YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1307
KARAR NO : 2021/6992
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ : SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.09.2018 tarih ve 2017/430 E- 2018/526 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.01.2019 tarih ve 2018/1641 E- 2019/64 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.12.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacı bankadan ticari kredi kullanan…’ın müşterek-müteselsil kefili olarak 07.12.2012 tarihinde genel kredi sözleşmesini imzaladığını, sözleşmenin kefili olarak asıl borçlu…’ın kullandığı kredilerden kaynaklanan borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak ne borçlu ne de kefiller tarafından bankaya olan taahhütlerin yerine getirilmediğini ve borcun ödenmediğini, davalı borçluya ihtarname gönderildiğini, akabinde Ordu 3. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8053 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlanıldığını, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek davalının, davacı bankaya takip konusu 194.369,04 TL‘nin tüm fer’ilerinden borçlu olduğunun tespiti ile itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın tahsiline ve davalı aleyhine takip konusu borcun %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibin neye dayanılarak açıldığının bilinmediğini, takibe konu borcun kredi kartı borcu mu, genel kredi sözleşmesinden doğan borç mu, maaş avans borcu mu olup olmadığının anlaşılamadığını, ayrıca ödeme emrinde belirtilen faizin neye göre ve hangi oranda hesaplandığının belirtilmediğini, dosyaya sunulan sözleşmede geçen yazıların kesinlikle davalıya ait olmadığını, bu konuda müzakere edilen kefalet limiti ile sözleşmeye yansıyan kefalet limitinin farklı olduğunu, sözleşmenin kefalet kısmındaki yazının davalıya ait olup olmadığı hususunun incelenmesini talep ettiklerini, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarından birinin de belli geri ödeme planına imza atılmış olması olduğunu, oysa davalının hiç bir surette geri ödeme planına imza atmadığını, dolayısıyla davalı bakımından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Ordu 3. İcra Müdürlüğü’nün 2017/8053 esas sayılı dosyasında borçlunun yapmış olduğu itirazın 185.418.92 TL asıl alacak, 7.500.13 TL faiz, 374,99 TL BSMV, 350,24 TL masraf olmak üzere toplam 193.644,28 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak miktarı olan 185.418,92 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının açıkça kefalet sözleşmesi altındaki imzayı inkar etmediği, aksine sözleşme altındaki imzayı kabul ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporunun denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olduğu, sonuçta da mahkemenin bilirkişi raporunu dikkate alarak davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verdiği, mahkeme kararı ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, banka genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın müteselsil kefil davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
TBK 583. maddesine göre; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.”
Bu yasal düzenleme gereğince somut olayda, davalı …’un kefil olarak imzasının bulunduğu kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi gerekmektedir. Davalı vekili, müvekkilinin imzası bulunan 07.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan yazıların müvekkiline ait olmadığını bildirerek yazı incelemesi talep etmiştir. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesi’nce davalı …’un huzurda yazı ve imza örnekleri alınıp, 07.12.2012 sözleşme tarihine yakın tarihli (öncesi ve sonrası) samimi yazı ve imza örnekleri asılları dosyaya getirtilerek sözleşme aslı üzerinde yer alan ve yukarıya metni alınan hüküm uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğine etki eden yazıların davalıya ait olup olmadığının Yargıtay denetimine elverişli bir bilirkişi kurulu raporu ile saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yukarıda açıklanan şekilde yazı incelemesi yaptırıldıktan sonra davalı …’un 07.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi bakımından geçerli bir kefaletinin bulunduğunun belirlenmesi halinde, dosyada alınan 09.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davalı …’un 07.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesini imzaladığı ve ancak davalı …’un müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, müteselsil kefilinin… olduğu 21.10.2014 tarihli bir genel kredi sözleşmesinin de imzalanmış olduğunun bildirildiği gözetilerek konusunda uzman bilirkişiye dosya ve banka kayıtları üzerinde inceleme yetkisi tanınıp davacı bankanın takip ve dava konusu ettiği kredi alacağının hangi kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı, davalının kefaletinin bulunduğu 07.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı, davalının geçerli kefaletinin bulunduğu 07.12.2012 tarihli sözleşme kapsamında kullandırılmış bir kredi varsa banka alacağının ne kadar olduğu tespit ettirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabule göre ise işleyecek faiz oranı hususunda hüküm fıkrasında bir belirleme yapılmamış olmasına ve yine İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçeli kararının hüküm bölümünün üst kısmında kalan paragrafının yanlış ibareler içermesine rağmen davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddine karar verilmesi ve istinaf isteminin reddine dair kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hangi hükümlerine göre verildiğinin, esastan red kararı olup olmadığının belirtilmemiş olması usul, yasa ve dosya kapsamına aykırı olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.