Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1394 E. 2022/8818 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1394
KARAR NO : 2022/8818
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 03.03.2020 tarih ve 2020/3 E. – 2020/85 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.12.2020 tarih ve 2020/892 E. – 2020/1316 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, alacağın tahsili için müvekkili tarafından Stuttgart (Asliye Hukuk) Mahkemesi’nde davalı aleyhine açılan davada yapılan yargılama neticesinde 86.912,62 Euro anaparanın 17.05.2006 tarihinden itibaren baz faize ek %5 faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiğini, yabancı mahkemenin yargılama masraflarına ilişkin olarak ek karar verdiğini, yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini iddia ederek Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi 8. Sivil Hukuk Dairesi’nin 14.08.2006 Tarih ve 8 O 511/05 sayılı karar ve yargılama masraflarına dair masraf tespit kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı konuda daha önce açılan davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, tenfiz koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, yabancı ilamın açıkça kamu düzenine aykırı olmadığı, tenfize konu yabancı mahkeme kararının aslının, tamamının onaylı tercümesinin sunulduğu, kararın mahkeme tarafından verildiği ve mahkeme hükmü taşıdığının anlaşıldığı, kendisine karşı tenfiz istenen davalının mahkemeye usulünce çağrıldığı, yine kararın da usulünce davalıya tebliğ edildiği, MÖHUK m. 54, 1/ç bendine de aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi 8 O 511/05 numaralı dosyasında verilen 14.08.2006 tarihli karar ile yargılama masraflarına ilişkin kararın tenfizine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi 8. Sivil Hukuk Dairesi’nin 14.08.2006 tarih ve 8 O 511/05 sayılı dosyasında verilen kararın apostille aslını ve onaylı tercümesini sunduğu, yabancı mahkeme ilamının incelenmesinde, davacı Sabahattin Uzgur tarafından davalı Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açılan alacak davasının münhasıran Türk Mahkemeleri’nin yetkisine giren bir konuya ilişkin olmadığı, yabancı mahkemece kendi maddi ve usul hukuk kuralları uygulanarak davanın çözüme kavuşturulduğu, kurulan hükümde kamu düzenine açıkça aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davalının o yer kanunlarına uygun bir şekilde mahkemeye çağrıldığı, dava dilekçesinin ayrıca diplomatik yolla davalı şirket vekiline tebliğ edildiği, davalının 86.919,62 Euro anaparayı 17.05.2006 tarihinden itibaren %5 faizi ile birlikte ödenmesine hükmedildiği, kararın diplomatik yolla davalı vekiline 23.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, yine Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi 8. Sivil Hukuk Dairesi’nin 14.08.2006 Tarih ve 8 O 511/05 sayılı masrafa ilişkin 25.08.2006 tarihli kararın da diplomatik yolla davalı vekiline 02.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kararın kesinleştiği, verilen hükmün MÖHUK’un 54. maddesinde belirtilen tenfiz şartlarını taşıdığı, bu çerçeve içerisinde mahkeme kararının tenfizine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

1) Dava konusu tenfizi talep edilen Federal Almanya Cumhuriyeti Stuttgart Asliye Hukuk Mahkemesi 8. Sivil Hukuk Dairesi’nin karar tarihi 14.08.2006 olup eldeki tenfize ilişkin dava 06.07.2018 tarihinde açılmıştır. Türk Mahkemeleri’nde tanıma veya tenfiz davasının açılması konusunda geçerli olan zamanaşımı süresinin ne kadar olacağına dair Türk hukukunda bir düzenleme yer almamaktadır. Başka bir deyişle MÖHUK’ta yabancı mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren ne kadar süre içerisinde Türk Mahkemeleri önünde tanıma ve tenfiz davasının açılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak doktrinde tenfizine karar verilecek icrai niteliği haiz hükümler bakımından kararın verildiği ülke hukukunda ilamların icrası için bir süre öngörülmesi durumunda o süre içerisinde yabancı mahkeme kararının Türk mahkemeleri önünde tenfizinin talep edilmesi gerektiği ifade edilmekte (Bkz. KÖLE, Mehmet; “Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizinde Usul”, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayı: 34, Yıl:2016, s. 84) olup bu hususta herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru değildir.
2) İİK’nın 39. maddesi uyarınca Türk Mahkemeleri’nce verilen bir ilamın icrası için öngörülen zamanaşımı süresi 10 yıldır. Yabancı mahkeme ilamlarının tenfizinde 10 yıllık sürenin dikkate alınmaması halinde, yabancı mahkeme ilamına Türk Mahkemeleri’nce verilen ilamlara göre icra kabiliyeti bakımından üstünlük tanınmış olacağından bu hususun dikkate alınmaması yerinde değildir. Bu durumun Türk kamu düzeni ile ilgili olduğu değerlendirilmektedir.
3) Öte yönden, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 55. maddesinin ikinci fıkrası; “… Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.” düzenlemesini içermekte olup bu hüküm uyarınca kararın verildiği ülke hukukunda ilamların icrası için öngörülmüş zamanaşımı süresinin dolmuş olması yabancı mahkeme ilamının yerine getirilmesine engel bir sebep oluşturacağından MÖHUK’un anılan maddesi mucibince araştırma yapılmaması da doğru görülmemiştir.