YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/76
KARAR NO : 2020/1581
KARAR TARİHİ : 17.02.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 06/06/2018 tarih ve 2017/1099 E.- 2018/747 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 13/11/2019 tarih ve 2018/1639 E.- 2019/1393 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının Almanya Stuttgart Eyalet Mahkeme 14. Hukuk Dairesi’nin 10/10/2012 tarihli kararıyla kabulüne karar verildiğini ve kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğini ileri sürerek, anılan yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davaya konu yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalıya posta yoluyla tebliğ edilmeye çalışıldığı, bilahare davacı vekilinin talebi doğrultusunda kararın yeniden Adalet Bakanlığı aracılığı ile tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilen karara karşı yasal süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu ancak temyiz talebinin geçersiz olduğu ve sonradan yapılan tebliğin kesinleşen kararı ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, buna göre kararın ilk olarak davalıya doğrudan posta yolu ile tebliğ edilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yurtdışında faaliyet gösteren şirkete, yurtiçi tebligat yapılmasının kamu düzeninden olan Türk usul ve tebliğ yasalarına aykırılık oluşturduğu, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, bu durumda MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceğinden ve tüm dosya kapsamı ve emsal Yargıtay kararları (11.HD. 2014/13642 E.-15939 K.) dikkate alınarak koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 17/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.