinde teslim edildiği, davacı tarafça Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, yargılama neticesinde Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/613 esas ve 2012/948 karar sayılı ilamı ile davalı şirket çalışanları … ve Mehmet Hırlak’ın teslim edilmeyen dava konusu kontörleri alıcısına ulaştırmayıp mal edindikleri gerekçesiyle güveni kötüye kullanma suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, verilen bu kararın Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 11.10.2016 tarih, 2014/3871 Esas, 2016/7539 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, dosyaya sunulan ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporlarında taşımaya konu kontörlerin bedellerinin 80.085,80 TL olduğunun belirtildiği, davalı … şirketinin taşınmak üzere kendisine teslim edilen toplam 80.085,80 TL değerindeki kontörü alıcıya firmaya teslim edilmemesinden sorumlu olduğu, davalı şirketin davadan önce usulüne uygun olarak ihtarname ile temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 80.085,80 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, davacı vekilinin istinaf istemine gelince, Türk Ticaret Kanunu’nun 889. maddesi gereğince taşıyıcının sorumluluğu eşyanın ziyaı ve hasarının taşıyıcıya bildirilmesi ile başladığı, dosyada mevcut belgelere göre davacı … taşımaya konu kontörlerin teslim edilmediğini 07.07.2010 tarihinde davalı … Kargonun Çukurova Bölge Müdürlüğüne bildirdiği, bu durumda ilk derece mahkemesince davalıya bildirimin yapıldığı tarihte temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 80.085,80 TL tazminatın 07.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.103,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
03.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.