YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6007
KARAR NO : 2021/6567
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.02.2020 tarih ve 2018/525 E. – 2020/76 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 27.10.2008’de imzalanan sözleşme ile ticari ilişkinin başladığını, sözleşmenin 31.12.2009 tarihinde sona ermesine rağmen karşılıklı anlaşma ile 2010’a kadar sürdüğünü, davalı tarafından sözleşmenin feshine dair ihtarnamenin 2011 tarihinde gönderildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının alacaklı olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı ekstresinde kayıtlı olmayan 23.973,98 TL bedelli faturaya konu malın teslimine ilişkin olarak davacı tarafın davalı defterlerine dayandığı, ancak davalı tarafın defterlerini sunmadığı, kaçınmış sayıldığı, TTK’nın 64 maddesi uyarınca davalı tarafın tacir olduğundan defterlerinde borç-alacak ilişkilerinin açıkça görülebilir bir şekilde ortaya konulması gerektiği, davalının defterlerini ibrazdan kaçındığı, davacının iddiasını ispat etmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalıya satılan mal bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının teslime ilişkin davalı defterlerine dayandığı ancak defterlerin sunulmaması nedeniyle davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece davacının ihtilaflı faturalar için teslime ilişkin iddialarını ispatladığı sonucuna varılmışsa da davacının bozmadan sonraki duruşmada yazılı-sözlü beyanlarında TTK’nın 222/5. maddesi gereğince teslim iddiasına ilişkin olarak diğer delillerden vazgeçerek münhasıran davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğine ilişkin beyanı olmadığı halde davalının defterlerinin sunulmaması nedeniyle davacının teslim iddiasının ispatlandığının kabulü doğru görülmemiştir. Ayrıca davalının defterlerinin bildirilen adreste incelenmesine dair mahkeme tarafından bilirkişiye yetki verilmesine rağmen bilirkişi raporunda adrese gidilerek inceleme yapıldığına dair bir açıklama da yapılmadığı halde mevcut ve toplanmış delillerle davanın ispatlandığı varsayılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 25/11/2021 tarihinde gerekçe yönünden oyçokluğu sonuç bakımından oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin işbu bozma ilamında, “… davacının bozmadan sonraki duruşmada yazılı-sözlü beyanlarında TTK’nın 222/5. maddesi gereğince teslim iddiasına ilişkin olarak diğer delillerden vazgeçerek münhasıran davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğine ilişkin beyanı olmadığı halde davalının defterlerinin sunulmaması nedeniyle davacının teslim iddiasının ispatlandığının kabulü doğru görülmemiştir.” ibaresine yer verilmiş ise de 6100 sayılı HMK’nın 222/son maddesi uyarınca ispat yükü kendisinde olan taraf tacir olmasa dahi münhasıran (özel olarak sadece) karşı tarafın defterleriyle iddiasını ispat etmek isteyebilir. Ancak bu durumun yani münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayanma durumunun delillerin mahkemeye sunulması sırasında olması gerekir. Diğer delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterleri de delil olarak gösterildikten ve tüm deliller incelendikten sonra yargılamada belli bir süreç geçirilip iddiasını veya savunmasını ispatlayamayan tarafın karşı tarafın ticari defterlerini delil olarak kabul edeceğini belirtmesi durumu münhasıran defterlere dayanmak olarak değerlendirilemez. Açıklanan nedenle bozma ilamında belirtilen bu ibarenin yerinde olmadığını düşündüğümden, Dairemizin bu yöndeki gerekçesine katılmamaktayım.