YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1087
KARAR NO : 2021/2345
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 03.06.2015 gün ve 2014/227-2015/479 sayılı hükmün Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2019 gün ve 2018/1293-2019/1964 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa’nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 2008 yılında davalıdan yeni traktör satın aldığını, eski traktörünü davalıya verdiğini, kalan borcu için davalıya 2008 yılı tanzim tarihli 2.415 Euro bedelli 4 adet bono verdiğini, bonoların davalı tarafından dava dışı Türk Traktör A.Ş.’ye ciro edildiğini, bono bedellerinin tamamının davalıya ödendiğini, 13.03.2011 vade tarihli bono ödendikten sonra üzerine ödendi kaydı düşülüp çizildikten sonra davalıda kaldığını, söz konusu bononun ödenmesine karşın davalı tarafından Ödemiş 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/1067 takip sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini ileri sürerek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının dava dışı Türk Traktör A.Ş.’nin satış bayisi olduğunu, aralarındaki anlaşma gereğince satmış olduğu traktör, ekipman vs. malların ödemelerini davalının yaptığını, davalının ana bayii olan Türk Traktör A.Ş.’den verdiği teminat kapsamında mal alabildiğini, davalının borcu teminatından fazla olduğu takdirde yeni mal siparişi veremediğini, bu nedenle yeni mal siparişi verebilmek için müşteriden alacağını tahsil etmeden borçlarını ödeyerek ana bayiden bonoları iade alabilmekte ve teminat marjını genişleterek daha fazla mal sipariş edebilmekte olduğunu, davalının davaya konu 13.03.2011 vade tarihli bonoyu davacıdan tahsil etmeden ana bayii Türk Traktör A.Ş.’ye davalı tarafından ödediğini, bu hususun banka kayıtlarında mevcut olduğunu, bono üzerinde bulunan “ödendi” kaydının bu ödemeye ilişkin olduğunu, davacının bu kaydı fırsat bilerek kötü niyetle bu davayı açtığını, davacının ödemeye ilişkin iddiasının asılsız olduğunu, davacının davaya konu bonoyu davalıya ödediğini yazılı delille ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı bononun üzerinde yazılı olan ”ödendi” ifadesine dayanarak ödendiğini ileri sürdüğü, borçlu tarafından ödenen bononun alacaklıda kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosya arasında bulunan savcılık soruşturma dosyası ile şirket yetkilisi hakkında bedelsiz senedi işleme koymak suçundan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığı, hamil tarafından bononun tahsili amacıyla verilen Ziraat Bankası …Şubesince mahkemece yazılan yazıya verilen yanıt ve eki belgelerden de bono bedelinin davalı tarafından bankaya ödenerek bono aslının alındığının anlaşıldığını bunun da takibe dayanak bononun davalı tarafından ödendiği, bononun davalı şirket uhdesinde bulunmasının da bu hususu desteklediği ve davacı tarafça ödemenin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2019 gün 2018/1293 E – 2019/1964 K sayılı ilamı ile “Dava icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Takibe konu bononun incelenmesinde bononun ön yüzünde “ödendi” ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Senet metninde yer alan her türlü def’i alacaklıya karşı ileri sürülebilir. Bu durumda davalı alacaklı söz konusu bono bedelinin davacı tarafından ödenmediğini yazılı delille ispatlaması gerekir. Mahkemece ispat yükünde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denilerek yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece önceki kararda direnilerek davanın reddine karar verilmiş,
Karar, davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun Geçici Madde 4/4. bendi uyarınca yerel mahkemece verilen direnme kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmesi sonucu;
Dava menfi tesbit davası olup, menfi tesbit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya aittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık icra takibine konu olan 13.03.2018 keşide, 13.03.2011 vade tarihli 2415 Euro bedelli bononun davacı tarafından ödenip ödenmediği hususunda toplanmaktadır. Dava ve takibe konu bonoda davacı keşideci, davalı lehtar ve birinci ciranta, dava dışı Türk Traktör ve Ziraat Makinaları A.Ş. ise hamildir. Yetkili hamil tarafından bonunun tahsil için T.C. Ziraat Bankası …şubesine ibraz edildiği, yine bononun ödenmesi nedeniyle de bankaca ön yüzüne “ödendi” ibaresinin yazıldığı görülmüştür.
Mahkemece Ziraat Bankası A.Ş. …şubesine yazılan yazıya verilen yanıtta: 13.03.2011 vadeli 2415 Euro tutarlı senedin Cantrak Trk. Tar. Mak. Ziraat Otomotiv… Ltd. Şti.’nin 07.01.2011 tarihli yazılı talimatına istinaden 13074544- 5002 no’lu hesabından tahsil edildiği bildirilmiştir.
Yine yazı ekinde eklenen belgelerin incelenmesinde, senet tahsilat-hesaptan başlıklı dekontta takibe konu senedin alacaklısı Türk Traktör ve Ziraat Mak. A.Ş. olduğu belirtilerek yazılı talimata istinaden davalı … Trk. Tar. Mak. hesabından bono bedelinin çekildiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından Ziraat Bankasına yazılan 07.01.2011 tarihli talimat yazısı gereğince de davaya konu senet bedelinin Cantrak tarafından yatırıldığı kaydının düşüldüğü görülmüştür.
Senette yetkili hamil olan dava dışı Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş. vekilinin 13.04.2015 tarihli yazısıyla da 13.03.2011 vade tarihli 2.415 Euro bedelli 76256 no’lu senedin T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’den tahsil edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu takibe konu bononun dava dışı yetkili hamil tarafından tahsil amacıyla Ziraat Bankası …şubesine verildiği, bono bedelinin davalının bankaya yazmış olduğu 07.01.2011 tarihli yazılı talimatı uyarınca bankada bulunan hesabından ödendiği, yapılan bu ödeme üzerine bankaca senedin ön yüzüne ödendi ibaresinin yazıldığı, senet aslının hala davalının elinde bulunmasının da söz konusu senedin davalı tarafından ödendiğine karine teşkil ettiği, her ne kadar davalı senet bedelini kendisinin ödediğini iddia etse de bu iddiasını herhangi bir yazılı delille ispatlayamamış olduğundan yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, HMK’nın 373/5. maddesi gereğince Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2019 gün 2018/1293 E – 2019/1964 K sayılı bozma ilamının kaldırılarak taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve davacı vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2019 gün 2018/1293 E. – 2019/1967 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, davalı ve davacı vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 11.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.