YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/609
KARAR NO : 2020/4026
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14.11.2019 tarih ve 2016/505- 2019/722 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.06.2010 tarihinde palamar bağlama hizmetleri sözleşmesi, konteyner istif sağlamlaştırma ve emniyet kilitleri takma sözleşmesi ve ro- ro yükleme ve boşaltma hizmetleri hakkında protokol olmak üzere 3 adet sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında alt işverenlik ilişkisi kurulmuş olduğunu bu sözleşmelerin 31.08.2011 tarihinde son bulduğunu, hemen öncesinde davacı şirket yanında çalışan işçiler 26.08.2011 tarihli ihtarnamede MIP ile davacı MLH arasındaki sözleşmenin 31.08.2011 tarihinde biteceğini, bu tarihe kadar kendilerine çalışacak yer gösterilmediği takdirde belirsiz süreli sözleşmelerini feshedeceklerini bildirdiklerini buna rağmen işçilerin davalı ile davacı taraf arasındaki sözleşmenin sona ereceğini bahane ederek fesih yaptığını ardından davalı MIP şirketinde çalışmaya başladıklarını, davalı MIP şirketi ile işçilerin aralarında anlaşarak davacı şirketi yarı yolda bıraktıklarını, taşeronu aradan çıkardıklarını, MIP’ in açıkça bir hakkı kötüye kullanarak ticari güven ilişkisine uymayan haksız rekabet yaptığını, bu nedenlerle 10.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi zararın haksız rekabetin gerçekleşmesinden itibaren ( 31.08.2011) işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işçilerini ayarttığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının işçilerinin bir kısmının iş akitlerinin davacı tarafından fesh edildikten çok sonra işçilerin başvurusu üzerine müvekkili tarafından istihdam edildiğini, işçilerin iş akitlerinin bizzat davacı tarafından sonlandırıldığını bu hususun işçilik alacakları dosyasında sabit olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, TTK’nın 56. maddesinin somut olaya uygulanamayacağını, manevi tazminat talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacının alt işveren, davalının üst işveren konumunda olduğu, davacının işçilerinin taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden sonra davacı tarafından özlük haklarının karşılanmaması nedeniyle işten çıkıp işçilik alacağı davası açtıkları, nitekim işbu davaların işçiler tarafından kazanıldığı, sözleşme süresinin bitimi nedeniyle iş sözleşmeleri sona eren işçilerin üst işverenine ait davalı şirkette çalışmaya başlamış olmalarının TTK’nın 54 ve 55. maddeleri çerçevesinde haksız rekabet teşkil edecek fiil ya da fiillerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.