Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1308 E. 2022/6854 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1308
KARAR NO : 2022/6854
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.10.2018 tarih ve 2016/1622 E- 2018/929 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.10.2020 tarih ve 2019/313 E- 2020/776 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin şifahen akdedilmiş acentelik sözleşmesi çerçevesinde acente sıfatıyla davalı şirketin ürettiği tekstil ürünlerinin Almanya’da satışını yaptığını, davalı şirketin 13/10/2015 tarihli email ile acentelik sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı olarak feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra müvekkili şirketin fatura ettiği ve çekişmesiz olan acente komisyonlarını ödemeyi de reddettiğini, defalarca görüşülmesine rağmen davalı şirketin ödemeyi yapmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin göndermiş olduğu ihtarname ile 38.496,73 Euro ödenmesini talep ettiğini, davalının bu ihtarnameyi cevapsız bırakması ile aleyhine Adana 5. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7422 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını,takibe haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin Türkiye’de ikamet etmeyen bir yabancı uyruklu şirket olduğunu ve teminat ödemesi gerektiğini, davacı tarafın TTK’nın 104. ve 106 maddesine aykırı davrandığını, müvekkilinin rakiplerine acentalık hizmeti verdiğini, sözleşmenin bu sebeple feshedildiğini, davacının aracılık ettiği satışlardan paraların tamamının tahsil edildikten sonra komisyona hak kazanılacağından takibe konu kabul edilmeyen faturalardan dolayı borçlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki acentalık sözleşmesinin 13.10.2015 tarihinde tek taraflı e-mail ile feshedilmiş olduğu davacı tarafından kabul edildiği halde bu tarihten sonra düzenlenen 14.12.2015 tarihli 22.705,93 Euro bedelli faturaya istinaden alacak talebinde bulunulmasının mümkün olmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olan ve ödenmediği sabit olan 13.228,02 Euro fatura alacağının tahsilinin talepte davacının haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne bu tutarın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükemdilmiştir.
Karara karşı davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.10.2015 tarihinde davalı tarafından tek taraflı olarak fesh edildiği, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 13.228,02 Euro bedelli faturanın davalı defterlerine işlenmiş olduğu, fesih tarihinden sonra düzenlenmiş bulunan dava konusu 22.705,93 Euro faturanında sözleşme devam ederken verilen siparişler üzerine düzenlendiği ve bu fatura tarihinin fesih tarihinden sonra düzenlenmiş olmasının geçerliğini etkilemediği, her iki fatura alacağı bakımından kabulüne karar verilmesi gerekirken, sadece 13.228,02 Euro bedelli fatura yönünden kabul kararı verilmesi doğru olmadığı, davacının ihtar ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, ilk derece mahkemesindeki bilirkişi raporunun faiz hesaplamasının usul ve yasaya uygun olduğu, İİK. m. 67 uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatına, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı tespit edilip bu miktar üzerinden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.170,82 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.