Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6030 E. 2021/4451 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6030
KARAR NO : 2021/4451
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 01.07.2020 tarih ve 2019/506-2020/347 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili, müvekkilinin Tuğra Dokuma San. Tic. A.Ş.’nin ortağı olduğunu, İstanbulda kurulan şirketin genel kurul kararı ile merkezini Samsun’a taşıdığını, 16.12.2014 tarihinde şirketin, ortaklardan …’in yönetim kurulu başkanı olduğu Serra Otel Turistik Tesisleri İnş. Akar San. ve Tic. A.Ş. ile birleştiğini, müvekkilinin şirket ortağı olmasına rağmen hiçbir toplantıya çağrılmadığını, şirket aktifinden de herhangi bir ödeme yapılmadığını, adına sahte imzalar atılarak genel kurul toplantılarının yapıldığını, 1998 yılındaki toplantıda sermaye artırımı yapılarak müvekkilinin haberi olmadan hissesinin düşürüldüğünü ileri sürerek, şimdilik 3.000,00 TL temettü alacağının her yıl açısından hakkın doğduğu tarihten itibaren ticari faiziyle tahsili, tedbir kararı verilerek şirket yönetimine kayyum tayini, genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Asıl davada davalı-karşı davada davacı Serra Otel AŞ vekili, Tuğra Dokuma A. Ş’ nin bir aile şirketi olarak kurulduğunu, davacının bu şirketi büyük zarara uğrattığını, zararı aza indirmek için davacıdan genel vekaletname alınarak şirket toplantılarında vekili ile temsil edildiğini, şirketin temettü dağıtmadığını savunarak, asıl davanın reddini, karşı davada ise, davalının şirketten çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın asıl davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, davacının dava dışı …’e şirket toplantılarına katılmak üzere vekalet verdiği, vekil …’in ise, savcılık soruşturma dosyasında toplantılara kendisinin katılarak imza attığını beyan etmesi karşısında imza incelemesi yapılmaması kararının yerinde olduğu, şirket genel kurulunun temettü dağıtma kararı vermediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kararın asıl davada davacı vekilince temyizi üzerine, İlk Derece Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 18/06/2019 tarihli ilamıyla asıl davada davacı yararına bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından verilen vekaletname ile vekilin genel kurullara katılması ve işlem yapmasının mümkün olmadığı, davacının hissesinin devir edilmediği, şirketlerin birleşmesi sonrası yeni şirketten pay verilmesi gerektiği halde payın verilmediği, bu nedenle davacının ortak kabul edilmesi gerektiği hususlarının sabit olduğu, yönetmelik hükümlerine uygun olmayan vekaletnameyi bizzat davacının kendisinin vermesi, aradan geçen sürenin uzunluğu ve işin niteliği nazara alındığında 1998 yılından itibaren tüm genel kurul kararlarının iptalinin talep edilmesinin TMK 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, temettü alacağının şartlarının oluşmadığı, mevcut delillere göre davacının imza incelemesinin sonucu etkilemeyeceğinden bu yöne ilişkin talebin reddedildiği, her ne kadar davacı taraf genel kurula davacı adına katılan vekil …’ in de imzalarının incelenmesini talep etmiş ise de bu hususun Yargıtay bozma ilamında bulunmadığı ve incelemenin de sonuca etkisinin olmayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden davanın reddedildiği ve yasa yoluna başvurulmayarak karşı davadaki hükmün kesinleştiği gerekçesiyle karşı dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı … ‘dan alınmasına, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.