YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5985
KARAR NO : 2021/3372
KARAR TARİHİ : 06.04.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 06.11.2019 tarih ve 2018/488 E. – 2019/727 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.06.2020 tarih ve 2020/184 E. – 2020/208 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının Özdeneyim Eğitim ve Danışmanlık İnşaat Turizm Tarım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde bulunan %58 hissesinin davalıya satışı karşılığı davalının 2018 Haziran ayında 375.000,00 TL bedelli çek vermek suretiyle ödemeyi taahhüt ettiğini, hisse devrinin yapılmasına rağmen davalının çeki vermediğini, nakit ödeme de yapmadığını, bunun üzerine alacağın tahsili için Tatvan İcra Müdürlüğü’nün 2018/1044 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile alacağın %30’undan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sözleşmenin 4. maddesinde %42 hisse sahibi …, %58 hisse sahibi davacı …’in olmak üzere şirketin %100 hissesi için şirketin borcunun 10.000.000,00 TL hesaplanarak doğabilecek en fazla 100.000,00 TL ek borç ile davalıya devredildiğini, bu miktarın üzerinde çıkan borçların … ve davacı … tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, şirket aleyhine Tatvan İcra Müdürlüğü’nde 1.500.000,00TL ve 531.500,00TL bedelli senetlere dayalı icra takipleri başlatıldığını, icra takip dosyaları ile talep edilen miktarların ek borç değerinden çok fazla olduğunu, hisse bedelinin çok üzerinde sonradan borç çıktığından davacının bu borçlardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı göre; dosya arasında bulunan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin incelenmesinde davacının %58 payına karşılık davalının davacıya 375.000,00 TL ödeyeceği, devre konu anonim şirketin mevcut 10.000.000,00 TL ve doğabilecek 100.000,00 TL borcu ile birlikte davalının devralacağına ilişkin tarafların anlaştığı, payın devredilip devredilmediği yani sözleşme gereği davacının edimini ifa edip etmediği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığının anlaşıldığı, davalı sözleşme gereği devre konu anonim şirketi muhtemel 1.100.000,00 TL borçla birlikte devraldığı, davalı hakkında başlatıldığı iddia edilen icra takipleri ise davalının sözleşme gereği kabul ettiği borç miktarının fazlasıyla altında bir miktar olmakla birlikte davalı vekilinin pay devrinin bedeli ve itiraza konu olan 375.000,00 TL’nin ödendiği savunmasında da bulunmadığı, bu bakımdan 375.000,00 TL değerindeki asıl alacak yönünden itirazın iptali gerektiği, alacağın likit oluşu ve davalının itirazında haksız oluşu göz önüne alındığında icra inkar tazminatının şartları oluştuğu, icra takip dosyasındaki itiraza konu faiz ve ferilerin hesabı için bilirkişi raporu aldırılması yönünde ara karar kurulmuş olsa da gerekli ve yeterli delil avansı davacı vekilince ihtar edilen sürede mahkeme veznesine depo edilmediğinden davacı yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, davacı vekilince takibe konu edilen faiz ve fer’ileri yönünden iddiasını ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 Esas sayılı dosyasında davalı yanın asıl alacak bakımından itirazının iptali ile asıl alacak olan 375.000,00 TL üzerinden icra takibinin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı yanın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile, Tatvan İcra Müdürlüğünün 2018/1044 Esas sayılı dosyasında takibe konu asıl alacak olan 375.000,00 TL’nin %20’si oranında hükmedilen icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının Özdeneyim Eğitim ve Danışmanlık İnşaat Turizm Tarım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ndeki hissesini 375.000,00 TL bedel karşılığı davalıya devrettiği, davalının satış bedelini ödemediği, dava dışı şirkete ait mevcut 10.000.000,00 TL ve muhtemel 100.000,00 TL olmak üzere toplam 10.100.000,00 TL borcun davalı tarafından üstlenildiği, iddia edilen icra takiplerindeki borcun bu miktarın altında olduğu, davalının süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde açıkça sözleşmede kararlaştırılan miktardan fazla ödeme yaptığını beyan etmediği, bu nedenle davalı beyanının takas ve mahsup isteği olarak da değerlendirilemeyeceği, kaldı ki bir an için davalının beyanının takas mahsup talebi olarak değerlendirilebileceği düşünülse dahi takas mahsubun def’i niteliğinde olduğu, süresinden sonra ibraz edilen cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü ve davacının savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediği hususları da birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin ispatlanan asıl alacak yönünden davayı kabul etmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine karşı açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının savunması sözleşmenin bütünü nazara alındığında takas değil, mahsup savunması niteliğinde olup davalı, mahsup sureti ile hisse devri için öngörülen ve şirketin borçları nazara alınarak hesaplanan rakamı ileri sürerek ödemeden kaçındığını savunmaktadır. Mahsup savunması def’i değil itiraz mahiyetinde olup tahkikat tamamlanıncaya değin ileri sürülebilir. Bu sebeple davalının işbu savunmasının cevap dilekçesinin süresinde verilmediğinden bahisle değerlendirilmemesi yerinde değildir. Mahsup savunması için ispat yükü davalıdadır. İlk Derece Mahkemesince ispat yükünün kimde olduğu hususunda hataya düşülerek, bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere gider avansı yatırması için davacı tarafa süre verilmesi yersiz olup Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da davalının savunmasının incelenebilmesi için gider avansının yatırtılarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken bu hususun yerine getirilmemesi doğru olmamıştır. Bu durumda taraf vekillerinden öncelikle dava konusu hisse devir tarihine ilişkin sözleşmesinin 4. maddesinde öngörülen ve en fazla 10.100.000,00 TL olduğu satıcılar tarafından da taahhüt edilen şirket borçlarının hangi kalemlerden oluştuğu ve miktarları konusunda beyanda bulunmalarının istenmesi, davalıya mahsup savunmasına konu şirket borçlarının, söz konusu sözleşmenin 4. maddesi kapsamında öngörülen şirket borçları içerisinde yer alıp almadığı hususunu açıklaması için süre verilmesi gerekmektedir. Taraf vekillerinin bu cihetteki beyanlarının alınarak uyuşmazlığın, özellikle davalı savunmasının sözleşmede öngörülen şirket borçlarından başka ve kendisinden saklanan başkaca borçların varlığına ilişkin olduğu sonucuna ulaşılması halinde, davalının bu savunmasının gereken gider avansının yatırılması halinde şirket kayıtları ve davalı vekilinin sözünü ettiği dava dosyalarının celp ve tetkiki ile bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile layıkıyla değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.