Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/8151 E. 2021/4886 K. 08.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8151
KARAR NO : 2021/4886
KARAR TARİHİ : 08.06.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.12.2017 tarih ve 2017/630-2017/1498 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların 2008 yılından itibaren ticari ilişki içinde olduğunu, davalı Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti.’nin 2012 yılı da dahil olmak üzere davacıdan mal satın aldığını, davalı Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti’nin borçlarından dolayı takip yapılıp kısmi tahsilatlar yapıldığını, davalı hakkında Bakırköy 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/720 esas sayılı davasında davalı Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti’nin 150.000,00 Euro tutarlı bono nedeniyle alacaklı olduğunu, bu bonoyu diğer davalı Pencereci Cephe Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ciro ettiğini savunup takas def’inde bulunduğunu, bu bononun davacının eski yetkilisi …tarafından imzalandığını, davacı şirketin bu bonodan haberdar olmadığını, çek hamili davalı Pencereci Cephe Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından takip başlatıldığını, bu takipteki alacaklı vekili ile davacı tarafından başka bir alacak nedeniyle başlatılan takipte aynı avukatın davalı Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti’nin vekilliğini yaptığını, iki şirketin adreslerinin aynı olduğunu belirterek, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün 2012/17475 esas sayılı dosyasındaki talebe konu 150.000,00 Euro bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davalıların takipte haksız ve kötü niyetli olmaları nedeniyle %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu bononun bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, illete bağlı olma zorunluluğunun bulunmadığını, bonodan kaynaklanan alacağın kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir kambiyo senedine dayandığını, bahse konu bonoya karşı bedelsizlik iddiasında bulunan davacı tarafın bu iddiasını, senede karşı ileri sürülen bir iddia olması nedeniyle HMK’nın 201 maddesi gereği ispatının aynı kuvvette yazılı delille yapılması gerektiğini, davacının bedelsizlik iddiasına ilişkin yazılı bir delil sunmadığını, dava konusu bononun diğer davalı şirketin davacı şirketten olan alacağına karşılık Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd. Şti’nin borçlarının ifası amacıyla ciro yoluyla devredildiğini, devir tarihi itibarıyla diğer davalı şirketin Toksar İnş. ve Yapı Malz. San. Tic. Ltd.Şti’nden alacaklı olup ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ile belirlenebileceğini savunarak haksız davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bononun geçerlilik şartlarına haiz olduğu, davalıların davacı ile Toksar arasındaki ilişki yönünden mücerretlik savunmasında bulundukları,kendi aralarındaki(Toksar-Pencereci) ilişki yönünden ise mevcut bir ticari ilişki gereğince Toksar tarafından Pencereci’ye ciro edildiğini savundukları, defter incelemesi yapıldığı bononun davacı kayıtlarında yer olmadığı, davalıların defterlerinde kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, mücerretlik ilkesi gereğince, bono lehtarı Toksar’ın bonoyu geçerli bir temel ilişkiye dayanarak VBH’den aldığını ispat yükümlülüğünün bulunmadığı,bononun davacı kayıtlarında yer almaması da bonoya dayanarak talepte bulunmasına engel olmadığı, davaya konu bonoya bağlı alacağın Bakırköy 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde davacı tarafından bono lehtarı Toksar’a karşı açılan davada Toksar tarafından takas-mahsup defi olarak ileri sürüldüğü ve mahkemece reddedildiği,alacak davası kapsamında ileri sürülen takas-mahsup talebine konu alacak iddiasının alacağın mevcut olup olmadığı tespit edilmeksizin takas-mahsuba tabi tutulmamış ise, bu alacağın genel hükümlere göre dava konusu yapılabileceği, konuyla ilgili ceza yargılaması sonucu beklenmediği, bono üzerindeki imzanın tanzim tarihi itibarıyla şirket yetkilisi tarafından atıldığının sabit olduğu, şirket yetkilisi ile davacı arasındaki bu uyuşmazlığın ilgili kişi ile davacı şirket arasındaki bir iç sorun olduğu, yapılacak yargılamada şirket içi yetki durumu nedeniyle …ve …’nin yetkisiz oldukları, eylemlerinin güveni kötüye kullanma niteliğinde bulunduğu sabit olsa dahi bu durumun taraflar arasındaki hukuki durumu etkilemeyeceği, davalılar arasında ticari ilişki bulunduğu, buna göre bononun devredildiği anlaşılmış ise de bu durumun sonuca etkisi bulunmadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış ise de, bedelsiz senedin takibe konması suç oluşturduğundan, yemin teklif edilemeyeceği kabul edilerek, yemin teklif hakkının hatırlatılmadığı, faiz hesabı yönünden yapılan hesaplama neticesinde dava konusu edilen İstanbul 33. İcra Müdürlüğü’nün 2012/17475 esas sayılı dosyasındaki talebe konu 150.000,00 Euro bedelli bonodan kaynaklanan asıl alacak yönünden davacının borçlu olduğu ancak 5.054,79 Euro faiz alacağı ile ilgili olarak davanın kısmen kabulüyle 1.602,74 Euro faiz alacağı bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine,fazla talebin reddine,davacının kötüniyetli olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir.Davacı, dava konusu bonoyu şirket adına keşide eden kişinin bedel itibariyle şirket adına bono imzalamaya yetkili olmadığını belirtmiştir.Mahkemece bu husus iç ilişki olarak nitelendirilerek davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.
Dosya içerisinde bulunan Bakırköy 34.Noterliği’nin 29.09.2009 tarih 21062 yevmiye nolu imza sirküleri örneğinde “ Şirketin mevzu ve maksadına giren her türlü konuda 300.000.- TL ve üzerindeki borçlanmaya, kıymetli evrak düzenlemeye A grubundan bir ve
grubundan bir imza yetkilisinin müşterek imzalarının bulunması gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu karar ticaret sicil gazetesinde yer almakla 3.kişileri de bağlar, 3.kişiler iyiniyet iddiasında bulunamaz. Davaya konu bonunun keşide tarihi olan 18.11.2011 tarihindeki TL karşılığının yaklaşık 366.000.- TL olduğu anlaşılmakla ve bonoyu imzalayanın tek kişi olması nedeniyle söz konusu bononun davacı şirket açısından hukuken geçerli olmadığı sabit olup, mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.