YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1292
KARAR NO : 2022/6630
KARAR TARİHİ : 04.10.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 03.07.2018 tarih ve 2016/1005 E. – 2018/490 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2018/2117 E. – 2020/1226 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle duruşma için belirlenen 04.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … , davalı …Ş. Vekili Av. … ve fer’i müdahil TMSF vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, davalı … banka devredilen … Bank A.Ş de bulunan mevduatına yönelik 15.12.1999-15.10.2009 tarihleri verilmeyen temerrüt faizinin ve malvarlığındaki azalmanın karşığının munzam zarar olarak fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.- TL’nin tahsili istemine yönelik olup, davacı tarafından dava dilekçesinde fazlaya ilikin haklarına dair dosyaya somut belge sunulmadığı gibi zararının hangi kalemden oluşup miktarının da gösterilmediği görülmüştür.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Temyiz Edilemeyen Kararlar” başlığını taşıyan 362/1-a maddesiyle, Bölge Adliye Mahkemelerince verilen ve miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin olarak verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu miktar, karar tarihi olan 26/11/2020 itibariyle 72.070,00 TL’dir. Dava değeri 1.000 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.10.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6098 Sayılı T.B.K.122 maddesinde ifade edilen munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankaya devredilen Egebank A.Ş Bodrum Şubesine 15.12.1999 tarihinde 33.000,00 TL mevduat yatırdığını, Egebank tarafından paranın Off-Shore hesabına rızası dışında aktırılması üzerine açtığı dava sonucunda mahkemece 15.10.2009 tarihinden itibaren faiz işletilmek suretiyle tahsiline karar verildiğini, 15.12.1999-15.10.2009 tarihleri arasında faize hükmedilmemesi nedeniyle 10 yıllık faiz kaybına uğradığını, yüksek miktarda munzam zararının gerçekleştiğini bildirerek zararı bilirkişi tarafından hesaplanmak üzere şimdilik 1.000,00 TL munzam zararının tahsiline karar verilmesi istemi ile 07.09.2016 tarihinde eldeki davayı açmıştır.
Yargılama sırasında düzenlenen 03.04.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacının 132.069,33 TL munzam zarar talep edebileceği mütalaa edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir.
Bu kez davacı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuş olup, sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Çoğunluğun, Bölge Adliye Mahkemesi kararının miktar itibariyle kesin olduğuna ilişkin görüşüne katılamıyoruz.
Dava, 6100 sayılı HMK 109/1 maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olup, Yasa’nın 362/2 maddesinde kısmi davada kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği düzenlenmiştir.
1.000,00 TL kısmi alacağın tahsili istemi ile açılan davada, bilirkişi raporu ile belirlenen alacağın tamamı da dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı tarihi itibariyle davanın miktar ve değeri HMK 362/1-a maddesinde öngörülen sınırın üzerinde bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabildir.
Davacının esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde miktar yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenle sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.