Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/6694 E. 2021/5284 K. 22.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6694
KARAR NO : 2021/5284
KARAR TARİHİ : 22.06.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.10.2019 tarih ve 2019/3 E. – 2019/310 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının imal ettiği ürünleri “İPEK” markası ile sattığını, davalı ile de bu ürünlerin satışı için bölge bayisinin de dahil olmasıyla 01/09/2008 tarihinde yetkili satıcılık sözleşmesi imzaladığını, bir süre devam eden sözleşmenin sona erdiğini ancak bahsi geçen sözleşme ile davalıya verilen bir adet tabela ve bir adet totemin davalı tarafça sökülerek davacıya teslim edilmediğini, davalıya ihtarname çekilerek taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiğinin bildirildiğini ve sözleşme gereğince davalıya verilen tabela ve totemin iadesinin istenildiğini, davacıya ait İPEK markasının TPMK nezdinde 2011/86211 hizmet marka numarası ile 28/10/2011 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile koruma altına alındığını, davacı adına tescilli İPEK markasının yazılı bulunduğu tabela ve totemin davalı tarafça davacıya teslim edilmeyerek haksız rekabet sağlandığını, davalının elektronik ortamda davacıya ait markayı kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin ve markaya tecavüzün tespitini, tabela ve totemin davacıya iadesini, davacının uğradığı maddi zararın tespiti ve davalıdan alınarak davacıya verilmesini, hükmün ilgililere duyurulmasını, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğunu, sözleşme gereğince sözleşmenin bitiminden bir ay önce fesih ihbarında bulunulmadığı taktirde sürenin 1 yıl uzadığını, sözleşmenin sona erdiğine yönelik davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacı tarafça çekilen ihtarın davalıya ulaşmadığını, ihtarname tebligatlarının TK’nın 35. ve 21. maddelerine uyulmadan yapıldığını, davacının taleplerinin yerinde olmadığını, davacıya ait markanın sözleşmeye dayalı olarak kullanılmasının usulüne uygun olduğunu ve haksız rekabet sağlamadığını, davacının markaya tecavüz adı altındaki beyanlarının yerinde olmadığını belirterek davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 20. maddesine göre sözleşme süresinin 5 yıl olarak geçerli olduğu, sözleşmenin bitiminden 1 ay önce sözleşmenin taraflarca fesih ihbarında bulunulmaması veya 11. maddedeki şartlar nedeniyle feshedilmediği takdirde sözleşmenin aynı şartlarla ve üretici firmanın aynı şartlarda yaptığı veya yapacağı değişikliklerle 1 yıl daha uzatılacaktır, hükmünün bulunduğu, tarafların 01/09/2013 tarihinden 1 ay evvel sözleşmeyi sona erdirdiklerine veya sözleşmenin feshedildiğine dair beyanlarının veya belgelerinin dosyaya ibraz edilmediği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 01/09/2013 tarihinden itibaren 1 yıllık süre için uzatıldığı ve 01/09/2014 tarihine kadar taraflar arasında sözleşme ilişkisinin var olduğu kanaatine varıldığı, sözleşme devam ederken davacı tarafın 31/03/2014 tarihinde davalıya ihtarname gönderilerek yetkili satıcılık sözleşmesinin sona erdiğini ve emanet olarak teslim edilen eşyaların iadesini talep ettiği ancak ihtarnamenin davalının adreste bulunmaması nedeniyle iade edilmesi sonrasında 08/05/2014 tarihinde muhatabın tebellüğden imtina etmesi nedeniyle muhtara teslim edildiği, dolayısıyla davalının 08/05/2014 tarihinde ihtarnameden haberdar olduğu ancak söz konusu ihtarnamede sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir beyan olmadığından ihtarnamenin fesih beyanı olarak değerlendirilmediği, bu nedenle davalının 01/09/2013 ile 01/09/2014 tarihleri arasında taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona erdirmeyeceği kanaatine ve davalının davacının marka hakkına tecavüz etmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 – 2019/6921 sayılı ilamında da zikredildiği üzere; 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmemiş olması nedeniyle atipik sözleşmelerden olan lisans sözleşmelerini, “mülkiyet hakları sahiplerinde kalmak koşuluyla, marka, patent, tasarım ve know-how gibi gayri maddi nitelikteki fikri ve sınai hakların, başkalarınca kullanımına izin verilmesi” olarak tanımlamak mümkündür. Her ne kadar, somut olayda taraflar arasında açıkça bir marka lisans sözleşmesi yapılmamış ise de, sözleşme hükümlerinden ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden, taraflar arasındaki 01.09.2008 tarihli Yetkili Bayilik Sözleşmesinin davacıya ait markayı sözleşme süresince kullanma hakkını da kapsadığı ve bu anlamda marka kullanımı yönünden bir lisans ilişkisinin varlığı kabul edilmelidir.
Lisans sözleşmelerinde marka kullanımının, miktar ve süresinin taraflar arasındaki sözleşme koşullarına göre belirlenmesi gerekir ise de, bu tür sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülükler ile sözleşmenin sona ermesine hangi kanun hükümlerinin uygulanacağının belirlenmesi gerekir. Bu konuda esas alınacak ölçüt ise, lisans sözleşmelerinin TBK’da düzenlenen hangi tür sözleşmelere daha çok benzediğinin tespiti ve imkan verdiği ölçüde bu sözleşmeye ilişkin hükümlerin uygulanması şeklinde olmalıdır.
Lisans sözleşmelerinin, sözleşme içeriğine göre, adi ortaklık, hasılat kirası ve satım sözleşmelerine benzeyen yönleri bulunmaktadır (Sabih Arkan, Marka Hukuku C:2, s.191; Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s.435). Keza, 5846 sayılı FSEK’nın 56/3.maddesinde ise, lisans sözcüğü yerine “ruhsat” tabiri kullanılmış olup, burada düzenlenmede yer alan “Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır” şeklindeki düzenlemeye istinaden, lisans sözleşmeleri hakkında, sözleşmenin düzenleniş amacına göre, 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmiş bir sözleşme türü olan hasılat kirası ve intifa sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir. Gerek intifa sözleşmeleri, gerekse hasılat kirası sözleşmelerine
ilişkin, 4721 sayılı TMK (796 m.), 6098 sayılı TBK (367 vd. m.) ve mülga 818 sayılı BK’daki (285 vd. m.) düzenlemelerde, sözleşmelerin sona erdirilmesinin belirli koşullara bağlandığı, haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdiremeyecekleri kabul edilmiştir.
Somut olayda, basit lisansı kapsayan taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesi 01.09.2008- 01.09.2013 tarihleri arasında geçerli ise de sözleşmenin 20. maddesi ile süresinden 1 (bir) ay öncesinde taraflarca feshi ihbarda bulunulmaması halinde sözleşmenin 1 yıl süre ile uzayacağı kabul edilmiştir. Bu durumda sözleşmenin feshinin, davacı tarafın 28.03.2014 tarihli fesih ihbar yazısını davalının tebellüğden imtina ettiği 08.05.2014 tarihinden sonraki sözleşme dönemi sonu olan 01.09.2014 tarihi itibarıyla gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Ancak davalının, sözleşme 01.09.2014 tarihinde sona erdiği halde, dava tarihi olan 01.10.2014 tarihi itibari ile halen davacıya ait markayı izinsiz olarak kullandığı anlaşılmakla, söz konusu 1 aylık süre yönünden davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken mahkemece hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.