Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/1492 E. 2022/7227 K. 20.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1492
KARAR NO : 2022/7227
KARAR TARİHİ : 20.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Kovancılar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.11.2020 tarih ve 2019/207 E. – 2020/223 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında krom cevherinin maden ocaklarından çıkarılması ve davalı şirkete ait fabrika sahasına naklinin yapılması hususunda 07.08.2006 tarihli sözleşme bulunduğunu, sözleşme ile davacının her ay % 25 toleranslı olarak 2.000 ton cevher üretip davalı şirket fabrika sahasına teslim etmeyi üstlendiğini, ancak sahada yeterli cevher olmadığından edimin yerine getirilemediğini, çalışma sahasının bir kısmının askeri yasak bölgede kaldığı ve burada çalışma yapılamadığını, davalının bu durumları bilmesine rağmen sakladığını, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme gereği davacı tarafından verilen 75.000.-Amerikan Doları teminat mektubunun nakde dönüştürüldüğünü, davacının iş makinesi ve kamyon kiraladığını, bazılarını ise kredi çekerek satın aldığını, sözleşme feshedilince araçların banka tarafından satıldığını, cevher çıkartmak için çok miktarda yakıt parası ödediğini, davacının uğradığı zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 800,00 TL’nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca 75.000.-Amerikan Doları teminatın şimdilik 7.200,00 TL’sinin teminat mektubunun nakde çevrildiği tarihteki kur üzerinden TL’ye çevrilerek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 25.09.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 130.500.-TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 26.09.2007 tarihinde feshedildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri yapmadığını, 29.08.2007 tarihli yazı ile eksikliklerin giderilmesi istendiği ve aksi halde sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildirildiği, davacının teklif vermeden önce maden sahasını incelemesi gerektiği, basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacıya ait yüklenen edimin sözleşmenin kurulduğu sırada ifasının imkansız olduğu, ifa imkânsızlığının sözleşmenin kurulması sırasında da mevcut bulunması halinde, objektif yönden imkânsızlık bulunduğundan BK’nın 20. maddesi uyarınca borç ilişkisi esasen meydana gelmeyeceği, bu itibarla, taraflarca düzenlenen sözleşme batıl olduğundan, taraflar için hüküm ifade etmeyeceği, tarafların aralarındaki batıl olan ve taraflar için hüküm ifade etmeyen sözleşme kapsamında birbirlerine verdiklerini nedensiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmekle yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 129.700,00 TL teminat bedelinin 7.200,00 TL’si için dava tarihi olan 21/02/2012 tarihinden, 122.500,00 TL’si için ıslah tarihi olan 25/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının uğranılan zarar tazminatı olarak talep ettiği 800,00 TL tutarındaki tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı tarafından davacıya 30.000.-TL avans verildiği ve bu tutarın davacı lehine kabul edilen miktardan mahsup edilmediğine ilişkin temyiz sebebinin, mahkemenin 22/03/2017 tarih ve 2014/323 Esas 2017/78 Karar sayılı kısmen kabul kararının temyizi aşamasında ileri sürülmemiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6.644,81 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.