Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1123 E. 2022/6933 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1123
KARAR NO : 2022/6933
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13.02.2020 tarih ve 2009/84 E- 2020/45 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.12.2020 tarih ve 2020/1804 E- 2020/2119 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, öğretmenlik yaptığı sırada alınan 30.06.2004 tarihli rapor sonucu aktif öğretmenlik hayatına son verip emekliye ayrılan müvekkilinin annesinden intikal eden taşınmazın satışı için ortaklığın giderilmesine yönelik icra mahkemesinden yetki alınıp dava açıldığının öğrenildiğini, yapılan araştırmada davalı …’in ciroladığı 200.000.-TL bedelli senede dayalı olarak davalı … tarafından müvekkili aleyhine takip başlatıldığının görüldüğünü, müvekkilinin davalıları tanımadığını, ancak bir takım insanların eşi öldürülen müvekkilinin psikolojik durumundan yararlanarak taşınmazdaki hisseyi satmak için verilen boş senet metninin doldurulması suretiyle haksız çıkar amaçlı icra takibine başvurulduğunu düşündüklerini ileri sürerek müvekkilinin icra takibine dayalı davalılara 200.000.-TL borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, ödeme halinde istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu senedin TTK’nın 593. maddesi uyarınca cirolanıp 598. maddesi çerçevesinde iktisap edildiğini, keşideci ile lehdar arasındaki ilişkinin bilinemeyeceğini, şahsi defilerin iyiniyetli müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, lehdar …in müvekkilinden internet kafe devri ve aldığı bir miktar borç karşılığı senedi verdiğini savunarak davanın reddini, %40 oranındaki tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı …, dava dışı…’den alacağının bulunduğunu, karşılığında bir takım çekler vermişse de kendisinden çekleri ban… ibraz etmemesini isteyip yerine senet vereceğini söylediğini, senedi kabul ettiğini, çekleri…’e geri verdiğini, diğer davalıdan internet kafe devir ve babasından borç aldığını, bu sebeplerle senedi davalı …’e verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Adli Tıp Raporuna göre davacının hukuki ehliyetinin bulunduğu, ceza mahkemesince dinlenen tanık…’in “davacının eşinin öldürülmesine aracılık yaptığını, davacının bu aşamada kendisinden borç para istediğini, 40.000.-TL ödediğini, bunun dışında değişik zamanlarda daha başka paralar da verdiğini, davacının aldığı paraları eşini öldürmesi için dava dışı…’e verdiğini, davacıdan olan alacağına karşılık açık senet aldığını, sonradan bu senedi doldurup internet kafe devrinden doğan borç için davalı …’e verdiğini” ifade ettiği, belediyenin yazısından internet kafe devir işinin doğru olduğunun anlaşıldığı, Metin’in davalı …’e borçlu olduğu, verdiği 5 adet çekin gününde ödenmediğinin de dosyaya ibraz edilen çek fotokopileri ve banka yazısından anlaşıldığı, ödenmeyen çeklere karşılık davacının…’e verilen boş senedin…tarafından doldurulup, davalı …’e verildiği, davalı …’in de internet kafe devrinden doğan borcu nedeniyle bu senedi davalı …’e ciro ettiği, davalıların kötü niyetli sayılamayacakları, iyi niyetli davalı …’in söz konusu senedi icra takibine koymasında kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı …’in lehtar, davalı …’in hamil olduğu, …in “senedin müvekkiline dava dışı…tarafından borçlarına karşı verildiğini, kendisinin de İnternet … devir borcu ile, bir kısım borçlarına karşılık diğer davalıya verdiğini” ileri sürdüğü, …’in de diğer davalının savunmasını doğrulayarak “Nadir tarafından bir kısım vadeli çekler verildiğini, ancak ban… ibraz edilmemesi, durumunun iyi olmadığını söyleyerek çekleri iade ettiğini, beş adet çek karşılığında davaya konu senedi verdiğini” savunduğu, davacının, “dava konusu senedin adam öldürme eylemine aracılık ilişkisinden ve eylemin bedelinin tahsili amacına yönelik düzenlendiğini, bu nedenle de geçersiz olduğunu” ileri sürdüğü, davacı ve…’in Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde, davacının eşinin öldürülmesi davasında azmettirici sıfatıyla mahkum edildiği, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde de senedin davacı tarafından bu amaçla dava dışı…’e verildiği ve…’in de Nadir’e verdiğinin açıklandığı, tanzim tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 20. maddesinde “Bir akdin mevzuu gayrı mümkün veya gayrı muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olursa o akit batıldır”, 65. maddesinde “Haksız yahut ahlaka (adaba) mugayir bir maksat istihsali için verilen bir şeyi istirdada mahal yoktur.” hükümlerinin düzenlendiği, ahlaka aykırı sözleşmelerin geçersiz olduğu ve ahlaka aykırı bir amaç elde etmek için verilen şeyin iadesinin istenemeyeceği, mahkemenin “senedin davacının eşinin öldürülmesi karşılığında açık senet olarak alındığına” dair gerekçesinin taraflarca istinaf yoluna başvurulmadığından kesinleştiği, esasen Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin yargılaması sırasında da…tarafından bu hususun beyan edildiği, gerekçeli kararda da açıklandığı, 818 sayılı BK’nın 20. maddesi gereğince, ahlaka aykırı bir amaçla düzenlendiği sabit olan senedin, mutlak butlanla batıl olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının icra takibine konu 30.08.2006 tanzim, 30.10.2006 vade tarihli 200.000.-TL bedelli senetten dolayı davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, davalıların kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davalılardan senet hamili …’un dava konusu bonoyu davalı …’nden ciro yoluyla devralıp davacıya karşı icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulüne göre de dava konusu senet ahlaka aykırı bir amaçla davacı keşideci tarafından düzenlendikten sonra boş olarak dava dışı……’ya verilmiş, Metin … tarafından lehtar kısmı doldurulup …’ne, ondan da ciro yoluyla davalı …’a geçirilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesi yollamasıyla 599. maddesi uyarınca borçlu, senet metninden anlaşılmayan şahsi defileri, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunu kanıtlamadıkça iyiniyetli hamile karşı ileri süremez. Nitekim ilk derece mahkemesince de bu hususta araştırma yapılmış, dava dışı…… ile davalı … arasında borç alacak ilişkisi olduğu, ödenmeyen çeklere karşılık davacının düzenleyip dava dışı……’ya verdiği boş senedin…… tarafından doldurulup davalı …’ne verildiği, davalı …’in de internet kafe devrinden doğan borcu sebebiyle bu senedi ciro edip davalı …’e verdiği, davalıların kötüniyetli kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Dosyaya sunulan delillerden de davalı …’un senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği ispatlanamadığından kişisel defilerin doğrudan muhatabı olmayan davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı …’un temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı …’a verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’a iadesine, 12/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.