Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/8377 E. 2021/1433 K. 18.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8377
KARAR NO : 2021/1433
KARAR TARİHİ : 18.02.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.10.2018 tarih ve 2017/733 E. – 2018/613 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 29.09.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı TMSF vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’nın …Şubesi’nde 15.06.2001 tarihinde hesap açtırarak 3 ay vadeli 228.679 USD yatırdığını, müvekkiline ıslak imzalı hesap cüzdanı verildiğini, davalı bankanın …Şubesi’nin kapatılmasından sonra hesabın davalı bankanın … Şubesi’ne aktarıldığını, … Şubesi’ndeki hesabın 3 aylık vade ve faiz uygulanmak suretiyle 247,540 USD’ye ulaştığını, …’nın 14.08.2002 tarihinde tasfiye kararının ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, tasfiye kararı verildikten sonra bankada hesabı bulunanlara bildirim yapılması gerektiği halde müvekkiline bildirim yapılmadığını, müvekkilinin 21.05.2004 tarihinde bankaya yazılı olarak başvurup hesabı hakkında bilgi istemesine rağmen açıklama yapılmadığını, daha sonra da bankada böyle bir hesabın bulunmadığının bildirildiğini, müvekkilinin elindeki hesap cüzdanının bankada açtırdığı hesabı ve bu hesaba yatırdığı parayı kanıtladığını ileri sürerek, 275.212,88 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davacının 82 yaşında olduğunu, söz konusu hesap cüzdanının davacıya ait olmadığını, menfaat temini amacıyla böyle bir hesap cüzdanı üretildiğini, dava konusu hesabın hesap hareketlerinin incelenmesinde 15.06.2001 tarihinde saat 12.45’de USD hesabı açıldığı, 12.46’da sehven yattığı belirtilerek hesabın kapatıldığı, bir dakika ara ile açılıp kapanan hesabın gerçek bir hesap ve verilen hesap cüzdanının da gerçek bir hesap cüzdanı olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan hesap ekstresinin … Şubesi’ne ait olduğunu, davacının kapanan Ticaret Bankası …Şube müdürü …’ün dayısı olduğunu, …’ün zimmet suçundan yargılanıp ceza aldığını, …’ün 31.10.2001 tarihinde … Şubesi’nde göreve başladığını, oysa … Şubesi’ne ait ekstrede vade başlangıç tarihinin 13.03.2001 tarihi olarak gösterildiğini, bu nedenle bu belgenin de sahte olarak üretildiğini, bankacılıkta iki farklı şubenin aynı seri numaralı hesap cüzdanı kullanmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, husumetten ve esastan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından iddia olunan sahtecilik olgusunun ispat edilemediği, olay tarihi itibarıyla uygulanması gerekli mülga BK’nın 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından bile sorumlu olup, çalışanı tarafından verilen zarardan dolayı müşterilerine karşı yine mülga BK’nın 100. maddesi uyarınca sorumlu bulunduğu, davacının davalı bankanın …Şubesi’nde 15.06.2001 tarihinde hesap açtırarak 228.679 USD yatırdığının tespit edildiği, zira usulünce düzenlenmiş banka yetkililerinin imzasını taşıyan hesap cüzdan aslının sunulduğu, davalı bankanın 228.679 USD karşılığı miktardan sorumlu olması gerektiği, diğer davalı TMSF yönünden ise, BDDK’nın 21.06.2001 tarihinde yayımlanan 15.06.2001 tarih ve 346 sayılı kararı ile davalı bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin 01.07.2001 tarihi itibarıyla kaldırıldığı, belirtilen bankanın tasfiyesi işlemlerinin gerçekleştirilmesi için TMSF’nin yetkili kılındığı, bankanın tasfiyesine karar verilmesi sonrası Olağanüstü Genel Kurul’da alınan kararın 19.08.2002 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilmesiyle birlikte sürecin halen devam ettiği, bankanın mali bünyesinde yapılan iyileşme bulunmadığından davalı bankanın fiil ehliyetinin salt tasfiye gayesiyle sınırlandığı, bu süreçle birlikte TMSF’nin tasfiye halindeki banka hisselerinin yüzde 92,84’üne sahip olduğundan sorumluluğuna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 275.212,88 TL’nin 15.06.2001 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulü ile 275.212,88 TL’nin 15.06.2001 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde 15.06.2001 tarihinde banka hesabına yatırılan 228.679.00 USD’nin TL karşılığı olan 275.212.88 TL’nin 15.06.2001 tarihi itibariyle banka alacaklarına uygulanan en yüksek yasal faiziyle davalılardan tahsili, talep edilmiş olup, davalı bankaya gönderilen 21.05.2004 tarihli yazıda 15.12.2002 tarihinde banka nezdinde bulunan 247.540,00 USD’nin işlemiş faiziyle birlikte en geç 15 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiş ve işbu talep dilekçesi davalı bankaya 24.05.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi gereğince davacı ile davalı banka arasında mevduat ilişkisi olup, davalı ancak davacının mevduat ilişkisini sonlandırarak parasının kendisine ödenmesini davalıya bildirdiği tarihte temerrüde düşmüş olacaktır. Davacı tarafından da 21.05.2004 tarihli talep dilekçesi ile mevduat hesabında bulunan paranın 15 gün içinde kendisine ödenmesi istenilmiş olduğundan ancak bu tarihin sonunda davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği gibi, davalı temerrüde düştükten sonrada zaman itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 21. maddesi gereğince avans faizi istenilebileceğinden mahkemece mevduat faizine hükmedilmesi dahi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece her ne kadar TMSF’nin tasfiye halindeki banka hisselerinin %92,84’üne sahip olması nedeniyle davacı alacağından sorumlu olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davalı bankanın ayrı bir tüzelkişiliği olup, TMSF’nin banka hisselerine sahip olmasının somut uyuşmazlık kapsamında TMSF’ne husumet düşmesine ve aleyhine sorumluluğa hükmedilmesine sebebiyet vermeyeceği nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ile davalı TMSF aleyhine hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
4- Yukarıda (3) numaralı bentte belirtilen bozma sebep ve şekline göre, davalı TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklananan nedenlerle, davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı banka yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı TMSF yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı TMSF’ye verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 18.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.