Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6297 E. 2021/5282 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6297
KARAR NO : 2021/5282
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2016/1210 E. – 2018/365 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.05.2020 tarih ve 2018/1564 E. – 2020/468 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturalara istinaden davacı tarafından Gebze 2. İcra Müdürlüğü’nün 2016/6321 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun işbu takibe herhangi bir borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini, davalının yapılan icra takibini uzatmak, sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiğini, borcunu ödemediği halde yaptığı itirazının haksız olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davalı tarafın borcunu ödemediğinin açıkta ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek borçlunun itirazının asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin devamına, itirazında haksız olan borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin herhangi bir alım satım ilişkisi olduğunu, aralarında yazılı veya şifahi bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin ifa yeri ve götürülecek borç noktasından hareketle mahkemenin yetkili olmadığını, nitekim davalı aleyhine yapılan icra takibine de itiraz ettiklerini, davalının icra takibine ve ödeme emrine yaptığı itirazında da belirttiği üzere davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının icra takibine konu ettiği irsaliyeli faturaların sadece bir tanesinde davalının oğlu …’in teslim alan olarak imzasının bulunduğunu, diğerlerinde teslim alındıklarına dair herhangi bir imza ve kaşe bulunmadığını, bu faturalardan dolayı davalının davacıya borcunun olmadığını, birkaç tanesinde imza varsa da bu imzaların sahte olduğunu, sahte olmayan teslim alan imzalı faturadaki borcunda davacı şirkete ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının satıma konu ürünlerin teslim edildiğini kesin delil ile ispat ettiği, 18/10/2017 tarihli celsede dinlenen tanık beyanına göre dava dışı …’ın işletmede tek başına bulunduğu zamanların olması, telefon siparişi için kullanılan bilgisayardaki sistemin davalı tarafından sürekli açık bırakılarak davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, davalının savunmasına esas teşkil eden … tarafından telefonların teslim alındığı ve bonoların verildiği savunmasının kesin delil ile ispatlanamadığı, alacağın faturaya dayandığından likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı borçlunun Gebze 2. İcra Müdürlüğü’ nün 2016/6321 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, davalı borçlu itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan takip konusu asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, icra takibine konu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumda faturaya konu malların davalı tarafa tesliminin ispat edilmiş olduğunun kabulü gerektiği, basiretli bir tacirin teslim almadığı bir mala ilişkin faturayı ticari defterine kaydetmemesi gerektiği gibi ticari defterlerinin aksini de HMK 222/3 maddesi uyarınca senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamadığı, bu durumda mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibe konu alacak faturadan kaynaklanan likit ve belirlenebilir olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.261,52 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/06/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.