YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7274
KARAR NO : 2020/4809
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Merzifon 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.06.2018 tarih ve 2016/341 E. – 2018/422 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.01.2019 tarih ve 2018/1672 E. – 2019/20 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.11.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin %9,688 oranında hissedarı olduğunu, davalı şirketin 01.08.2015-31.01.2016 ara dönemi faaliyetleriyle ilgili TTK 376/1 maddesi gereğince 11.04.2016 tarihinde Olağanüstü genel kurul yaptığını, Olağanüstü Genel Kurulun gündemin 4.maddesini görüşmek üzere, yani tek gündem maddesi için toplandığını, 1.Olağanüstü Genel Kurulun Gündemin 4.maddesinde “01.08.2015-31.01.2016 tarihleri aralığını kapsayan Bilanço, kar/zarar hesaplarının okunmasına ve iyileştirici önlemlerin müzakeresi ve onaylanmasının geçtiğini, Şirket yetkilisince bilanço kar/zarar tablosu ve aşağıda belirtilen iyileştirici önlemlerin genel kurula okundu” denildikten sonra, Yönetim kurulunun ibrası aşamasında, ibra ile ilgili her hangi bir karar alınmadan, hakim ortak konumunda bulunan Karadeniz Birlik temsilcisi verdiği önerge ile yönetim kurulunun sayısının bire düşürülerek TTK 359 ve 364. Maddesi kapsamında seçim yapılmasına, bu 1 kişinin de Karadeniz Tüzel kişiliğinden görevlendirme yapılarak oluşturulmasının teklif edildiğini, önergenin Genel Kurulun onayına sunulduğunu, müvekkil şirketin red oyuna karşılık, hakim ortak Karadeniz birlik temsilcisi oyuyla kabul edildiğini, söz konusu önerge ile kabul edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptalinin gerektiğini, Olağanüstü Genel Kurulun, finansal tablolarla ilgili görüşme amacıyla toplandığını ve tek gündem maddesi olması nedeniyle, yapılan olağanüstü Genel Kurulun iptalinin gerektiğini, verilen önerge ile 5 kişilik yönetim kurulu 1 kişiye indirilmekle, bu 21 kişi için seçim yapılmadığını, hakim ortağın görevlendireceği 1 kişi olarak ifade edildiğini, Karadeniz Birlik Tüzel kişiliğinin yönetim kuruluna seçilmesine dair bir seçim yapılmadığını, 1 kişi olarak belirlenen Yönetim Kurulunun belirsizlikle karşı karşıya olduğunu, Genel kurul tutanağında teklifin bu kısmı için “bu 1 kişinin de Karadeniz Birlik Tüzel kişiliğinden görevlendirme yapılarak oluşturması”nın belirtildiği, Karadeniz Birlik Tüzel kişiliğinin yönetim kuruluna seçilmesi yani kanun gereğince mümkün olduğunu ancak yapılan seçimde Yönetim Kuruluna “Karadeniz Birlik Tüzel Kişiliği”nin seçilmediğini, kimliği belirsiz olan görevlendireceği 1 kişi seçilmiştir” denildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 11.04.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurulun tek günden için toplandığını, kurulda bilanço, kâr/zarar tablosu ve belirtilen iyileştirici önlemlerin genel kurula olunduğunu, gündem maddesinin ekonomik koşulların iyileştirilmesi ve düzenlenmesine dair olduğunun açıkça belirtildiği, haklı sebebin varlığının her hangi bir sınırlamaya tabi tutulmadığını, her türlü haklı sebebin gündeme ve konunun alınması gerekçe olabileceğini, ortalama olarak ayda Yönetim Kurulu maliyetinin 10.000 TL olduğunu, yıllık olarak da bu rakamın 120.000 TL olması nedeniyle üretim maliyetlerine yansıdığını, ekonomik tedbirlerden bahsederken, yönetim giderlerinin girmesinden daha doğal bir konu olamayacağını, amacın önlenebilir giderleri azaltmak olduğunu, bunu teklif etmenin ve müzakere edilmesinin talep edilmesinin uygun olduğunu, bura da yönetim kurulu üyelerinin değiştirilmesi değil üye sayısının azaltılmasının hedef alındığını, değişen bir yönetim kurulu üyesinin olmadığını, Karadeniz Birlik Tüzel kişiliğinin yönetimde üye olarak bulunduğunu, yönetim kurulu üyelerinin şahsıyla yetersizliği ile bir durum olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, TTK 446/a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceği, davacının sadece red oyu kullandığı, herhangi bir muhalefet şerhi sunmadığı, ancak genel kurulda alınan yönetim kurulu üye sayısının bire düşürülmesi ve bu kişinin de Karadeniz tüzel kişiliği tarafından görevlendirilme yoluyla oluşturulmasına ilişkin kararın, TTK.m.447 hükmünde yer alan “pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, anonim şirketin temel yapısını bozan” bir karar niteliğinde olduğu, alınan kararla genel kurulun devredilemez yetkisinin devredildiğini ve anonim şirketin yapısının kanunun emredici hükümlerine aykırı bir şekilde bozulduğunu, kararın batıl bir karar olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı şirketin 11/04/2016 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan yönetim kurulunu oluşturacak bir kişinin Karadeniz tüzel kişiliği tarafından görevlendirme yoluyla oluşturulmasına ilişkin kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, dava konusu Genel Kurulda alınan yönetim kurulunu oluşturacak bir kişinin Karadeniz Birlik tüzel kişiliği tarafından görevlendirme yoluyla oluşturulmasına ilişkin kararın TTK’nun 447.maddesinde yer alan pay sahibinin Genel Kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran anonim şirketin temel yapısını bozan bir karar niteliğinde olduğu, yönetim kurulunun genel kurul tarafından seçileceği, genel kurula verilen bu yetkinin devredilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle genel kurulun yönetim kurulunu seçme yetkisini devreder nitelikte bir kararın alınmış olması nedeniyle bu kararın batıl olduğu, yok hükmünde olduğu yönündeki raporu gerekçe gösterilerek davacının davasının kabulü yönündeki kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.